Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
TÜKONFED (Tüketici Konfederasyonu) Bankacılık Komisyonu Başkanı Hüseyin Ölmez, tgrthaber.com Ekonomi Editörü Bengü Sarıkuş’a borcunu ödeyemeyen firmalar için gelen yapılandırmanın detaylarını anlattı. Ölmez, firmaların bankalara olan borçlarını ödeyememesi durumunda devreye giren Finansal Yeniden Yapılandırma uygulamasının içeriği ve şartları hakkında tüketicileri uyardı.

Finansal yeniden yapılandırma uygulaması, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na 19 Temmuz 2019’da eklenen Geçici 32. Madde kapsamında yürütülüyor. Uygulama, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayıyla 28 Aralık 2025’ten itibaren iki yıl daha uzatıldı.

Mevzuata göre bankalar; finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleriyle kredi ilişkisi bulunan firmaların borçlarını çerçeve anlaşmalar kapsamında yeniden yapılandırabiliyor. Sistem, banka borcu 100 milyon TL’nin altında ve üstünde olan firmalar için iki ayrı grupta uygulanıyor.
Uygulamanın teorik olarak borçluyu korurken alacaklıyı da gözettiğini belirten Ölmez, "Finansal yapılanma, iflas yerine sürdürülebilirliği esas alan bir hukuki mekanizmadır. Belgeler üzerinde bakıldığında, borçlu şirketi, çalışanları ve nihayetinde toplumu koruyan bir yapısı vardır. Ancak uygulamada bu amacın ne ölçüde sağlandığı tartışmalıdır" dedi.

Kredi sisteminin temelini anlatan Ölmez, bankaların verdikleri kredilerin kaynağının vatandaşın tasarrufları olduğunu vurguladı. Ölmez "BDDK’nın 26 Aralık 2025 tarihli verilerine göre bankalarda 27,3 trilyon TL mevduat ve katılım fonu bulunuyor. Aynı tarihte toplam kredi tutarı 22,8 trilyon TL, takipteki alacak bakiyesi ise 578 milyar TL seviyesinde. Bankalardaki mevduat, ekonomimiz açısından finansal milli varlıktır ve milli bir değer olarak görülmelidir" dedi.
Ölmez, tasarruf eğiliminin düşük olmasının ve birikimlerin önemli bölümünün sistem dışında kalmasının, bu kaynağı daha da kritik hale getirdiğini ifade etti.

Takipteki alacakların sermaye israfı anlamına geldiğini söyleyen Ölmez, Türkiye’nin uluslararası karşılaştırmalardaki yerine dikkat çekerek "Takipteki kredi oranı G20 ülkelerinde ortalama yüzde 2, OECD ülkelerinde yüzde 1,7 civarındayken Türkiye’de yüzde 2,3 seviyesinde. 2025’te varlık yönetim şirketlerine satılan 14 milyar TL’lik alacak da eklenirse bu oran yüzde 3’e yaklaşıyor. Dünya ortalamasının altında olsa da finansal ve toplumsal açıdan risklidir" dedi.

TCMB’nin 25 Aralık 2025 tarihli bildirimine göre finansal yeniden yapılandırma kapsamında son işlemler Temmuz 2023’te gerçekleşti. Buna göre:
Büyük ölçekli: 502 firma kapsama alındı, 357 firmanın 141,5 milyar TL borcu yapılandırıldı
Küçük ölçekli: 101 firmadan sadece 42’sinin 488 milyon TL borcu yapılandırıldı
Temmuz 2023 sonrasında ise herhangi bir güncel yapılandırma verisi bulunmuyor.
Buna karşın konkordato ve iflas rakamları hızla arttı:
2023: 594 konkordato başvurusu, 348 iflas kararı
2024: 1.723 konkordato başvurusu, 132 iflas
2025 (ilk 11 ay): 4.364 konkordato başvurusu, 553 iflas kararı
"Bu tablo, finansal yeniden yapılandırmanın sahada yeterince işlemediğini gösteriyor" diyen Ölmez, sürecin iflası önlemede etkisiz kaldığını ifade etti.

Ölmez, bankaların kar maksimizasyonu yaklaşımı ile firmaların günübirlik borçlanma alışkanlıklarının birleştiğini söyleyerek "Firmalar öz sermayesini güçlendirmek yerine, eski borcu yeni borçla kapatıyor. Faiz yükü altında öz sermayesini bankaya devredip piyasadan çekiliyor. Bunun bedelini sadece firma sahipleri değil, çalışanlar ve tedarik zinciri de ödüyor" dedi.
Ölmez, piyasada "danışman" adı altında faaliyet gösteren ve firmaları yanlış yönlendiren kişi ve yapıların da sorunu derinleştirdiğini ifade etti.

Finansal kaynakların istismarının Türkiye için yeni olmadığını hatırlatan Ölmez, 2001 krizine atıf yaparak, "Banka kaynaklarının yanlış kullanımı, 19 Şubat 2001 krizinin de temel nedenlerinden biriydi" dedi.
Çözüm önerisinde bulunan Ölmez, "Finansal yeniden yapılandırmayı da kapsayan, sermayeyi verimli kullanan, üretim ve döviz kazandırıcı hizmetleri önceleyen, global sistemle bağlarını koruyan yeni yerli ve milli bir finansal sistem hızla tesis edilmelidir. Bu yapı, uygun faizlerle yabancı birikimleri de Türkiye’ye çekebilir" dedi.