Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
3 Kasım 2026'da yapılacak ABD ara seçimleri, Başkan Donald Trump'ın görev süresinin ortasında Kongre'deki siyasi dengeleri belirleyecek. Seçimlerin sonucu yalnızca ABD iç siyasetini değil; ekonomi, dış politika, NATO, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Orta Doğu politikalarını da etkileyebilir. Reuters'ın 2 Kasım tarihli analizine göre Demokratların Temsilciler Meclisi'ni geri alma ihtimali güçlü. Senato yarışında ise sonuç daha belirsiz.
Gerçekleşecek ara seçimler, yalnızca Kongre’nin yeni yapısını değil, Donald Trump’ın başkanlık koltuğundaki siyasi gücünü de belirleyecek. Anketler Demokratların yükselişine işaret ederken, Trump yönetimi için tehlike çanları çalıyor. Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger, ABD siyasetinde dengeleri değiştirebilecek seçimlerin perde arkasını ve Trump’ı bekleyen siyasi tabloyu Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a değerlendirdi.

ABD ara seçimleri, teknik olarak Kongre'nin yenilenmesi anlamına geliyor ancak siyasi açıdan Trump yönetimi için bir güven oylaması olarak değerlendirilebilir mi? Bu seçimin asıl siyasi anlamı nedir?
Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger: 3 Kasım 2026 tarihinde yapılacak olan seçimlerde Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamı ve 100 üyeli Kongre’nin üçte biri, tam olarak 35 üye yenilenecek. Seçimler evveliyetle, iki yıldan beri işbaşında olan Trump hükümeti bakımından güvenoyu anlamına gelmektedir. Seçmen, 3 Kasım 2026’da Trump’ın başkanlık kampanyası esnasındaki taahhütlerinin ne derece yerine getirildiği konusunda hükümete karne verecek.
Kamuoyu araştırmalarının da ortaya koyduğu üzere, Trump’ın arkasındaki seçmen desteği önemli ölçüde gerilemiş vaziyette. Tabii ki fotoğrafın tamamını seçim sonuçları açıklandığında göreceğiz. Bununla birlikte perşembenin gelişinin çarşambadan belli olduğu söylenebilir. Netanyahu kaybetti, Trump da kaybedecek. Aşağı yukarı şu tespitin kesinleştiğini söyleyebiliriz: Cumhuriyetçi Parti, 3 Kasım seçimlerinde Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu yitirecek. Senato bakımından da benzer bir tehlike söz konusu. Bununla birlikte Senato’da bir mucize olup da Cumhuriyetçi Parti çoğunluğu korusa bile bu durum Trump’ın topal ördek hâline gelmesine engel teşkil etmeyecek.

Trump, 2024'te elde ettiği seçim başarısının ardından geçen süreçte ABD toplumunun hangi kesimlerinde desteğini koruyabildi, hangi kesimlerde ciddi bir memnuniyetsizlikle karşı karşıya?
Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger: Trump’ı 2024 başkanlık seçimlerinde muhafazakâr düşünce kuruluşları, Evanjelik Hristiyanlar ve milyarderler destekledi. Trump, kampanya döneminde göçmenleri hedef alan konuşmalar yaptı. İşsizliği sona erdirmek için dış dünyada bulunan şirketlerin ABD’ye dönmesini ve yatırım yapmasını istedi. ABD’nin savaşlardan uzak duracağını, barışı tesis etme misyonu ile hareket edeceğini, Ukrayna-Rusya Savaşı başta olmak üzere pek çok savaşı barış anlaşması ile çözüme kavuşturacağını iddia etti.
İki yılın sonunda ortaya çıkan manzara ise çok farklı. Ukrayna Savaşı’nda Trump hükümeti ile birlikte ABD’nin tutumu değişti. Trump, 2025 Ağustos ayında Alaska görüşmesinde de ortaya çıktığı üzere Putin’in tezlerine destek verdi. Buna rağmen bir uzlaşı ve barış mümkün olmadı. Savaşın seyri ve geleceği konusunda ABD ile NATO’nun Avrupalı ortakları arasında görüş ayrılıkları belirgin hâle geldi. Ukrayna ve İran savaşları nedeniyle doğal gaz ve petrol fiyatlarında kaydedilen artış, ABD seçmeninin Trump aleyhine yönelmesine neden oldu.
Bununla birlikte savunma sanayi şirketleri Trump iktidarından memnunlar tabii ki. Trump, 2027 yılında ABD Savunma (Savaş) Bakanlığı bütçesini 1 trilyon 600 milyar dolara çıkardı. Devam eden savaşlar nedeniyle şirketlerin cirolarında ve kârlarında devasa artış görüldü. Benzer şekilde enerji şirketleri de Trump iktidarından memnun. Emrivaki ile uluslararası hukuka aykırı olarak Venezuela petrol rezervinin bir bölümü mukavelelerle ABD’li petrol şirketlerine devredildi. Öte yandan ortalama ABD vatandaşının refahında taahhüt edilen iyileşme de bir türlü sağlanmadı.

Cumhuriyetçiler Kongre'deki çoğunluğu kaybederse Trump'ın başkanlık yetkilerini kullanma kapasitesi ne ölçüde sınırlanır?
Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger: Trump, 3 Kasım seçimlerinde Kongre’de çoğunluğu kaybedecek. Bu artık kesinleşti diyebiliriz. Bu durumun doğal bir sonucu olarak da Trump’ın kalan görev döneminde uygulayacağı politikalarda sıkıntı yaşanacak.
Bu sıkıntı en başta bütçe ve harcama kalemlerinde gündeme gelecek. Çünkü ABD sisteminde bütçe ve harcama yasaları önce Temsilciler Meclisi’nde görüşülmektedir. İlave olarak, borç ve bütçe konularında eğer iki parti arasında koordinasyon veya uzlaşı sağlanamazsa hükümetin kapanması denilen durum gündeme gelecektir. Temsilciler Meclisi’nde komitelerin başkanlıkları Demokratların uhdesine geçecektir.
Ayrıca Temsilciler Meclisi içerisinde salt çoğunlukla Trump hakkında azil kararı alınabilir. Bununla birlikte bu kararın uygulamaya aktarılması mümkün olmayacaktır. Zira başkanın azli için aynı zamanda Senato’da üçte iki çoğunluk oyu gerekmektedir. Bir diğer konu, Cumhuriyetçiler Temsilciler Meclisi çoğunluğunu kaybettiğinde yasa çıkarmada zorluk yaşayacaktır. Bunu aşmak için de ülkeyi kararnamelerle yönetecektir. Ancak kararname hâlinde bile bütçe bakımından Temsilciler Meclisi onayına ihtiyaç vardır. Netice olarak 3 Kasım sonrası dönemde Trump’ın birden çok alanda büyük zorluk yaşayacağı açıktır.

Bu seçimleri 2028 başkanlık yarışının ilk büyük sınavı olarak okumak mümkün mü? Ara seçimlerin sonuçları Cumhuriyetçi Parti'de Trump sonrası dönemin aktörlerini ve Demokratların yeni liderlik arayışını nasıl etkileyebilir?
Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger: 2028 yılı başkanlık seçimlerine daha iki sene var. Trump’ın bir kez daha yarışa katılıp katılmayacağı tartışılan bir konu. ABD Anayasası’nın 22. maddesi şu şekildedir: “Hiç kimse başkanlık makamına iki defadan fazla seçilemez.” Bununla birlikte Trump, birinci başkanlık dönemi ile ikinci başkanlık dönemi arasında Demokrat başkan olduğu için farklı bir yorum yapma çabası içerisindedir. Yani bu madde, Trump tarafından “arka arkaya iki kez seçilemez” şeklinde yorumlanmaktadır. Bu konuda nihai kararı Yüksek Mahkeme verecek.
Genel kabul gören düşünce, Trump’ın bir daha aday olamayacağı şeklinde. Dolayısıyla 2028 seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı Trump dışında bir aday olacak. Yarışta Başkan Yardımcısı JD Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun yer alması sürpriz olmayacak.
Demokrat Parti cephesine gelince, bu partinin 2024 yılında başkan adayı Kamala Harris idi. Demokrat Partili eski başkanların destek açıklamalarına rağmen seçimleri kaybetti. Benim tahminim, Demokratların başkan adayının Kaliforniya Valisi Gavin Newsom olacağı yönünde.
3 Kasım 2026 seçimleri, iki yıl sonra yapılacak başkanlık yarışını tabii ki önemli ölçüde etkileyecek. Ama öte yandan, önümüzdeki iki yılda ulusal ve küresel düzeydeki gelişmelerin başkan adaylarının belirlenmesinde rol oynayabileceğini unutmamak gerekiyor.
| Konu / Kategori | Detaylar ve Değerlendirmeler |
|---|---|
| Analizi Yapan Uzman | Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger |
| Seçim Takvimi | 3 Kasım 2026 Ara Seçimleri ve 2028 Başkanlık Seçimleri |
| Trump ve Adaylık Durumu | ABD Anayasası'nın 22. maddesi iki defadan fazla seçilmeyi yasaklamaktadır. Trump bu kuralı 'arka arkaya iki kez seçilemez' şeklinde yorumlasa da nihai kararı Yüksek Mahkeme verecektir; genel kabul bir daha aday olamayacağı yönündedir. |
| Cumhuriyetçi Parti Muhtemel Adayları | JD Vance (Başkan Yardımcısı), Marco Rubio (Dışişleri Bakanı) |
| Demokrat Parti Muhtemel Adayları | Gavin Newsom (Kaliforniya Valisi) — 2024 adayı Kamala Harris seçimi kaybetmiştir. |
| Aday Belirleme Sürecindeki Etkenler | 2026 ara seçim sonuçları ile önümüzdeki iki yılda yaşanacak ulusal ve küresel gelişmeler. |