Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Türkiye'de doğurganlık hızı, nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1 oranının altına geriledi. Tek kişilik hanelerin oranı ise yüzde 20’ye ulaştı.. 2000’li yılların başında 2,38 olan doğurganlık hızı 2024 yılında 1,48’e geriledi ve Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine ulaştı. Türkiye’nin hızla derinleşen doğurganlık krizini ve her yönden çözüm yollarını değerlendiren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye’de İş Dünyası’na verdiği kapsamlı röportajda alınan önlemleri ve yeni destek mekanizmalarını açıkladı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, doğurganlık hızının kritik eşik olan 2,1’in altına düşmesinin sıradan bir nüfus değişimi değil, yapısal bir kırılmaya işaret ettiğini vurguladı. Bakan Göktaş, "2000’li yılların başında 2,38 olan doğurganlık hızı, 2017 yılından itibaren nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1’in altına düştü ve 2024 yılında 1,48’e gerileyerek Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine ulaştı. Bugün hanelerin önemli bir kısmında artık çocuk bulunmuyor. Tek kişilik hanelerin oranı yüzde 20’ye ulaşmış durumda. Bu gelişmeler, doğurganlık hızındaki düşüşün alarm verici bir boyuta ulaştığını gösteriyor" ifadesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da konunun önemine dikkat çektiğini hatırlatan Göktaş, bu sürecin artık Türkiye açısından bir “varoluşsal tehdit” niteliği taşıdığını söyledi.

Bakanlık tarafından yürütülen kapsamlı saha araştırmaları, gençlerin evlilik ve çocuk sahibi olma kararlarını etkileyen faktörlerin yalnızca ekonomik nedenlerle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.
Bakan Göktaş, "Eğitim sürelerinin uzaması, iş hayatına geçişin gecikmesi ve kariyer beklentilerinin artması evlilik ve çocuk sahibi olma kararlarının daha ileri yaşlara ertelenmesine neden oluyor. Aile yapısındaki dönüşüm, bireyselleşme eğilimlerinin artması ve tek kişilik hanelerin yaygınlaşması da bu süreci hızlandırıyor" dedi.
Geleneksel dayanışma ağlarının zayıflamasının da önemli bir etken olduğunu vurgulayan Göktaş, genç çiftlerin çocuk yetiştirme sürecinde yeterli sosyal destek bulamayacakları kaygısıyla ebeveynlik kararlarını daha temkinli aldıklarını ifade etti.
Cumhuriyetin ilk yıllarından 1960’lara kadar uygulanan nüfus artırıcı politikalar sayesinde doğurganlık hızının kadın başına yaklaşık yedi çocuğa kadar çıktığını hatırlatan Bakan Göktaş, 1960’lardan itibaren kalkınma hedefleri doğrultusunda nüfus artışının sınırlanmasının benimsendiğini söyledi.A

Doğum oranlarını artırmaya yönelik politikaların merkezinde ailelerin yaşam maliyetleri, çocuk bakım hizmetleri ve iş-yaşam dengesi yer alıyor. Bakan Göktaş, özellikle ekonomik destek mekanizmalarının son iki yılda ciddi biçimde genişletildiğini açıkladı.
Aile ve Gençlik Fonu kapsamında yürütülen Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi ile genç çiftlere önemli finansman desteği sağlandığını belirten Göktaş,
“18-25 yaş aralığındaki çiftlere 250 bin TL, 26-29 yaş aralığındaki çiftlere ise 200 bin TL olmak üzere, 2 yıl geri ödemesiz ve 48 ay vadeli kredi desteği sağlıyoruz. 48 ay içinde çocuk sahibi olunması hâlinde kredi geri ödemeleri 12 ay erteleniyor" diyerek destekleri duyurdu.
Ocak 2026 itibarıyla 56 bini aşkın çifte kredi ödemesi yapıldığını, 138 bin kişiye evlilik öncesi eğitim ve danışmanlık hizmeti sunulduğunu belirten Göktaş, ekonomik teşviklerin sahaya güçlü biçimde yansıdığını vurguladı.

2015’ten bu yana verilen doğum yardımlarında 2025 Aile Yılı kapsamında köklü bir reforma gidildi.

İlk çocuk için: 5.000 TL tek seferlik ödeme
İkinci çocuk için: aylık 1.500 TL
Üçüncü çocuk ve sonrası için: aylık 5.000 TL
Bu ödemeler, çocuklar 5 yaşına gelene kadar annelerin hesaplarına düzenli olarak yatırılacak.

Şehirler arası ulaşımda yüzde 40’a varan indirim
Tren seyahatlerinde ailelere yüzde 15, yeni evli çiftlere yüzde 50 indirim
THY iç hat uçuşlarında ailelere yüzde 15 indirim
Sinemalarda yüzde 40’a varan halk günü indirimi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle ilan edilen 2026–2035 Aile ve Nüfus 10 Yılı, Türkiye’nin demografik geleceğini güvence altına almayı amaçlıyor. Bakan Göktaş, bu kapsamda mevzuattan eğitime, sağlıktan sosyal politikalara kadar geniş bir reform sürecinin hayata geçirileceğini vurguladı.