Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Ekonomist Sefer Humar, TGRT Haber ekranlarında yaptığı değerlendirmelerde, son dönemde Borsa İstanbul’da yaşanan sert yükselişleri, yatırımcı psikolojisini, faiz beklentilerini ve vatandaşlık maaşı tartışmalarını kapsamlı şekilde değerlendirdi. Humar, özellikle yüksek enflasyon ortamında yatırımcıların “paralarını koruma” refleksiyle hareket ettiğini vurgulayarak, borsadaki yükselişin geçici değil daha kalıcı bir eğilim olabileceğini söyledi.

Canlı yayında piyasadaki yükselişi değerlendiren Humar, vatandaşın artık ekonomiyi günlük hayatın merkezinde yaşadığını belirterek "Şu an bugün piyasaya baktığınızda yatırımcının yatırımlarını aradığı, yani daha doğrusu yatırımlarını nereye alokasyon edelim, nereye götüreyim diye bir durumu var. Açıkçası bugün vatandaşın en çok konuştuğu başlıklara baktığımızda hem doları görüyor, hem altını görüyor, hem market fiyatlarını görüyor, hem diğer emtiaları görüyor" dedi.
Borsadaki yükselişin temel nedenlerinden birinin hisselerin ucuz kalması olduğunu dile getiren Humar, şöyle konuştu: "Borsada şu an özellikle birçok hissenin defter değerinin altında olması, yani ucuz olmasından dolayı tüm yatırımcıların borsaya doğru yatırımlarını yönlendirdiğini söyleyebiliriz.”

Programda bankacılık hisselerindeki hareketlilik ve faiz beklentileri de gündeme geldi. Humar, "Açıkçası benim şahsi kanaatim düşmez. Neden düşmez? Borsaya doğru bir kayma olacaktır muhtemelen mevduat faizlerinden. Aynı şekilde para piyasası fonları veya benzer fonlardan da çıkış olup tekrardan borsadaki hisselere doğru bir kayış olacağını düşünüyorum" diyerek mevduat faizlerinde sert bir düşüş beklemediğini belirtti.
Humar, bankalarda faiz oranlarında artış yaşandığını da ifade ederek, "Mevduat faizlerinin özellikle Merkez Bankası’nın son aldığı faizleri sabit tutması ve şu an diğer bankalarda da açıkçası faizlerde bir puanlık ya da bir buçuk puanlık gibi bir artış olması nedeniyle mevduat faizlerinin çok düşmeyeceğini düşünüyorum" dedi.

Ekonomideki yüksek enflasyon ortamının yatırımcı davranışlarını değiştirdiğini söyleyen Humar, "Borsadaki yükselişin bir kısmı ekonomik beklentilerden ziyade paranın aslında tamamen yön arayışından kaynaklanıyor. İnsanlar şunu düşünüyor: ‘Bankada duran param ya da cebimde olan param enflasyon karşısında değerini kaybetmesin. Mevduat faizinin üstünde bir tık daha fazla ben nereden tasarruf edebilirim ya da yatırımlarımı koruyabilirim?’ Bu nedenle bir alternatif arayışı diyebiliriz aslında" şeklinde konuştu.

Bilançoların genel olarak olumlu geldiğini söyleyen Humar, "Sektörel bazda baktığınızda birçok sektörün özellikle bilançolarının iyi geldiğini görebiliyoruz. Türkiye’de zaten Borsa İstanbul’daki hisse senetlerinin en azından BIST 30 diyebilirim, burada promotör hisseler var. Özellikle savunma sanayi, sanayi ve buna benzer sektörlerde bilançolar iyi açıklanıyor" dedi.

“Borsada son zamanlarda hisse senetlerine yatırımcılar ‘Ne kadar kazandım?’ diye bile bakmıyor. ‘Ne kadar alım gücümü korudum?’ diye yatırımlarını değerlendiriyorlar.”
Bu durumun küresel ölçekte yaşanan “varlık enflasyonu” ile bağlantılı olduğunu belirten Humar, "Bu Türkiye’ye özgü bir şey değil. Dünyada da son yıllarda ciddi bir varlık enflasyonu var. Yani sadece hisse senetleri değil; emtialar, gayrimenkuller, değerli metaller… Bunun dışında pandemi sonrası dünyada büyük bir likidite oluştu" ifadesini kullandı.

“Kim ortaya attıysa ya da bu fikri ilk kim tohumlandırdıysa toplumdaki gelir anlamındaki kırımı doğru okuyan bir bakış açısı ortaya koymuş. Çünkü artık mesele sadece büyümek değil, büyümenin nasıl paylaşıldığı" diyen Humar, "Devlet diyor ki: ‘Belirli bir gelir seviyesinin altında kalan aileleri tamamen sistem dışında bırakamam.’ Bu sosyal devlet açısından önemli bir yaklaşım" dedi.

Dünyadaki örnekleri de değerlendiren Humar, Finlandiya, Kanada, İngiltere ve İsviçre’deki uygulamalara dikkat çekti.
"Vatandaşlık maaşı kısa vadede nefes aldırabilir ama tek başına çözüm değildir. Kalıcı refah yardım dağıtmanın dışında, ekonomik ya da finansal piyasaların içine katarak üretimi artırarak oluşur diye düşünüyorum. Üretmeden dağıtılan paranın bir süre sonra enflasyon olarak geri dönebileceğini, bu yüzden bu modelin mutlak üretim ekonomisiyle birlikte yürütülmesi gerektiğini düşünüyorum. Güçlü ekonomi evet, sosyal devlet çok kıymetli ama sadece yardım dağıtan değil, vatandaşını yardıma ihtiyaç bırakmayan ekonomi anlayışıyla beraber yürümek gerekiyor" şeklinde konuştu.
Ekonominin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını söyleyen Humar, "Benim şahsi kanaatim ekonomi sadece para yönetimi değildir. Tamamen psikoloji yönetimi, beklenti yönetimi, güven yönetimi ve toplum psikolojisi yönetimidir. Asıl mesele geleceğe inanan insan sayısını artırmaktır" dedi.