Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Küresel enerji piyasalarının gözü yeniden Orta Doğu’ya çevrildi. Bölgede artan jeopolitik riskler, petrol fiyatlarının daha da yükselebileceği beklentisini güçlendiriyor.
Uzmanlar, gerilimin tırmanmaya devam etmesi halinde Brent petrolün varil fiyatının 100 dolar seviyesine kadar çıkabileceğini belirtiyor. Piyasaların şu aşamada doğrudan bir üretim kaybından çok, petrolün taşınması ve sevkiyatın güvenli biçimde sürdürülebilmesiyle ilgili riskleri fiyatladığı görülüyor.

Phillip Nova Analisti Priyanka Sachdeva’ya göre mevcut tabloda üretim kaybından ziyade lojistik riskler öne çıkıyor. Ancak saldırıların sürmesi halinde taşımacılıkta yaşanan sıkıntılar ile gerçek arz kaybı arasındaki fark kısa sürede kapanabilir.
Sachdeva, enerji piyasaları açısından en kritik senaryonun Babülmendep ve Hürmüz boğazlarında petrol sevkiyatının aynı anda ve uzun süre kesintiye uğraması olduğunu söyledi. Böyle bir gelişme, küresel petrol taşımacılığı üzerinde ciddi baskı yaratabilir.
Alternatif sevkiyat güzergâhlarının oldukça sınırlı olması da riski büyütüyor. Yani deniz taşımacılığında yaşanabilecek uzun süreli bir aksama, enerji maliyetlerini kısa sürede yukarı çekebilir. Bunun etkisi yalnızca akaryakıt fiyatlarıyla da sınırlı kalmayabilir; daha geniş çaplı bir enflasyon baskısı gündeme gelebilir.
Bu gelişmelerin etkisiyle ICE’de işlem gören Eylül vadeli Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2,3 artarak 96,23 dolara yükseldi. Batı Teksas tipi ham petrolün varili ise yüzde 1,9 primle 88,48 dolara çıktı.

Goldman Sachs, 2026 yılının dördüncü çeyreğine yönelik Brent petrol tahminini varil başına 80 dolar seviyesinde tuttu. Banka, ABD ile İran arasındaki gerilimin yıl sonuna kadar azalması durumunda bile Orta Doğu’daki üretim düşüşünün fiyatlara destek vermeyi sürdürebileceğini öngörüyor.
Kuruluşa göre yılın ikinci yarısında bölgede yaşanması beklenen üretim kaybı, petrol fiyatlarını destekleyen temel unsurlardan biri olacak. Buna karşılık Haziran ayında Orta Doğu üretiminin tahminlerden yüksek gelmesi ve Çin, Güney Kore ile Orta Doğu’daki talebin zayıf seyretmesi fiyatlar üzerindeki aşağı yönlü baskıyı artırıyor.
Goldman Sachs, küresel petrol stoklarının düşmeye devam etmesi, yaz aylarında artan seyahat talebi ve OECD ülkelerinin stratejik petrol rezervi satışlarını belirgin biçimde yavaşlatmasının fiyatları destekleyeceğini düşünüyor.
Bankaya göre bu gelişmeler, petrolün Temmuz ve Ağustos aylarında elde ettiği yükselişin büyük bölümünü korumasını sağlayabilir.
Hürmüz Boğazı’nın açık kalacağı varsayımıyla Goldman Sachs, 2027 yılında Brent petrolün ortalama 75 dolar, ABD tipi WTI ham petrolün ise ortalama 70 dolar seviyesinde işlem göreceği tahminini sürdürüyor.
Kurum, günlük 3,2 milyon varillik arz fazlası beklentisine rağmen Brent petrolün 60 doların altına kalıcı biçimde gerilemesini beklemiyor. Bunun nedeni olarak küresel stratejik petrol stoklarındaki artış ve ABD kaya petrolü üretiminin fiyat hareketlerine karşı duyarlılığı gösteriliyor.

Petrol piyasasındaki riskler yalnızca yukarı yönlü değil. Ancak en sert fiyat senaryosu açıkça Hürmüz Boğazı’na bağlı. Goldman Sachs’a göre boğazdaki sevkiyatın uzun süre kesilmesi halinde Brent petrol, 2026 yılının son çeyreğinde 120 doların üzerine çıkabilir. Böyle bir tabloda 2027 yılı ortalama fiyatı da 100 dolar seviyesine ulaşabilir.
Diğer tarafta ise tam tersi bir ihtimal bulunuyor. Küresel arzın beklentilerin üzerine çıkması ve talepteki zayıflığın kalıcı hale gelmesi durumunda Brent petrolün 2027 yılının sonuna kadar 60 doların alt bandına gerileyebileceği belirtiliyor.