Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

ABD ile İsrail’in İran’a yönelik askeri hamleleri, küresel enerji piyasalarında zaten yüksek olan tansiyonu daha da artırdı. Uzmanlara göre asıl risk, arz tarafındaki bozulmanın kısa süreli kalmaması. Eğer aksamalar nisan ayını aşarsa, petrol fiyatlarında çok daha sert bir hareket görülebilir.

Wall Street Journal’ın, Suudi Arabistanlı enerji yetkililerine dayandırdığı habere göre, arz sıkıntısının devam etmesi halinde petrolün varil fiyatı 180 dolar seviyesinin üzerine çıkabilir. Piyasalarda konuşulan en sert senaryolardan biri bu. Açıkçası, enerji tarafında kırılganlığın ne kadar büyüdüğünü de gösteriyor. Bu beklentileri güçlendiren gelişmelerin başında, İran ve Orta Doğu’daki enerji altyapılarına yönelik saldırılar geliyor. Bölgedeki gerilim arttıkça, çatışmaların daha geniş bir alana yayılabileceği kaygısı da büyüyor. İsrail’in Güney Pars gaz sahasına yönelik operasyonları sonrası Tahran’ın sert karşılık vermesi, bu kaygıları daha görünür hale getirdi. Dünyanın en büyük doğalgaz rezervlerinden birine sahip olan bu saha, küresel enerji dengesi açısından kritik bir noktada duruyor.

İran’ın misilleme adımlarında petrol tesislerinin öne çıkması ve Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nı büyük ölçüde kapalı tutması, enerji arzını doğrudan etkiledi. Zaten piyasaların en hassas olduğu yer de burasıydı. Bu gelişmeyle birlikte hem petrol hem de doğalgaz fiyatlarında hızlı yükselişler görüldü. Hürmüz Boğazı’ndaki sıkışma, yalnızca bölge ülkelerini değil, küresel enerji akışının tamamını ilgilendiriyor. Bu yüzden yaşanan her yeni gerilim, fiyatlara neredeyse anında yansıyor.

Fiyat artışları, enerji ihracatçısı ülkelerin gelirlerini yukarı taşıyor. Ancak işin öteki tarafında, yani talepte, tablo pek rahat değil. Uzmanlar, petrolün aşırı pahalanması halinde küresel alıcılar için maliyetlerin sürdürülemez seviyelere çıkabileceği uyarısında bulunuyor.