Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Reel sektörün net döviz pozisyonu açığının 213 milyar doları aşarak tarihi zirveye ulaşması, şirketlerin dövizle borçlanma eğilimini yeniden gündeme taşıdı. Yüksek TL kredi faizleri karşısında daha düşük maliyetli döviz kredilerine yönelen şirketler, kur riskini de üstleniyor. Peki, bu tablo ekonominin geleceği açısından ne anlama geliyor? Ekonomist Necmettin Batırel, şirketlerin dövizle borçlanma eğilimine ilişkin kritik değerlendirmelerde bulundu.

Kurların enflasyon oranının altında kalması (yani Türk lirasının reel olarak değer kazanması), şirketleri yabancı para cinsinden borçlanmaya adeta teşvik ediyor. Merkez Bankası verilerine göre reel sektörün net döviz pozisyonu açığı 213 milyar 6 milyon dolar ile tarihi zirvesine ulaştı. Şirketler neden risk üstleniyor?
Ekonomist Necmettin Batırel, "Merkez Bankası'nın uyguladığı yüksek politika faizi, yatırımcılar için Türk lirası mevduatını ve TL bazlı varlıkları dövize kıyasla çok daha cazip hâle getirdiği için. Yerli yatırımcılar yüksek faizden yararlanmak için döviz almak yerine satışını tercih ediyor, TL'ye geçiyor. Yurda sıcak para girişi artıyor. Piyasadaki döviz arzı artarken TL'ye olan talep yükseldiği için kur üzerindeki yukarı yönlü baskı hafifliyor.

Ekonomi yönetiminin piyasadaki TL miktarını (likiditeyi) sıkılaştırması, kredilere ulaşımı zorlaştırır ve genel tüketim eğilimini yavaşlatır. Bireylerin ve şirketlerin ellerinde dövize yönlendirecek "fazla" bir nakit kalmadığında, dövize olan yerel talep bıçak gibi kesilir. Talep azaldığı için döviz fiyatları yatay veya sınırlı artış gösterirken geçmiş maliyetler, yüksek kiralar, hizmet sektörü zamları ve ücret artışları nedeniyle mal ve hizmetlerin fiyatı (enflasyon) yükselmeye devam eder" dedi.
İç piyasada enflasyonla mücadele için uygulanan yüksek politika faizleri nedeniyle TL cinsi ticari kredi faizleri çok yüksek seviyelerde olduğunun altını çizen Batırel, "Buna karşılık dolar veya avro cinsi kredilerin faizleri çok daha düşük. Kurun yıl sonunda enflasyon kadar artmayacağını, yani yatay ya da sınırlı yükseleceğini öngören firmalar, yüksek TL faizi ödemek yerine düşük faizli döviz kredisi kullanmayı çok daha avantajlı ("ucuz") bir finansman yöntemi olarak görüyor.
Yüksek enflasyon ortamında işletmelerin işletme sermayesi ihtiyacı katlandı. Ancak bankalardan TL ile borçlanmanın maliyeti (faiz yükü) kâr marjlarını tamamen eritecek düzeyde olduğu için firmalar kaçınılmaz olarak yönünü dövize çeviriyor" şeklinde konuştu.
| Ekonomik Gelişme / Politika | Piyasaya ve Bireylere Etkisi | Döviz Piyasası ve Enflasyona Etkisi | Şirketlerin Finansman Tercihi |
|---|---|---|---|
| Piyasadaki TL likiditesinin sıkılaştırılması | Kredilere erişim zorlaşır, genel tüketim eğilimi yavaşlar; birey ve şirketlerin elinde fazla nakit kalmaz. | Dövize yerel talep bıçak gibi kesilir, döviz kurları yatay veya sınırlı artış gösterir. | İşletme sermayesi ihtiyacı artmasına rağmen TL borçlanma kısıtlanır. |
| Yüksek politika faizleri ve TL kredi faizleri | Bankalardan TL ile borçlanmanın faiz maliyeti kâr marjlarını eritecek seviyelere ulaşır. | Geçmiş maliyetler, kiralar ve ücretler nedeniyle enflasyon yükselmeye devam eder. | Firmalar, yüksek TL faizinden kaçınarak daha düşük faizli döviz kredilerine yönelir. |
| Döviz kredisi faizlerinin düşüklüğü ve kur beklentisi | Kurun enflasyondan daha az artacağı öngörüsü oluşur. | Döviz kuru üzerindeki artış baskısı sınırlı kalır. | Şirketler döviz kredisini daha avantajlı ve ucuz bir finansman yöntemi olarak görür. |