Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Yapay zekâ, insanlığın geleceğini değiştirecek en büyük teknolojik devrimlerden biri olarak gösterilirken, bu alana yapılan dev yatırımlar küresel ekonomide yeni bir endişe dalgasını beraberinde getirdi. Teknoloji şirketlerinin milyarlarca dolarlık harcamalarına rağmen beklenen kazancı elde edememesi, piyasalarda yapay zekâ balonu tartışmalarını güçlendirdi. Bir dönem yatırımcıların gözdesi olan teknoloji hisselerinde yaşanan satışlar, 2000 yılındaki internet balonunu yeniden gündeme taşırken, gözler şimdi şirketlerin bu devasa yatırımları nasıl karşılayacağına çevrildi. Tgrthaber.com editörü Şenay Yurtalan ile konuşan Ekonomi Yazarı Necmettin Batırel, yapay zekâ çılgınlığının arkasındaki riskleri ve insanlığı bekleyen tehlikeleri çarpıcı ifadelerle değerlendirdi.

ABD ve Avrupa borsalarında 3 haftadan beri yapay zeka şoku yaşandığına dikkat çeken Ekonomi Yazarı Necmettin Batırel, Teknoloji devlerinin bu sistem için dev yatırımlara yönelik derin (balon) şüpheler oluştuğunu vurguladı “Gelen zayıf finansal bilançolar büyük hayal kırıklığı meydana getirdi.” Değerlendirmesinde bulunan Batırel, “Wall Street liderliğinde başlayan bu satış dalgası, küresel piyasalarda milyarlarca dolarlık değer kaybına yol açtı. Buna hangi gelişmeler yol açtı? Yüksek Maliyet - Düşük Getiri Kaygısı: Alphabet, Amazon, Intel ve Microsoft gibi devler, yapay zeka altyapıları (veri merkezleri, çipler, enerji hatları) için büyük nakit harcamalar yapıyor. Ancak açıklanan mali tablolar bu yatırımların kısa vadede karlılık ve büyüme ivmesi sağlayamadı. Özellikle yüksek nakit harcaması bildiren Intel hisselerinin %30'u aşan tarihi bir çöküş yaşaması ve Amazon'un maliyetlerindeki artış, yapay zeka sektörüne yönelik "balon" iddialarını somutlaştırdı.” ifadelerini kullandı.

“Tam bu yapay zeka çalkantısı yaşanırken, Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance'in 6,3 milyar dolarlık dev bir siber saldırıya uğraması piyasalardaki korku endeksini (VIX) 18.65 ile zirveye taşıdı.” diyen Batırel sözlerine şu şekilde devam etti;
“Son 1-2 yıldır küresel sermaye, yapay zeka devrimi beklentisiyle başta ABD olmak üzere teknoloji hisselerine adeta akın etti. Bu durum Nasdaq endeksini tarihi zirvelere taşıdı. Şirketlerin ekim ayı üçüncü çeyrek bilançolarında yapay zeka harcamalarının katlandığını fakat ana gelir kalemlerinin bu harcamaları karşılayacak hızda büyümediğini açıklamasıyla "Büyük Yapay Zeka Satışı" başladı. Sadece Ekim ayı genelinde Nasdaq endeksindeki kayıp 1,2 trilyon doları aştı. Avrupa borsaları da bu satış dalgasından sert şekilde nasibini aldı.”

Yaşanan krizin dolar üzerindeki etkilerine değinen uzman isim, dikkat çeken anekdotlar paylaştı. “Geçmiş krizlerde yatırımcılar küresel borsalar düşerken ABD dolarına sığınırdı. Ancak bu kriz doğrudan ABD'li teknoloji devlerinin merkezinde olduğu için, sermaye kaçışı doların zayıflamasına neden olabilir.” diyen Batırel, “Nitekim yatırımcıların şimdiden Japon yeni ve İsviçre frangı gibi alternatif güvenli limanlara geçtiği gözlemleniyor. Tıpkı 2000 yılındaki internet balonu (Dot-com) krizinde olduğu gibi, içi boş veya sadece "yapay zeka" kelimesini kullanarak prim yapan şirketler piyasadan silinebilir. Sadece gerçek nakit akışı ve somut yapay zeka ürünü sunan şirketler ayakta kalacaktır. Teknoloji devleri, yatırımcılardan gelen yoğun baskı nedeniyle yapay zeka harcamalarını yavaşlatmak veya daha verimli kullanmak zorunda kalabilir. Sektörde büyüme odaklı agresif stratejiler yerini geçici olarak savunma ve nakit koruma odaklı politikalara bırakacaktır. Borsalardaki bu çalkantı ve yapay zekanın ekonomik riskleri, başta AB Yapay Zeka Yasası (AI Act) olmak üzere küresel çapta bu sektöre yönelik denetimlerin ve yasal sınırlandırmaların daha sıkı uygulanmasını beraberinde getirecektir. Ama bu arada milyarlarca dolar buhar olup uçacaktır.” ifadelerini kullandı.

Yapay zekanın bugün bir tehdit olarak algılanmasının başlıca nedenlerini işaret eden Batırel, sözlerini şöyle tamamladı:
“Şimdi gelelim en önemli soruya: Bu belayı dünyanın başına kim sardı? Yapay zekanın bugün bir "bela" ya da tehdit olarak algılanmasının en büyük sorumlusu; teknolojinin kontrolsüz, etik kurallardan yoksun ve tamamen ticari odaklı geliştiren şirketlerdir. OpenAI (ChatGPT), Google (Gemini), Microsoft, Meta ve Anthropic gibi dev kuruluşlar yapay zekayı çok hızlı bir şekilde hayatımıza soktu. Bu şirketler kâr ve rekabet uğruna, teknolojinin getireceği işsizlik, dezenformasyon ve manipülasyon gibi riskleri tam olarak çözmeden sistemleri piyasaya sürdüler. Yapay zekayı besleyen devasa veriler, insanlığın internete yüklediği içeriklerden oluşuyor. Yani yapay zekaya manipülasyonu, yalan söylemeyi ve telif hakkı ihlallerini bir anlamda insanlık kendi ürettiği verilerle öğretti.Hükümetler ve uluslararası örgütler, teknolojinin hızına yetişemedi. Yapay zekanın kötü amaçlı kullanımını (deepfake, siber saldırılar, otonom silahlar) engelleyecek küresel yasaların geç kalması bu teknolojiyi bir tehdit haline getirdi.
Bu olayı bizim atasözümüz çok güzel anlatıyor. Bir deli kuyuya bir taş attı kırk akıllı çıkaramıyor."