Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Türkiye ekonomisini "güvenli liman" haline getirmeyi ve esnafa nefes aldırmayı hedefleyen 15 maddelik yeni kanun teklifi TBMM Başkanlığı’na sunuldu. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler tarafından detayları paylaşılan paket, vergi borcu yapılandırmasından devasa kurumlar vergisi indirimlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefer Şener, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a 15 maddelik düzenlemenin kapsamını ve özellikle Varlık barışıyla Türkiye'ye gelecek varlıkların vergi muafiyeti hakkında ilgi verdi.

15 maddelik düzenleme hangi konuları kapsıyor?
Prof. Dr. Sefer Şener: Özellikle Türkiye’nin uluslararası rekabette gücünü artırmak ve rekabetçi bir transit ticaret merkezi olması için böyle bir kanun teklifi sunuluyor. Teklif şu an 15 maddelik bir düzenleme olarak meclise geliyor.
Genel hatlarıyla teklifin içinde kurumlar vergisi oranlarına ilişkin düzenlemeler, vergi teşvikleri, yurt dışındaki varlıkların ekonomiye kazandırılması ve İstanbul Finans Merkezi’ni avantajlı bir yatırım merkezi haline getirmeye yönelik düzenlemeler yer alıyor.
15 maddelik yeni ekonomi teklifi, "Türkiye’yi küresel bir yatırım merkezi yapma" ve "yerli üreticiyi koruma" hedefleriyle 3 ana eksende toplanıyor:
Esnafa Finansal Nefes: Kamu borçlarında taksit süresi 72 aya çıkarılırken, teminatsız borç yapılandırma sınırı 20 kat artırılarak 1 milyon TL’ye yükseltiliyor.
İhracat ve Yatırım Dopingi: İhracatçının kurumlar vergisi %9'a kadar düşürülüyor; Türkiye'ye gelen yabancı yatırımcıya 20 yıl vergi muafiyeti ve düşük veraset vergisi (Yüzde 0 ile yüzde 5 arası) vaat ediliyor.
Finans ve Teknoloji Odaklı Büyüme: İstanbul Finans Merkezi'ndeki vergi avantajları 2047'ye uzatılıyor, teknogirişimlere vergi istisnaları getiriliyor ve kayıt dışı paranın sisteme girmesi için "soruşturmasız" yeni bir varlık barışı başlatılıyor.

Varlık barışının kapsamı nedir? Hangi konularda düzenleme sağlıyor?
Prof. Dr. Sefer Şener: Özellikle merak edilen kısım, yurt dışındaki varlıkların ekonomiye kazandırılması. Teklifte; yurt dışındaki para, altın, döviz ve menkul kıymetlerin Türkiye’ye getirilmesi amaçlanıyor. Örneğin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup yurt dışında döviz, altın veya hisse senedi, tahvil gibi menkul kıymetlere sahip olanlar bu varlıkları sisteme dahil edebilecek. Kripto varlıklar açıkça belirtilmese de menkul kıymet kapsamına girebilir.
Bu düzenleme “varlık barışı” olarak da adlandırılıyor. Sadece yurt dışındaki varlıkları değil, yurt içinde olup kaydı olmayan varlıkları da kapsıyor. Yani yastık altı olarak tabir edilen, kayıt dışı para, altın veya döviz de banka ve aracı kurumlara bildirilerek sisteme dahil edilebilecek.
Bu durum özellikle önemli çünkü Türkiye’de yastık altında tutulan ciddi miktarda varlık bulunduğu biliniyor. Bu düzenleme ile hem yurt dışındaki hem de yurt içindeki kayıt dışı varlıkların ekonomiye kazandırılması hedefleniyor.

Yeni düzenlemeden yararlanmak için son tarih ne zaman? Temel şartlar neler?
Prof. Dr. Sefer Şener: Bu yönüyle düzenlemenin en önemli kısmı, hem yurt dışı hem de yurt içindeki kayıt dışı varlıkların sisteme kazandırılmasıdır. Türkiye’de kayıt dışı önemli bir birikim olduğu için bu oldukça kritik bir adımdır.
Bu varlıkların bildirilmesi için son tarih 31 Temmuz 2027. Bu süre sadece varlıkların sisteme kazandırılması için geçerli; diğer düzenlemeler için böyle bir süre yok.
Başvuru sonrası varlıkların getirilmesine ilişkin yaklaşık 2 aylık bir süre öngörüldüğü düşünülüyor.

Vergi oranlarının %0 ile %5 arasında değiştiğini görüyoruz. Hangi şartlarda vergi oranı %0'a kadar düşüyor?
Prof. Dr. Sefer Şener: Düzenlemeden hem gerçek kişiler hem de tüzel kişiler yararlanabiliyor. Yani şirketler de yurt dışındaki veya kayıt dışı varlıklarını sisteme dahil edebilir.
Şartların sağlanması halinde bu varlıklar için vergi incelemesi yapılmayacağına dair güvence veriliyor. En temel şart, 31 Temmuz 2027’ye kadar bildirim yapılması.
Vergi boyutuna bakıldığında; belirlenen şartların sağlanması halinde bu varlıklar için vergi incelemesi yapılmayacağı belirtiliyor. Bunun temel şartı ise 31 Temmuz 2027’ye kadar bildirimde bulunulması. Bildirim yapıldığında genellikle %5’e kadar bir vergi (stopaj) söz konusu. Ancak bu oran bazı durumlarda sıfıra kadar düşebiliyor.

Örneğin getirilen varlıklar devlet tahvili, kira sertifikası veya benzeri finansal araçlara yatırılırsa vergi alınmıyor. Ancak varlıklar herhangi bir finansal enstrümana yönlendirilmeden sadece hesapta tutulursa belirli bir oranda vergi uygulanıyor. Ayrıca bu varlıkların şirket sermayesine eklenmesi durumunda da bazı vergi avantajları söz konusu olabiliyor.
Buradaki temel amaç, vergiye gönüllü uyumu artırmak. Yani devlet, kayıt dışı varlıkların sisteme dahil edilmesini teşvik ederken aynı zamanda yatırım araçlarına yönlendirilmesini istiyor. Böylece hem finansal sistem güçleniyor hem de kayıt dışı ekonomi azalıyor.

Bu stratejik değişikliğin, piyasa likiditesi üzerindeki beklenen etkisi nedir?
Prof. Dr. Sefer Şener: Ekonomik etkisi açısından bakıldığında; sistem dışında kalan para, altın ve diğer varlıkların bankacılık ve finans sistemine dahil edilmesi sağlanacak. Bu da hem likiditeyi artıracak hem de kayıt dışılığın azalmasına katkı sağlayacak.
Yeni yaklaşımda ise ek bir hedef var:
Paranın sistemde pasif kalmaması
Finansal araçlara yönlendirilmesi (tahvil, kira sertifikası vb.)
Böylece hem kayıt altı hem de yatırım tarafı yönetiliyor
Yani sadece “beyan et ve çık” değil, “beyan et ve ekonomiye bağla” modeli.

Varlıklarını bildiren mükellefler için 'vergi incelemesi yapılmayacağı' garantisi ne anlama geliyor? Bu yeni Varlık Barışı düzenlemesini geçmiştekilerden ayıran en temel fark nedir?
Prof. Dr. Sefer Şener: Bu düzenlemenin temel amacı, vergiye gönüllü uyumu artırmak ve kayıt dışı ekonomiyi azaltmak. Hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki varlıkların bankacılık ve finans sistemine dahil edilmesi hedefleniyor. Sonuç olarak bu uygulama, bir anlamda kayıt dışı varlıkların sisteme kazandırılması ve belirli şartlarla vergi avantajı sağlanmasıdır. Kanuni güvence verilmesi, geçmişteki uygulamalara göre güven artırıcı bir unsur olarak öne çıkmaktadır.