Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Hürmüz Boğazı'nda büyük kriz için sayılı saatler kaldı. 22 Nisan'da ateşkes bitecek ve taraflar yeniden masaya yanaşacağı belli değil. Pakistan arabulucu oldu ama ilk saldırı beklentisi değişmedi. Peki ABD'nin abluka stratejisi neyi değiştirecek? Bu savaşın kazananı kim olacak? Akademisyen Dr. Öğr. Üyesi Zekeriya Şahin, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a savaşın seyri hakkında çok çarpıcı öngörülerde bulundu.
Şahin; ABD ve İran arasındaki gerilimin artık küresel bir enerji ve ekonomi savaşına dönüştüğünü belirterek, 22 Nisan'da dolacak ateşkes sonrası diplomatik çabaların sonuçsuz kalacağını ve ilk askeri hamlenin ABD tarafından İran'ın enerji altyapılarına yönelik gerçekleşeceğini iddia etti. İşte detaylar...

Bu satrançta bir sonraki hamle kimden ve nasıl gelecek?
Zekeriya Şahin: Öncelikle bu savaş artık ABD-İsrail / İran savaşı olmaktan ziyade küresel anlamda enerji ve ekonomi savaşına evrilmiş durumda. Bu sebeple başta Körfez ülkeleri, Asya-Pasifik ülkeleri ve Avrupa olmak üzere, muhtemel enerji pazarında olabilecek şoklara karşı ve küresel piyasalardaki negatif durumlar nedeniyle Donald Trump üzerinde dolaylı da olsa ciddi baskı uygulamaktadırlar.

• Bu hafta, 22 Nisan Çarşamba günü bitecek olan iki haftalık ateşkes öncesinde bugün D. Trump, “ABD heyeti İran ile müzakereler için Pakistan’a gidiyor. İran ile bugün anlaşma imzalanacağını, İranlı liderlerle bizzat görüşmeye de hazır olduğunu” açıkladı.
• Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, “ABD ile ikinci tur müzakere planı şimdilik yok.” açıklamasında bulundu. Bekayi, ABD’nin diplomatik süreci devam ettirme konusunda “ciddi olmadığını”, saldırgan eylemlerde bulunduğunu ve ateşkes hükümlerini ihlal ettiğini savundu.

• Karşılıklı olarak bu ve bunun gibi çelişkili, bazen yüksek perdeden birçok açıklama gelse de Pakistan Cumhurbaşkanı Şahbaz Şerif, İran ile çok yoğun diplomatik ikna çalışmaları yürütmektedir. Keza Türk Dışişleri de bu konuda bölge ülkeleri ve İran ile yoğun temaslar hâlindedir.
• Bu satranç oyununda taraflar, gerek kendi kamuoylarına gerekse de dünya kamuoyuna yönelik farklı mesajlar ve söylemler geliştirmektedirler. Her iki ülkenin niyeti, olası görüşmeler öncesinde elini güçlü tutmak, karşı tarafı zayıf bırakmaktır.

Ancak kanaatimce İran, bu görüşmelerden isteklerine cevap alamayacağını bilmekle birlikte Pakistan Cumhurbaşkanı Şahbaz Şerif’i kırmamak adına görüşmelere katılarak diplomatik bir hamlede bulunacaktır. Ve bir uzlaşma imkânı yine doğmayacaktır düşüncesindeyim. Bununla birlikte ilk askerî hamlenin ABD tarafından başlayacağını, İran’ın enerji altyapılarına saldırı düzenleneceğini ve buna karşılık olarak da İran’ın misillemelerini göreceğimiz kanaatindeyim.

ABD Donanması’nın “abluka” stratejisi, İran’ın “asimetrik yanıt” verme kapasitesini ne kadar sınırlayabilir?
Zekeriya Şahin: Biz bu savaşta esasında askerî anlamda füze, drone ve uydu haberleşme sistemlerinin önemini görmüş olduk. ABD’nin uçak gemilerinin ve destroyerlerinin İran tarafından vurulduğunu ve bölgeden çekildiğini gördük. Ateşkes süresinin bitmesi ve müzakerelerden bir sonuç çıkmaması durumunda İran, ABD’den gelebilecek saldırılara karşı bu varoluşsal savaşında anında reaksiyon verecektir.
• Son iki haftadır İran’a inen Çin kargo uçaklarının sayısının artması, İran’ın hazırlıklarını sürdürdüğünü ve kapasitesini güçlü tutmaya çalıştığının bir göstergesidir.

Bölgedeki müttefikleri (İsrail, Körfez ülkeleri) bir “topyekûn savaş” senaryosuna mı hazırlanıyor yoksa masadan barış çıkacak mı?
Zekeriya Şahin: Savaşın başlarında böyle bir niyet vardı. Körfez ülkeleri ile İran’ı karşı karşıya getirerek bölgesel bir kargaşaya, hatta Sünni-Şii çatışmasına evrilmesi muhtemel bir mezhep çatışması çıkarmaktı. Bu süreçte de İsrail, yayılmacı politikalarına yarayan bu durumda parçalanan ülkelere ve alanlara saldırarak hedeflerini ele geçirmek niyetindeydi. Körfez ülkeleri, başta Türkiye’nin diplomasi çabaları ile bu oyuna düşmeden uyarıldı.
• Vurulan Körfez ülkeleri son dönemlerde “müttefiklik” durumunu da sorgulamaktadırlar. İlk olarak Körfez ülkelerindeki ABD üslerinin ve birçok önemli rafineri, tesis ve limanın vurulması neticesinde ABD tarafından güvende olmadıklarının farkına vardılar.

• İsrail ise pusuya yatmış bir sırtlan gibi bir kaos çıkmasını hâlen beklemektedir. Ve sapkın teolojik inançları doğrultusunda daha önce birçok kez çeşitli bahanelerle bozduğu ateşkesleri yine tekrarlayabilecek bir potansiyeldedir.
• Zamana yayılacak müzakereler ve savaşı sönümlendirme süreçlerinin olacağı kanaatindeyim ve masadan kesin bir barış çıkacağı kanaatinde değilim.

Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin yeniden tırmanması küresel enerji piyasalarını nasıl etkiler?
Zekeriya Şahin: Özellikle petrol fiyatlarındaki risk kaynaklı yükselişler, küresel enerji piyasalarında fiyat oynaklığına ve dengelenemeyen fiyatlara yol açarak maliyetler üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır. Özellikle enerjiye bağımlı olan ülkeler, başta ülkemiz olmak üzere, yıllık 60-100 milyar dolar arasında enerji bağımlılığı ile karşı karşıyadır. Piyasalarda varil başına her 10 dolarlık artış, ekonomimize ilave 4-5 milyar dolar maliyet demektir.
• Temel üretim girdisi olan enerji fiyatlarının yükselmesi, beraberinde üretim çıktısı olan ürün ve hizmet fiyatlarını da olumsuz etkileyerek küresel enflasyona ve resesyona yol açar. Ezcümle, sofralarımıza kadar uzanan bir maliyetler silsilesi ile karşı karşıya kalınacaktır.

Hürmüz ve Kızıldeniz’deki güvensizlik ortamı, küresel lojistik maliyetlerini nasıl etkiliyor?
Zekeriya Şahin: Hürmüz ve Kızıldeniz (Bab el-Mendeb), deniz lojistiği açısından önemli geçiş noktalarıdır. Bu bölgelerin güvensizliği, ticari rotaların uzaması anlamına gelir. Yani gemilerin Afrika’nın güneyinden Ümit Burnu’nu dolaşarak Batı’ya ulaşması demektir. Bu durum zaman açısından ilave 10 gün, mesafe olarak ise yaklaşık 16 bin kilometre anlamına gelmektedir. Fazladan gidilen yaklaşık 6 bin kilometre söz konusudur. Tüm bu maliyetlere ilaveten, güvensizliğin getirdiği taşımacılık sigortası ve navlun fiyatları da artmaktadır. Özellikle savaş süresince sigorta fiyatlarında %700 civarında bir artış olduğu görülmüştür.

Tüketiciler bu gerilimi market raflarında ne zaman hissetmeye başlayacak?
Zekeriya Şahin: Esasında bu gerilimi enerji fiyatlarında görmeye başladık. Benzin ve mazot pompa fiyatları malumunuz üzere ciddi yükselişler gösterdi.
• Ancak esas büyük tehlike gıda fiyatlarında yaşanacaktır. Çünkü petrol, doğalgaz ve LNG üretimi yapan ülkeler aynı zamanda azot, üre ve gübre üretimi de yapmaktadır. İran ise Rusya, Mısır ve Suudi Arabistan’dan sonra dördüncü büyük gübre ihracatçısıdır. Tarım ürünleri ve hayvan yemi üretimi açısından çok önemli olan gübre fiyatları, savaşın başlamasıyla ton başına 80 dolarlık bir artış kaydetmiştir.
• Hasat başlangıcı ile birlikte, yani Temmuz-Ağustos aylarından itibaren market raflarında savaşın etkisini çok net bir şekilde göreceğiz. Temel gıda maddeleri olan et, süt, yumurta, un, ayçiçeği yağı ve bakliyat ürünleri ile meyve ve sebze fiyatlarında belirgin artışlar yaşanacaktır.