Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Diplomasi son erdi, ABD ve İran arasında 'kontrollü kaos' dönemi başladı. ABD’nin Orta Doğu’daki kırılgan askeri mimarisinin hedefte olduğundan bahseden Harran Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü Anabilimdalı Başkanı Doç. Dr. Hasan Bardakçı, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a, İran’ın doğrudan savaş yerine yürüttüğü yıpratma stratejisinin detaylarını açıkladı.
Orta Doğu'da devam eden gerilim küresel piyasaları sarsmaya devam ediyor. Hürmüz Boğazı'nın kısa süreli açılıp kapanması dünya devleri için yıkıcı hasarlar oluşturuyor. Peki Çin enerji ihtiyacının büyük bölümünü Körfez’den karşıladığı halde Pekin neden daha sert tepki vermiyor? Hasan Bardakçı, Hürmüz’den çıkacak küresel kriz senaryolarını ve 2026 sonu öngörülerini tek tek paylaştı.

ABD- İran arasındaki gerilim durmadan dalgalanıyor. Şu an ilişkiler hangi durumda?
Hasan Bardakçı: ABD-İran hattında artık klasik diplomatik krizlerden değil, kontrollü kaos döneminden bahsediyoruz. ABD ile İran arasındaki gerilim aslında yeni değil ancak son dönemde dalgalanmanın şiddeti arttı. Şu an iki ülke arasında doğrudan topyekûn savaş istemeyen ama birbirlerini sürekli baskı altında tutmaya çalışan bir yapı var. Washington, İran’ın nükleer kapasitesini ve bölgesel milis ağlarını sınırlandırmak istiyor. Tahran ise ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığını maliyetli hale getirerek geri adım attırmayı hedefliyor.

Bugünkü ilişkilerin temel karakteri şudur aslında; Masada diplomasi söylemi var ama sahada vekil savaşları devam ediyor. Irak, Suriye, Yemen ve zaman zaman Körfez hattı bu gerilimin laboratuvarı haline gelmiş durumda. Taraflar doğrudan savaşın maliyetini bildikleri için kontrollü tansiyon politikası yürütüyor. Ancak bu kontrol her zaman sürdürülebilir olmayabilir. Küçük bir yanlış hesaplama büyük bir bölgesel savaşı tetikleyebilir.

İran "zayıf nokta yakalarsa ABD üslerini vurabilir" demiştiniz. O zayıf nokta tam olarak neresi?
Hasan Bardakçı: İran’ın “zayıf nokta yakalarsa ABD üslerini vurabileceği” söylemim doğrudan Washington’u hedef almıyor aslında. Burada asıl mesele ABD’nin Orta Doğu’daki yayılmış ama kırılgan askeri altyapısıdır.
Özellikle Katar içindeki Al Udeid Air Base, Bahrain’de bulunan ABD Beşinci Filosu, Kuveyt, Irak ve Suriye içerisindeki Amerikan askeri noktaları İran açısından potansiyel hedeflerdir.
| Kaynak | Söylenen | Detay |
|---|---|---|
| Hasan Bardakçı | İran "zayıf nokta yakalarsa ABD üslerini vurabilir" | Asıl mesele ABD’nin Orta Doğu’daki yayılmış ama kırılgan askeri altyapısıdır. |
| Hasan Bardakçı | Potansiyel Hedefler | Katar içindeki Al Udeid Air Base, Bahrain’de bulunan ABD Beşinci Filosu, Kuveyt, Irak ve Suriye içerisindeki Amerikan askeri noktaları. |

Bu üsler ABD’nin bölgedeki operasyon kapasitesini sağlıyor ancak aynı zamanda İran füze sistemlerinin menzili içerisinde bulunuyor. İran doğrudan ABD topraklarına saldırabilecek güçte değil ama bölgedeki Amerikan maliyetlerini artırabilecek kapasiteye sahip. İran’ın stratejisi tam olarak budur: “ABD’yi yenemem ama bölgede yıpratabilirim.”

Hürmüz bir açılıp bir kapanıyor. Bu "belirsizlik stratejisi" Batı ekonomilerini felç etmek için kasıtlı bir psikolojik harp yöntemi mi?
Hasan Bardakçı: Hürmüz Boğazı dünya petrol ticaretinin kalbinin attığı noktadır. Küresel petrol arzının yaklaşık beşte biri bu dar geçitten geçiyor. LNG taşımacılığı açısından da kritik bir boğaz.
İran zaman zaman “kapatırız” söylemini kullanarak fiili kapatmadan bile büyük ekonomik etki yaratabiliyor. Çünkü modern piyasalarda bazen fiziksel krizden çok beklenti krizi daha yıkıcıdır.

Petrol fiyatları yükseliyor, sigorta maliyetleri artıyor, navlun fiyatları yükseliyor ve küresel piyasalarda panik başlıyor. Bu nedenle evet, burada ciddi bir psikolojik harp unsuru var. İran Batı’ya şu mesajı veriyor: “Beni sıkıştırırsanız küresel enerji sistemini rahatsız ederim.”
Ancak İran da şunu biliyor: Hürmüz’ü tamamen kapatmak kendi ekonomik intiharı anlamına gelebilir.

Çin ve Japonya enerji ihtiyaçlarının devasa bir kısmını buradan karşılıyor. Hürmüz krizinde Çin'in sessiz kalmasının sebebi ne?
Hasan Bardakçı: Çin enerji ihtiyacının büyük bölümünü Körfez’den karşılıyor. Aynı durum Japonya için de geçerli. Peki neden Pekin daha sert tepki vermiyor?
Çünkü Çin klasik Amerikan tarzı kriz yönetimi uygulamıyor. Çin perde arkasında enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye çalışıyor; Rusya, Orta Asya ve alternatif deniz yolları üzerinde uzun vadeli planlar yürütüyor. Ayrıca Çin, ABD’nin Orta Doğu bataklığında daha fazla yıpranmasını stratejik avantaj olarak görüyor olabilir. Washington’un dikkatinin Asya-Pasifik’ten uzaklaşması Pekin’in işine gelebilir. Sessizlik burada pasiflik değil, hesaplı bir jeopolitik sabırdır.

İran'a yapılacak bir kara harekatının sonuçları her iki ülke ve dünya açısından nasıl olur?
Hasan Bardakçı: İran’a kara harekatı Afganistan ve Irak’tan çok daha ağır sonuçlar doğurabilir. İran coğrafi olarak büyük, nüfus olarak kalabalık ve asimetrik savaş kapasitesi yüksek bir ülke. Afganistan ve Irak operasyonlarından farklı olarak İran’da çok daha sert bir direnç ortaya çıkabilir.
ABD açısından İran: Çok yüksek askeri maliyet, Uzun yıllar sürecek istikrarsızlık, İç politik tepki ve Küresel petrol krizleri doğurabilecek bir ülke olarak görülüyor.
| Konu | Açıklama |
|---|---|
| İran'a Kara Harekatının Sonuçları | Her iki ülke ve dünya açısından değerlendirilmiştir. |
| Hasan Bardakçı'nın Görüşü | İran'a kara harekatı Afganistan ve Irak'tan çok daha ağır sonuçlar doğurabilir. İran coğrafi olarak büyük, nüfus olarak kalabalık ve asimetrik savaş kapasitesi yüksek bir ülke. Afganistan ve Irak operasyonlarından farklı olarak İran'da çok daha sert bir direnç ortaya çıkabilir. |
| ABD Açısından İran | Çok yüksek askeri maliyet, Uzun yıllar sürecek istikrarsızlık, İç politik tepki ve Küresel petrol krizleri doğurabilecek bir ülke olarak görülüyor. |

İran açısından ise ABD: Rejim için güvenlik riski, altyapı yıkımına sebep olabilecek, ekonomik çöküş oluşturabilecek ve tekrar bir iç karışıklık riski doğurabilecek bir ülke olarak görülüyor.
Tabii dünya açısından ise resesyon, petrol şokları ve yeni tedarik zinciri krizlerini gündeme getirebilecek bir süreçten bahsediyoruz. Bu sadece iki ülkenin savaşı olmaz; küresel ekonomi doğrudan etkilenir.

2026 sonunda Hürmüz Boğazı'nda bir barış mı göreceğiz, yoksa dünya ekonomisinin sonunu mu?
Hasan Bardakçı: Ben kısa vadede tam ölçekli savaş ihtimalini halen düşük görüyorum. Çünkü ne ABD ne de İran bunun ekonomik ve siyasi yükünü taşımak istiyor. Ancak risk şu: Bölgede vekil aktörlerin kontrolsüz hamleleri veya yanlış askeri hesaplamalar.
2026 sonunda büyük ihtimalle tam barış değil ama kontrollü bir gerginlik düzeni göreceğiz. Fakat unutulmamalı ki dünya ekonomisi şu anda çok kırılgan. Hürmüz Boğazı’nda birkaç haftalık ciddi bir kapanma bile enerji fiyatlarını sert şekilde yukarı çekebilir ve küresel piyasalarda ciddi sarsıntılar oluşturabilir. Dünya ekonomisinin tamamen sonu olmasa da ciddi bir ekonomik türbülans ihtimali kesinlikle göz ardı edilmemeli.