Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Mardin'de gerçekleştirilen Ulusal Adil Geçiş Stratejisi Toplantısı'nda sendikal haklar, işçi güvenliği ve çalışma hayatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürlek, "Hangi sebeple olursa olsun çalışanların ve işçi kardeşlerimizin hakkının yenilmesine asla rıza göstermeyiz" dedi.
Bakan Gürlek'in açıklamaları şu şekilde:
"Reformlarımızı ilkesel bir değer olarak benimseyen hükümetimizin sendikal hakları genişlettiğini, örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırdığını, kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı tanıdığını ve iş sağlığı ile iş güvenliği alanında tarihi düzenlemeleri devreye aldığını hepiniz yakından gözlemliyorsunuz. Bu düzenlemelerin uygulamadaki karşılığı da bizler için son derece önemlidir. Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı olarak yakından takip ettiğim hususlardan biri de çalışan emekçilerimizin mağdur olmaması için kanunlarımızla sağlanan güvencelerin uygulamaya yansımasıdır.
Bu güvenceler, mahkemelerimizin kanunlar çerçevesinde yürüttüğü yargılama faaliyetlerinde somut olarak karşılık bulmaktadır. Hatta bu konuda işverenlerden, davaların sonuçlarına ilişkin olarak 'Çalışan kesime ayrımcılık yapıyorsunuz.' şeklinde eleştiriler bile alıyoruz. Elbette mahkemelerimiz bağımsız ve tarafsız bir biçimde her uyuşmazlığı kendi şartları ve hukuki dayanakları çerçevesinde değerlendirmektedir. Çalışanların haklarını güvence altına alan düzenlemeler ise Cumhurbaşkanımızın emekçi kesime olan hassasiyetinin açık bir göstergesidir. Hangi sebeple olursa olsun çalışanların ve işçi kardeşlerimizin hakkının yenilmesine asla rıza göstermeyiz.
Değerli sendika temsilcisi dostlarım, emin olun ki çözüm odaklı çalışma anlayışımızla sorunların üzerine giderken işçinin ve emekçinin üzerinden siyasi hesap yapmayı zihnimizin arkasından dahi geçirmedik. Politik emellerimiz için işçilerimizi ve emekçilerimizi kas gücü olarak kullanmadık. Onları senede bir gün hatırlayıp şovenist ve hamasi sloganlarla öne itmedik. Çünkü bizler Anadolu'nun köylü ve işçi ailelerinin çocukları olarak bu sorunları yaşamış, bu sorunlarla büyümüş bireyleriz. Bu sebeple işçinin ve emekçinin sorununu kendi sorunumuz olarak görüyoruz. İşçilerimizi ve emekçilerimizi çağın çürümüş ideolojilerinin ritüellerinde birer figür olarak görmedik. Onlara nasıl daha çok hizmet edebileceğimizin, onları çalışma hayatında hak ettikleri konuma nasıl taşıyabileceğimizin hesabını gece gündüz yaptık; kendimizi bu gayeye adadık. Bu hizmet anlayışımızın gereği olarak çalışanlarımızın taleplerini dinlemeyi ve temsilcileriyle birlikte çözüm aramayı sürdürüyoruz. Çünkü alın terine duyduğumuz saygı, o alın terinin hakkını koruma sorumluluğunu da beraberinde getirir. Bu toplantıyı da karşılıklı anlayışın, istişarenin ve ortak çözüm iradesinin güçlenmesi bakımından kıymetli buluyorum.
Değerli dostlar, sözlerimi fazla uzatmak istemiyorum. Aramızda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız ve Bakanlığının paydaşları bulunuyor. Kendileri çalışan ve emekçilerimizin bütün sorunlarını ele almak ve bunlara çözüm üretmek için gayretle çalışıyorlar. Yurt dışından aramıza katılan misafirlerimiz de bu emeğin evrensel değerini ve emekçiler arasındaki dayanışmanın sıcaklığını bu buluşmaya taşıyorlar. Ortak tecrübelerimizi paylaşmanın bu gayretleri daha da güçlendireceğine inanıyorum."