Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin istinafın bozma kararının ardından 76 sanığın yargılandığı davaya devam edildi.
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, Serdar Sertçelik ve Bora Kaplan'ın da aralarında bulunduğu tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları katıldı.
Müşteki sanıklar Kerem Gökay Öner ve Ufuk Gültekin ise duruşmaya, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılım sağladı.
Mahkeme başkanı, duruşmaya sanıklar ve avukatların beyanlarıyla devam edileceğini bildirdi.
Söz verilen tutuklu sanık Muhammet Kaplan, Nurullah Özgür Kopuk'un kendisine gizli tanık olmayı teklif ettiğini, bu süreçte kendi isteğiyle teslim olduğunu, emniyete geldiğinde Şevket Demircan ve Metehan İlkyaz ile görüştüğünü anlattı.
Emniyette alınan ifadesi sırasında baskıya maruz kaldığını ileri süren Kaplan, "İri yarı biri içeri girdi, sinkaflı kelimeler kullandı. Bana imzalatmak istedikleri ifadeyi okuyunca, imzalamayacağımı söyledim. Murat müdürün odasına götürdüler beni. O da bana 'Sana söz veriyorum ifadeni ver, sabah evinde olacaksın.' dedi." beyanında bulundu.
Kaplan, "Mahfuz Tatar cinayetinin de Bora Kaplan ile ilişkisi yoktur. Bizi sahte HTS kayıtlarıyla tutukladılar ve sahte gizli tanık beyanıyla da bana ceza verdiler. Üç yıldır haksız yere cezaevindeyim. Başkanım bizi bunlardan kurtarın." ifadelerini kullandı.
Tutuklu sanık Fethi Koyuncu, dosyanın başından itibaren örgüt yöneticisi olarak yargılandığını, örgütle bir ilişkisinin bulunmadığını Muhammet Kaplan'ın 2020-2021 yıllarında yaralanmasına ilişkin olayda gizli tanık beyanları sebebiyle kendisinin suçlandığını ancak bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu.
Sanık beyanlarının ardından mahkeme başkanı, tanık dinleneceğini bildirdi.

Tanık olarak dinlenilen tutuklu sanık Serdar Sertçelik'in abisi S.S, Sertçelik'in Macaristan'da cezaevinde kaldığı süreçte haftada bir kez telefonla görüştüklerini, göçmen kampı sürecinde ise sosyal medya üzerinden iletişim kurduklarını anlattı.
Gözaltına alındığı süreçte polisler tarafından tehdit veya kötü muameleye maruz kalmadığını belirten S.S, "Kara para soruşturması kapsamında gözaltına alınmamdan yaklaşık 1 hafta önce Nurullah Özgür Kopuk beni aradı. Sert bir üslupla nerede olduğumu sorup konum atmamı istedi. Kim olduğunu sordum. 'Dükkana geleceğiz.' dedi kapattı. Bunun üzerine evden çıkmadım, dükkana da gitmedim." dedi.
Mahkeme başkanının, Şevket Demircan'ın avukatının hukuk bürosunun kapısına asılan ve dosyaya konu olan "buluntu telefon"daki mesajları göstermesi üzerine tanık S.S, söz konusu mesajların kendisine ait olmadığını öne sürdü.
Sertçelik'in babası tanık E.S, Sertçelik'in Ankara'da bir mekanda yaralanmasının ardından aile evinde kaldığını, kendisini en son yüz yüze bu aralıkta gördüğünü, oğlunun yurt dışında bulunduğu süreçte ise düzenli bir iletişimlerinin olmadığını, müşteki sanık polisleri basında yer alan haberler sebebiyle tanıdığını, tehdit almadığını dile getirdi.

Sertçelik'in annesi tanık A.B. ise Serdar Sertçelik'in yaralanmasının ardından aile evinde kaldığını, bu süreçte emniyette yaşanan olaylarla ilgili hiçbir şey anlatmadığını belirterek, şöyle konuştu:
"Serdar'ın yurt dışına kaçmasıyla alakalı bilgim yok. Serdar beni sabah yanına çağırdı, benden kıyafet istedi ve gideceğini söyledi. Bende nereye gideceğini sordum. Ağrısı olduğunu, hastaneye gideceğini söyledi. Bana aşağıda polis olup olamadığını sordu. Normal de hep beklerlerdi aşağıda ama bu sefer kimse yoktu."
Polis memuru olarak görev yapan tanık M.S. ise Murat Çelik ile Cengiz Haliç'in görüşme yaptığı sırada odada bulunduğunu, kendisini güvence altına almak için ses kaydı aldığını, kaydı hiç kimseye vermediğini yalnızca dosya savcısına ilettiğini beyan etti.
M.S, Murat Çelik'in söz konusu görüşme esnasında odada bulunması gerektiğini söylemesi üzerine görüşmeye katıldığını kaydederek, "Görüşmeyi, mesleki tecrübem gereği kendimi güvence altına almak için kayıt altına aldım. Murat müdürümün söylediğine göre Haliç bazı bilgiler aktaracaktı ancak görüşmede herhangi bir belge vermedi. Görüşmeyi kayda aldığımı Murat müdürüm bilmiyordu. Haliç'i görüşme sonrasında görmedim, firar ettiğini duydum. Ben kimseye düşman değilim, devletin polisiyim." diye konuştu.
Tanık beyanlarının ardından mahkeme başkanı sanıkların tutukluluk durumunun değerlendireceğini belirterek, sanıklar ve avukatlarına söz verdi.
Tutuklu sanıklar Bora Kaplan ve Serdar Sertçelik tahliye taleplerinin bulunmadığını belirtirken, diğerleri ise uzun süredir cezaevinde olduklarını söyleyerek mahkemeden tahliye talebinde bulundu.
Tutuklu sanık Önder Polat'ın avukatı Duran Gökçer, mahkemeye üç telefon sunarak Whatsapp üzerinden sıralı bir mesajlaşma örneği okudu. Bu örneğe benzer şekilde mesajların farklı telefonlarla manipüle edilebileceğini ileri süren Gökçer, örnek telefonları mahkemeye teslim ederek öncelikle Jandarma tarafından incelenmesini ve dosyadaki "buluntu telefon"un da uzman bilirkişi tarafından incelenmesini talep etti.

Beyanların ardından görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, Serdar Sertçelik'in cezaevi ve göçmen kampında internet ve Whatsapp kullanma imkanının Macaristan makamlarına sorulmasını, "buluntu telefon"un bilirkişiye inceletilmesinin avukat Gökçer'in mahkemeye sunduğu uzman görüşünün okunmasının ardından değerlendirilmesini, tutuklu ve tutuksuz sanıkların mevcut hallerinin devamına karar verilmesini istedi.
Ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanıklardan Önder Polat, Muhammet Kaplan, Adnan Kaplan ve Erhan Bakioğlu'nun yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol şartıyla tahliyesine, Bora Kaplan ile Serdar Sertçelik'in ise tutukluluk halinin devamına hükmetti.
Tahliyesine karar verilen tutuklu sanıklar Muhammet Kaplan ve Adnan Kaplan başka bir suçtan tutuklu oldukları için cezaevinden çıkamayacak.
Ayrıca mahkeme, tutuksuz sanık Tarık Teoman'ın imza şeklindeki adli kontrol tedbirin kaldırılmasına ancak yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol şartının devamına, tutuksuz sanıkların duruşmalardan vareste tutulmasına, Serdar Sertçelik'in Macaristan'daki iletişim imkanlarının sorulmasına ve "buluntu telefon"la ilgili Jandarma ve Emniyet Kriminal birimlerince ek rapor alınmasına karar verdi.
Duruşma, 1 Haziran Pazartesi gününe ertelendi.