Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
İstanbul Bahçelievler’de temel kazısı sırasında meydana gelen göçük, inşaat sektöründe iş güvenliği ihmallerini ve işverenlerin hukuki sorumluluğunu yeniden gündeme getirdi. İnşaat alanında yaşanan göçükte bir işçi hayatını kaybederken, bir işçi yaralı olarak kurtarıldı. Bir kişinin yaşamını yitirdiği, bir kişinin yaralandığı facianın ardından gözler, temel kazısı öncesinde alınması gereken iş güvenliği önlemlerine, zemin etütlerine ve işverenin sorumluluklarına çevrildi.
İnşaat kazılarında meydana gelen göçükler, yalnızca iş güvenliği tedbirlerinin değil, aynı zamanda işveren, müteahhit ve şantiye yönetiminin hukuki yükümlülüklerinin de sorgulanmasına neden oluyor. Özellikle kazı güvenliği, zemin analizleri, istinat sistemleri ve koruyucu ekipmanlara ilişkin ihmaller, ölümle veya yaralanmayla sonuçlanan iş kazalarında cezai sorumluluğu beraberinde getirebiliyor.
Peki inşaat kazısında göçük meydana gelmesi halinde işverenin sorumluluğu ne? İş güvenliği önlemlerinin alınmadığı tespit edilirse işveren, müteahhit veya şantiye sorumlusu hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir mi? İş kazasında hayatını kaybeden işçinin ailesi hangi tazminat ve yasal hakları talep edebilir?
Avukat Gizem Gonce, Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er’e yaptığı özel açıklamada, inşaat kazalarında işverenin hukuki ve cezai sorumluluklarını, iş güvenliği ihmallerinin nasıl tespit edildiğini ve ölümle sonuçlanan iş kazalarında mağdur ailelerin başvurabileceği hukuki yolları anlattı.

Bir işçinin hayatını kaybettiği göçük olayının yalnızca iş kazası olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Av. Gonce, ihmali veya kusuru bulunan kişiler hakkında ceza soruşturması yürütülebileceğini belirtti:
"İnşaat faaliyetleri, iş sağlığı ve güvenliği bakımından yüksek risk taşıyan çalışma alanlarıdır. Özellikle temel kazısı sırasında zeminin özelliklerinin doğru değerlendirilmesi, kazı alanının güvenli hâle getirilmesi ve gerekli destek sistemlerinin kurulması hayati önem taşır. Bu tür olaylarda öncelikle göçüğün hangi nedenle meydana geldiği araştırılmalıdır. Zemin etüdünün yapılıp yapılmadığı, kazı projesine uygun hareket edilip edilmediği, iksa sistemlerinin bulunup bulunmadığı ve çalışanların gerekli güvenlik önlemleri altında çalıştırılıp çalıştırılmadığı incelenmelidir. Bir işçinin hayatını kaybetmiş olması, olayın yalnızca bir iş kazası olarak değerlendirilmesiyle sınırlı kalmaz. İhmal veya kusur tespit edilmesi hâlinde ceza hukuku bakımından da sorumluluk doğabilir."

İşverenin yalnızca çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermekle yükümlü olmadığını, çalışma alanındaki riskleri belirleyerek gerekli teknik önlemleri de alması gerektiğini belirten Av. Gizem Gonce, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na dikkat çekti:
"6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca işveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür.
Bu kapsamda işverenin;
İşverenin yalnızca iş güvenliği uzmanı görevlendirmesi, sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Önemli olan gerekli önlemlerin gerçekten alınması ve uygulanmasının denetlenmesidir."

İş kazasında bir kişinin hayatını kaybetmesi ve başka bir kişinin yaralanması durumunda uygulanabilecek cezaları açıklayan Av. Gonce, işveren, müteahhit veya şantiye sorumlularının kusurlarına göre cezai sorumluluk taşıyabileceğini ifade etti:
"Ceza sorumluluğu kişiseldir. Her kişinin görev ve yetkisi, yükümlülükleri, kusuru ve meydana gelen sonuçla arasındaki nedensellik bağı ayrı ayrı değerlendirilir. Taksirle ölüme neden olma suçu Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesinde düzenlenmiştir.
Bahçelievler'deki olayda bir işçinin hayatını kaybettiği, diğer işçinin ise yaralı olarak kurtarıldığı bildirildiğinden, yaralanma ve kusur koşullarının soruşturma sonucunda doğrulanması hâlinde ikinci fıkra gündeme gelebilir. Burada özellikle altını çizmek gerekir: Ceza miktarı, olayın teknik ve hukuki incelemesi sonucunda belirlenecektir."

İşverenlerin iş güvenliği uzmanı görevlendirerek bütün sorumluluklarını devredemeyeceğini vurgulayan Av. Gonce, alınan önlemlerin uygulanmasının da denetlenmesi gerektiğini söyledi:
"İş güvenliği uzmanının görevlendirilmiş olması işverenin bütün sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İşveren, işyerinde alınması gereken önlemleri sağlamak, bu önlemlerin uygulanmasını takip etmek ve tespit edilen eksiklikleri gidermek zorundadır. İş güvenliği uzmanının, şantiye şefinin, yapı denetiminde görev alan kişilerin veya diğer teknik sorumluların sorumluluğu ise somut olayda üstlendikleri görevler ve kusurları çerçevesinde değerlendirilir."

Bahçelievler'deki göçüğün ardından soruşturmanın seyrini belirleyecek teknik ayrıntılara dikkat çeken Av. Gonce, kazanın önlenebilir olup olmadığının ortaya çıkarılması için 7 sorunun cevaplanması gerektiğini belirtti:
"Bu tür olaylarda sağlıklı bir soruşturma yürütülebilmesi için özellikle şu hususların araştırılması gerekir:
Bu soruların cevapları, kazanın önlenebilir olup olmadığının ve sorumluların belirlenmesinin temelini oluşturacaktır."

İş kazasında hayatını kaybeden işçinin yakınlarının hem sosyal güvenlik mevzuatı hem de Türk Borçlar Kanunu kapsamında çeşitli hakları bulunduğunu belirten Av. Gonce, ailelerin talep edebileceği hakları şöyle sıraladı:
"İş kazası nedeniyle hayatını kaybeden işçinin yakınları hem sosyal güvenlik mevzuatı hem de Türk Borçlar Kanunu kapsamında çeşitli haklara sahip olabilir.
Bunlar arasında:
Özellikle destekten yoksun kalma tazminatı bakımından, hayatını kaybeden işçinin sağlığında maddi destek sağladığı kişilerin uğradığı kayıplar değerlendirilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi ölüm hâlinde uğranılan zararları, 56. maddesi ise manevi tazminatı düzenlemektedir."

Göçükten yaralı kurtarılan işçinin de hem SGK kapsamında hem de kusurlu taraflara karşı tazminat talep etme hakkı bulunabileceğini belirten Av. Gonce, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Yaralanan işçi, olayın iş kazası olarak değerlendirilmesi hâlinde SGK kapsamında sağlanan haklardan yararlanabilir. Bunun yanında işverenin veya diğer sorumluların kusuruna bağlı olarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunması da mümkündür. İşçinin tedavi giderleri, çalışma gücündeki kayıp, geçici veya sürekli iş göremezlik ve diğer zararları somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir."

İş kazasının SGK'ya bildirilmesi için gereken süreye de dikkat çeken Av. Gonce, işverenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmesinin önemini vurguladı:
"5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca işverenin iş kazasını SGK'ya kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirmesi gerekir. Bu bildirim yükümlülüğü, iş kazasının nedenlerinin araştırılması ve işçinin sosyal güvenlik haklarının korunması bakımından önem taşır."

Bahçelievler'deki göçüğün ardından çevrede bulunan dört katlı binanın tedbir amacıyla boşaltılmasının, temel kazılarındaki risklerin yalnızca şantiye alanıyla sınırlı olmadığını gösterdiğini belirten Av. Gonce, şu ifadeleri kullandı:
İnşaat alanının yanında bulunan binanın tedbiren boşaltılmasının ne anlama geldiğini açıklayan Av. Gonce, şunları söyledi:
"Olayla ilgili haberlerde, göçüğün meydana geldiği inşaatın yakınındaki dört katlı binanın da tedbir amacıyla boşaltıldığı bildirildi. Bu durum, temel kazılarının yalnızca şantiye çalışanları açısından değil, çevrede yaşayan vatandaşlar açısından da risk oluşturabileceğini gösteriyor. Kazı çalışmaları sırasında çevredeki yapıların zemin güvenliği, temel sistemleri ve olası oturma veya kayma riskleri de teknik olarak değerlendirilmelidir."

İnşaat sektöründe maliyet, zaman ve iş programının iş güvenliği önlemlerinin önüne geçmemesi gerektiğini vurgulayan Av. Gonce, kazaların önlenmesinde işverenin sorumluluğunun belirleyici olduğunu ifade etti:
"İş kazalarında en önemli mesele, kazanın meydana gelmesinden sonra sorumluların belirlenmesinden önce, bu kazanın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığının ortaya çıkarılmasıdır. Bir işçinin hayatını kaybetmesi, geride kalan ailesi açısından telafisi mümkün olmayan bir kayıptır. İnşaat sektöründe maliyet, zaman veya iş programı gerekçe gösterilerek iş güvenliği önlemlerinden taviz verilmemelidir.
Özellikle temel kazısı ve derin kazı çalışmalarında teknik güvenlik önlemlerinin eksiksiz uygulanması gerekir. İşverenin yükümlülüğü yalnızca çalışanına iş vermek değil, onun güvenli bir ortamda çalışmasını sağlamaktır. Unutulmamalıdır ki iş güvenliği, kaza yaşandıktan sonra alınacak bir tedbir değil, kazanın yaşanmaması için önceden yerine getirilmesi gereken hukuki bir yükümlülüktür."