Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Çıkar Amaçlı İmamoğlu Suç Örgütü davasında yeni ifadeler ortaya çıkıyor. Sanıklardan Adnan Çebi’nin savunması ve duruşma savcısıyla arasında geçen soru-cevap bölümü dosyanın dikkat çeken başlıklarından biri oldu.
Duruşmanın dikkat çeken bölümlerinden biri ise Çebi’nin sahibi olduğu Le Meridien Oteli’nde gerçekleştirildiği belirtilen toplantılar oldu. Kameraların bantlanması ve jammer kullanımıyla ilgili savcılık pek çok soru sordu.
Savcı, Çebi’ye önce otelin ne zamandan beri faaliyette olduğunu sordu. Çebi bu soruya “2012. Yaklaşık 14 yıl.” cevabını verdi. Çebi, yaklaşık 14 yıllık faaliyet süresince otelde konaklayan başka kişi veya grupların da güvenlik kameralarını benzer şekilde bantlayıp bantlamadığını sorusuna ise Çebi, “Bilgim dahilinde denk gelmedim" cevabını verdi.

Savcılık, Çebi’ye otelde daha önce resmî kurumların ziyaretleri, toplantıları veya konferanslarının yapılıp yapılmadığını da sordu. Çebi, “Oldu efendim, çok olmuştur” dedi. Savcı bu kez söz konusu resmî toplantılarda da kamera bantlama benzeri uygulamalarla karşılaşılıp karşılaşılmadığını sordu. Çebi, “Benim kulağıma gelen herhangi bir şey yok efendim.” cevabını verdi.

Çebi savunmasında, dosyadaki ifadelerden hareketle kameraların kapatılmasının İBB koruma personeli tarafından gerçekleştirilen bir uygulama olduğunu ifade etti. Kameraların kapatılmasında kullanılan peçete ve bantların İBB personeli tarafından araçlardan getirildiğini savunan Çebi, bu durumun kendisinin talimat vermediğini gösterdiğini söyledi.
Otelde 323 kamera bulunduğunu belirten Çebi, bunlardan yalnızca birinin kapatıldığını ve diğer kameraların çalışmaya devam ettiğini anlattı. Çebi ayrıca, toplantılara katılanlarla birlikte hareket etmiş olsaydı onların kameraları kapatma ihtiyacı hissetmeyebileceğini ileri sürdü.

Duruşma savcısının bir başka kritik başlığı ise jammer oldu. Savcı, otelin giriş-çıkışlarında jammer gibi bir cihazın içeri sokulmasına ilişkin güvenlik prosedürü bulunup bulunmadığını, başka bir ifadeyle “herkesin jammer’la otele girip giremeyeceğini” sordu. Çebi, “Tabii ki öyle bir şey söz konusu olamaz.” dedi ancak hemen ardından güvenlik prosedürlerinin tamamen Le Meridien grubunun sorumluluğunda olduğunu savundu. Çebi, Makyol olarak bu süreçlere müdahale imkânlarının bulunmadığını söyledi.
Savunmasında da jammer kullanılması nedeniyle otelde iletişimde herhangi bir kesinti yaşanmadığını araştırdığını belirten Çebi, güvenlik uygulamalarından işletmeci şirketin sorumlu olduğunu ifade etti.

Çebi’nin otelle ilgili savunmasının ana eksenini, Makyol’un binanın sahibi olmasına rağmen işletmenin Marriott/Le Meridien tarafından yürütüldüğü tezi oluşturdu.
Otelin genel müdürü, çalışanları, güvenlik personeli, güvenlik kameraları, tahsilat işlemleri ve günlük işletme faaliyetlerinin tamamının işletmeci şirketin sorumluluğunda olduğunu söyleyen Çebi, “Ben otel binasının sadece mal sahibiyim.” şeklinde savunma yaptı.
Çebi ayrıca otelin yer aldığı kompleksteki rezidansta yaklaşık 12 yıldır yaşadığını ve Makyol’un ofisinin de otel binasının bitişiğinde bulunduğunu belirterek, otelde bulunan kişilerle ortak baz vermesinin bu nedenle doğal olduğunu savundu.

Dosyada Le Meridien Oteli’nde Ekrem İmamoğlu’nun da yer aldığı bazı görüşmeler gündeme gelirken, Çebi bunlara katılmadığını söyledi.
Çebi, “Ben kesinlikle otelde gerçekleştirilen, Ekrem Bey’in yer aldığı hiçbir toplantı ve görüşmeye katılmadım.” dedi. Toplantılara katılan kişilerin birçoğunu hayatında hiç görmediğini savunan Çebi, bu nedenle söz konusu görüşmelerin organizatörü olmadığını ileri sürdü.
Çebi, toplantılarla bağlantılı faturaların Makyol’a yönlendirildiği yönündeki iddiaları da reddetti.
O dönemde Cem Alkaya isimli kişinin Makyol çalışanı değil, Le Meridien Oteli çalışanı olduğunu söyleyen Çebi; otel genel müdürü Sinan Udil’in de Alkaya’nın amiri olduğunu belirterek, Makyol üzerinden talimat verildiği iddiasının kendi içinde çelişkili olduğunu savundu.
Yaptığı araştırmada bazı ödemelerin nakit olarak tahsil edildiğini öğrendiğini söyleyen Çebi, mahkemenin gerekli görmesi halinde Cem Alkaya’nın tanık olarak dinlenmesini talep etti.

Çebi’nin savunmasındaki diğer önemli başlık ise Asoy İnşaat’a gönderilen 4 milyon 700 bin TL oldu. İddianamede söz konusu ödemenin örgütü finanse etmek amacıyla gönderildiği yönündeki suçlamayı reddeden Çebi, paranın bir kreşin inşaatı için hak ediş usulü ödendiğini söyledi.
Asoy İnşaat ile ilişkilerinin geçmişinin eski Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu dönemine kadar uzandığını belirten Çebi, şirketin daha önce Makyol projelerinde de çalıştığını anlattı.
Kreş inşaatına ilişkin yaklaşık 200 fotoğraf, ödeme kayıtları, uydu görüntüleri ve makbuzları mahkemeye sunduğunu belirten Çebi, ödeme tarihleriyle inşaatın ilerleme safhalarının örtüştüğünü savundu.
Çebi, örgüte yardım suçlamasına karşı da Makyol’un İmamoğlu dönemindeki İBB ilişkilerini savunmasının merkezine aldı. Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanlığı döneminde İBB’den hiçbir yeni iş almadıklarını söyleyen Çebi, Kadir Topbaş döneminden kalan yaklaşık 1,5 milyar dolar değerindeki iki projeyi de tasfiye ettiklerini anlattı.
İBB ile aralarında yüz milyonlarca liralık ecrimisil davaları bulunduğunu da söyleyen Çebi, bu tabloyu belediyeyle “ortak hareket etmediklerinin” göstergesi olarak sundu.