Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Boşanma davaları ve mal paylaşımında milyonlarca kişiyi ilgilendiren yeni düzenlemeler gündemde. 13. Yargı Paketi kapsamında boşanma sürecinin hızlandırılması, mal paylaşımından doğan taleplerde zamanaşımı süresinin 10 yıldan 5 yıla indirilmesi ve aile hukukunda yeni düzenlemeler yapılması planlanıyor.
Peki yeni sistemde hangi mallar paylaşılacak, evlilik öncesinde alınan ev ve araba için eş hak iddia edebilecek mi, tapunun kimin üzerinde olması sonucu değiştirecek mi?
Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er’in sorularını cevaplayan Avukat Gizem Gonce, boşanma davaları ve mal paylaşımına ilişkin düzenlemeleri değerlendirirken vatandaşların en çok merak ettiği sorulara da yanıt verdi. Gonce, özellikle mal paylaşımında sürenin 5 yıla indirilmesi halinde hak kaybı yaşanmaması için dikkat edilmesi gereken noktalara işaret etti.

13. Yargı Paketi kapsamında boşanma süreçlerinin hızlandırılmasının hedeflendiğini belirten Av. Gizem Gonce, boşanma davası ile nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi konuların birbirinden ayrılarak daha hızlı sonuçlandırılmasının gündemde olduğunu söyledi.
Gonce, düzenlemelerin henüz kesinleşmediğinin de altını çizerek şu değerlendirmeyi yaptı:
''Paket kapsamında aile hukukuna ilişkin hazırlanan düzenlemelerin temel amaçlarından birinin, boşanma sürecini daha hızlı ve daha etkin hale getirmek olduğu görülüyor. Özellikle boşanma davası ile nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi konuların birbirinden ayrılarak daha hızlı sonuçlandırılması gündemde. Buradaki temel amaç, tarafların yıllarca süren bir yargılama nedeniyle hem ekonomik hem de psikolojik olarak yıpranmasının önüne geçmek. Ancak şunu özellikle vurgulamak gerekir: Bu düzenlemeler henüz kesinleşmiş kanun hükümleri değildir. Meclis'e sunulacak teklif ve yasalaşma süreci sonrasında nihai çerçeve ortaya çıkacaktır.''

Mal rejiminin tasfiyesinden doğan taleplerde zamanaşımı süresinin 10 yıldan 5 yıla indirilmesinin önemli bir değişiklik olacağını belirten Gonce, özellikle boşanması kesinleşmiş ancak henüz mal paylaşımı davası açmamış kişileri uyardı.
Geçiş hükümlerinin kritik önem taşıdığını vurgulayan Gonce, şu ifadeleri kullandı:
''Bu başlık son derece önemli. Çünkü mal rejiminin tasfiyesinden doğan talepler bakımından sürenin 10 yıldan 5 yıla indirilmesi öngörülüyor. Bu gerçekleşirse, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren hak sahiplerinin mal paylaşımından kaynaklanan taleplerini çok daha kısa süre içerisinde ileri sürmeleri gerekecek. Ancak burada en kritik konu geçiş hükümleri olacaktır. Yani kanun yürürlüğe girdiğinde daha önce boşanmış kişilerin hangi süreden yararlanacağı, mevcut 10 yıllık sürenin korunup korunmayacağı veya yeni sürenin nasıl uygulanacağı açıkça düzenlenmelidir. Dolayısıyla boşanması kesinleşmiş fakat henüz mal paylaşımı davası açmamış kişilerin, “Nasıl olsa 10 yıllık sürem var” diyerek beklememelerini öneriyorum. Dosyanın ve boşanma kararının kesinleşme tarihinin bir avukat tarafından incelenmesi ve hak düşürücü/zamanaşımı riski açısından derhal değerlendirme yapılması gerekir.''

Mal paylaşımında yalnızca evliliğin süresine bakılmasının doğru olmadığını belirten Av. Gizem Gonce, asıl belirleyici unsurların malın ne zaman edinildiği, hangi kaynakla finanse edildiği ve hukuki niteliği olduğunu söyledi.
Gonce, kamuoyunda oluşabilecek ''evlilik süresine göre otomatik yüzde 50 paylaşım'' algısına karşı şu uyarıyı yaptı:
''Burada vatandaşların çok sık yaptığı bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek gerekiyor. Mevcut mal rejimi sisteminde temel mesele yalnızca ''Evlilik kaç yıl sürdü?'' değildir. Esas olarak evlilik süresince edinilmiş malların ve kişisel malların hukuki niteliği belirlenir ve mal rejiminin tasfiyesi buna göre yapılır. Basına yansıyan yeni düzenleme çalışmalarında evlilik süresinin dikkate alınmasına ilişkin çeşitli değerlendirmeler bulunuyor. Ancak ''1 yıllık evlilikte yüzde 50, 20 yıllık evlilikte yüzde 50'' gibi otomatik bir oran sistemi getirildiğini söylemek bugün için doğru olmaz. Dolayısıyla vatandaş açısından önemli olan, yalnızca evlilik süresine bakarak ''20 yıl evliysem bütün malların yarısı benimdir'' şeklinde düşünmemektir. Malın ne zaman, hangi kaynakla ve hangi hukuki statüyle edinildiği yine büyük önem taşıyacaktır.''

Mal paylaşımında ''Kim ne kadar para getirdi?'' hesabının tek başına belirleyici olmadığını vurgulayan Gonce, çalışmayan eşin de ev işleri ve çocuk bakımına yaptığı katkının hukuken önem taşıdığını belirtti.
Malın finansmanında kullanılan miras, bağış, kişisel birikim veya satış geliri gibi kaynakların ise belgelenmesinin kritik olduğunu söyledi:
''Burada da çok önemli bir ayrım var. Mal paylaşımında ''Eşim çalışmadı, dolayısıyla hiçbir hakkı yok'' şeklindeki yaklaşım hukuken doğru değildir. Evlilik içerisindeki katkı yalnızca maaş veya banka hesabına yatırılan para değildir. Ev işleri, çocukların bakımı ve aile hayatının sürdürülmesine yönelik emek de aile hukukunda önem taşır. Bununla birlikte malın edinilmesinde kullanılan kişisel mal, miras, bağış, satış bedeli veya başka bir kaynağın bulunması halinde bunların belgelenmesi son derece önemlidir. Dolayısıyla yeni düzenleme ile birlikte de ''Kim, ne getirdi?'' sorusunun tek başına paylaşım oranını belirleyen mekanik bir formüle dönüşeceğini söylemek için henüz erken. Nihai kanun metnini görmek gerekiyor.''

Evlilik öncesinde edinilen malların kural olarak kişisel mal sayıldığını belirten Av. Gizem Gonce, ancak bazı durumlarda diğer eş lehine farklı talepler ortaya çıkabileceğini söyledi.
Özellikle evlilik süresince ortak gelirle kredi ödenmesi veya mala diğer eş tarafından önemli katkı yapılması halinde somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı:
''Kural olarak evlilik öncesinde edinilmiş mallar kişisel mal niteliğindedir ve doğrudan mal paylaşımına konu edilmez. Ancak burada çok önemli istisnalar bulunabilir. Örneğin evlilik öncesinde alınan bir taşınmazın kredi borçları evlilik süresince ortak gelirlerden ödenmişse veya diğer eş tarafından o mala yönelik ciddi bir katkı yapılmışsa, somut olayın özelliklerine göre farklı talepler gündeme gelebilir. Aynı şekilde evlilik öncesindeki bir malın evlilik sırasında satılması ve satış bedelinin başka bir malın edinilmesinde kullanılması halinde de malın kaynağının takip edilmesi önem kazanır. Bu nedenle “Tapu benim üzerime, eşimin hiçbir hakkı yok” demek her dosyada doğru değildir. Malın edinim tarihi, finansman kaynağı ve evlilik süresindeki ödemeler birlikte değerlendirilmelidir.''

Boşanma ihtimali ortaya çıktıktan sonra mal varlığının üçüncü kişilere devredilmesinin her durumda diğer eşin haklarını ortadan kaldırmayacağını belirten Gonce, mal kaçırma girişimlerine karşı uyardı.
Devir tarihi, işlemin gerçek niteliği ve bedelin gerçekten ödenip ödenmediği gibi unsurların önem taşıdığını ifade eden Gonce, şu değerlendirmeyi yaptı:
''Bu, uygulamada en çok karşılaştığımız sorunlardan biri. Bir eşin boşanma ihtimali ortaya çıktıktan sonra ma lvarlığını diğer eşten kaçırmak amacıyla üçüncü kişilere devretmesi, bağışlaması veya gerçek değerinin çok altında göstermesi halinde, işlemin niteliğine göre hukuki yollar gündeme gelebilir. Mal rejiminin tasfiyesinde de devir tarihi, işlemin gerçek niteliği, bedelin gerçekten ödenip ödenmediği ve malın aile mal varlığından nasıl çıkarıldığı önem taşır. Dolayısıyla vatandaşların boşanma sürecinde ''Malımı hemen kardeşimin, arkadaşımın üzerine geçireyim, böylece paylaşılmaz'' düşüncesine kapılmaması gerekir. Böyle bir işlem her zaman diğer eşin hakkını ortadan kaldırmaz. Özellikle ma lvarlığının kaçırılma ihtimali varsa, boşanma davası ile mal rejiminin tasfiyesine ilişkin hukuki stratejinin birlikte değerlendirilmesi ve gerekli koruyucu hukuki yolların zamanında kullanılması gerekir.''

Boşanma davası devam eden kişilere hak kaybı yaşamaması için kritik uyarılarda bulunan Av. Gizem Gonce, şu sözleri kullandı:
''Ben vatandaşlara öncelikle şunu tavsiye ediyorum: Boşanma kararını vermeden önce mal varlığınızı ve hukuki durumunuzu ortaya koyun. Taşınmaz kayıtları, araç kayıtları, banka hesapları, kredi ödemeleri, şirket ortaklıkları, yatırım hesapları, miras ve bağış yoluyla edinilen mallar gibi bütün ekonomik değerlerin belgeleri muhafaza edilmeli. İkinci olarak, boşanma davası ile mal paylaşımı birbirinden farklı hukuki süreçlerdir. ''Boşandım, bütün haklarım otomatik olarak çözüldü'' düşüncesi doğru değildir. Üçüncü ve belki de en önemlisi, yeni düzenlemelerin yürürlüğe girmesi halinde süreler bakımından hak kaybı yaşanmaması için özellikle boşanması kesinleşmiş kişilerin dosyalarını bekletmemeleri gerekir.''

''Her dosyanın kendi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamak isterim. Çünkü mal paylaşımında edinim tarihi, malın kaynağı, katkıların niteliği, borçlar, devirler ve tarafların yaptığı ödemeler sonucu doğrudan etkileyebilir. 13. Yargı Paketi ile aile hukukunda önemli bir değişim hazırlığı var; ancak bugün itibarıyla kamuoyuna yansıyan başlıkları kesinleşmiş kanun hükümleri gibi sunmamak gerekir. Özellikle mal paylaşımında 5 yıllık süre iddiası bakımından, kanunun yürürlük ve geçiş hükümleri görülmeden kesin bir sonuç söylemek hukuken doğru olmaz.''