Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

İran, İsrail ve ABD savaşında ateşkes belirsizliği devam ederken dün Tahran’dan dikkat çeken bir açıklama geldi. İran, Hürmüz Boğazı’nda ABD ablukasına karşı “emsalsiz bir karşılık” verileceğini duyurdu. İran Dini Lideri Mücteba Hamaney yaptığı açıklamada “Hürmüz Boğazı’nda yeni bir sayfa açılmak üzere” ifadelerini kullandı.
İran-ABD geriliminde tansiyon zirve yaparken Tahran’ın dünyayı sarsacak "gizli kozu" ne? BAE’nin şok OPEC kararı ve Hamaney’in "yeni sayfa" mesajı ne anlama geliyor? Akademisyen Dr. Öğr. Üyesi Zekeriya Şahin ABD-İran geriliminde son açıklamalardan sonra beklenen kritik hamleleri Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a açıkladı.

(Görseller AI ile temsili olarak hazırlanmıştır)
İran’ın “emsalsiz karşılık” ifadesi askeri literatürde neye tekabül ediyor?
Dr. Öğr. Üyesi Zekeriya Şahin: ABD’nin Hürmüz Boğazı ablukası ve askeri anlamdaki yoğun yığınakları, olası güçlü bir ikinci dalga saldırısı ihtimalini artırıyor. Bu ihtimale karşılık İran, füze fırlatma rampalarının konumunu değiştirerek ABD’nin bölgedeki mevcut sistemlerinin menzilinden çıkardı. Ayrıca daha önce ABD saldırıları karşısında zarar gören yer altında bulunan fırlatma rampalarının da kullanılır hâle getirilmesi için çalışmalar yaparak hazırlıklarını tamamlamaya çalıştı.

Ayrıca İran, Tahran’ın batı, güney ve merkez bölgeleri başta olmak üzere bazı noktalarda hava savunma sistemlerini devreye alarak insansız hava araçlarına (İHA) karşı da gerekli tedbirlerini almış oldu.
Topyekûn bir hazırlık yapan İran, daha önce de yaptığı gibi ABD’nin Körfez’deki bütün üsleri ve askeri sistemlerine, hatta Körfez ülkelerinin altyapılarına yönelik büyük tehdit oluşturan ve henüz ortaya çıkarmadığı füzelerini de kullanabilir.

İran’a her defasında desteğini açıklayan Husiler, son günlerde Babülmendep Boğazı’nın kapatılmasına yönelik tatbikatlar gerçekleştirdi ve boğazın fiilen kapatılması için gerekli tüm hazırlıkları tamamladı. Bu durum askeri bir hamle olarak görülmekle birlikte, aynı zamanda küresel ölçekte ABD üzerinde ekonomik bir baskı unsuru olarak da değerlendirilmelidir.

Mücteba Hamaney’in “yeni bir sayfa” ifadesiyle kast ettiği nedir?
Dr. Öğr. Üyesi Zekeriya Şahin: Mücteba Hamaney’in “yeni bir sayfa” ifadesi, Hürmüz Boğazı üzerinde yeni bir statü ve yeni bir yönetim planının oluşturulması ile ilgilidir. Dini lider, yapmış olduğu yazılı açıklamada bunu çok net bir dille ifade etmiş ve “Bölgenin ABD ve yabancı aktörler olmadan parlak bir geleceğe sahip olacağını” vurgulayarak, “Fars Körfezi ve Umman Denizi sularında komşularımızla aynı kaderi paylaşıyoruz ve binlerce kilometre uzaktan açgözlülükle kötülük yapan yabancıların bu suların derinliklerinden başka bir yerde yeri yok” ifadelerini kullanmıştır.
Hamaney’in açıklamalarından da anlaşıldığı üzere, İran’ın Hürmüz Boğazı’na kıyısı olan ülkelerle birlikte bu durumu siyasal bir zeminde çözerek, dış müdahalelere — başta ABD olmak üzere — fırsat verilmeyen bir yapıya geçiş sağlanmasına yönelik bir arayış içinde olduğu söylenebilir.

Brent petrolün 120 dolar bandına çıktığı bu süreçte, İran’ın Hürmüz’ü tamamen kapatma riski tarafları ateşkese zorlar mı?
Dr. Öğr. Üyesi Zekeriya Şahin: Hürmüz Boğazı, İran’ın elindeki en önemli kozlardan biri olmakla birlikte, bölgedeki gerilim nedeniyle Brent petrol 120 dolar bandına çıkmıştır. Esas tehlike, bu seviyelerin kalıcı hâle gelmesidir. Brent petrolde 120 dolar ve üzeri seviyelerin görülmesi de ihtimal dâhilindedir.

Neden ihtimal dâhilindedir? Pentagon, 1,5 trilyon dolar olan bütçesine ilaveten ek 200 milyar dolar bütçe talebinde bulunmuştur. Keza İran tarafı da petrol fiyatlarının 140 dolarları, hatta 200 dolarları görebileceği yönünde tehditte bulunmuştur.
| Konu | Detay |
|---|---|
| Pentagon Bütçe Talebi | 1,5 trilyon dolarlık mevcut bütçeye ek olarak 200 milyar dolar |
| İran Petrol Fiyatı Tehdidi | Petrol fiyatlarının 140 dolar, hatta 200 dolar seviyelerine çıkabileceği yönünde |
Petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde olması, özellikle enerjiye bağımlı ülkeler için çok ciddi bir tehdit unsurudur. Küresel ölçekte maliyetleri olumsuz etkileyerek enflasyon riskini beraberinde getirir. Türkiye üzerinden örnek verecek olursak, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış ülke ekonomisine yaklaşık 4,5–5 milyar dolar ek maliyet anlamına gelmektedir.
| Konu | Açıklama |
|---|---|
| Yüksek Petrol Fiyatlarının Etkisi | Enerjiye bağımlı ülkeler için ciddi tehdit |
| Küresel Etki | Maliyetleri olumsuz etkiler, enflasyon riskini artırır |
| Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etki | Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, 4,5–5 milyar dolar ek maliyet anlamına gelir |
Örneğin ABD’de son yıllarda görülmemiş şekilde benzin fiyatları galon başına 4 dolar seviyesini aşmış durumdadır; bazı eyaletlerde bu rakam daha da yüksektir. Bu durum ABD halkı için katlanılabilir değildir. Çünkü toplu taşıma sistemi belli başlı şehirler dışında yaygın değildir ve halk ulaşımını büyük ölçüde özel araçlarla sağlamaktadır. Yoğun tüketim yapan ABD halkı için akaryakıt fiyatlarının yüksek seviyelerde olması, Donald Trump üzerinde de bir baskı unsurudur.

Bölgedeki diğer aktörler (özellikle Körfez ülkeleri) bu gerilimde nasıl bir konum alacak?
Dr. Öğr. Üyesi Zekeriya Şahin: Körfez ülkeleri bu süreçte en çok zarar gören ülkeler konumundadır. Nitekim şimdiden kendi tedbirlerini almaya başlamışlardır. 1967’den beri OPEC üyesi olan Birleşik Arap Emirlikleri, 1 Mayıs 2026 itibarıyla örgütten ayrılacağını ilan etmiştir. Bu karar, örgüt tarafından belirlenen kotaların dışında üretim yapabilmek amacıyla alınmıştır. Bununla birlikte diğer üye ülkelerin de örgüt üyeliğine bakış açısını değiştirerek yeni ayrılıkların önünü açabilir. Bu durum, OPEC lideri Suudi Arabistan’ın uluslararası petrol arzı ve fiyatları dengeleme sistemi üzerindeki etkisini de azaltabilir.

Ayrıca bu gerilim, Körfez ülkelerinin ABD ile olan müttefiklik ilişkilerinin sorgulanmasına yol açmıştır. ABD’nin Körfez ülkelerinin güvenliğini sağlayamadığı yönünde bir algı oluşmaya başlamıştır. Bu kapsamda, ABD ile yapılan bazı anlaşmaların (veri merkezleri, bulut sistemleri, askeri anlaşmalar vb.) askıya alınması fikri giderek daha belirgin hâle gelmiştir.
Bunun yanı sıra Körfez ülkeleri, başta Suudi Arabistan olmak üzere Türkiye, Pakistan ve Mısır ile askeri ve ekonomik iş birliklerini geliştirmek adına ciddi görüşmeler yürütmektedir. Bu gerilim, bölgede jeopolitik hizalanmaların yeniden şekillendiği bir sürece işaret etmektedir.