Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Hürmüz’de neler oluyor? Gerçekten dünyanın kilitlendiği bir bölge. Barışı beklerken, boğazın açılma kararından sonra yeniden savaş mı başlayacak? Uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Canan Tercan, TGRT Haber canlı yayınında gelişmeleri değerlendirdi. Tercan'ın açıklamaları şu şekilde:
"Çok kritik dönemlerden geçiyoruz. Saat başı haberler değişiyor maalesef. Biraz da diplomasiyi zorlamak için yapılan yöntemler olarak değerlendirmek gerekiyor. Bunu da bir kenarda tutmalıyız. Pazartesi günü tarafların yeniden görüşmesi ve masaya dönmesi bekleniyordu. Ancak her iki tarafın da talepleri tam olarak karşılanmadı.

Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından açılması çok büyük bir gelişmeydi. Dünya piyasalarını ciddi anlamda rahatlattı ve küresel beklenti de bu yöndeydi. Ancak ABD’nin ablukayı sürdürmesi süreci zorlaştırdı. Bu durum, gündüz boğazdan tüm gemilerin geçebileceği ancak İran’a ait ya da İran’la bağlantılı gemilerin geçemeyeceği anlamına geliyordu. Bu da tek taraflı bir durum ortaya çıkardı.
Dolayısıyla İran’ın boğazı yeniden kapatması, kendi açısından anlaşılabilir bir adım olarak değerlendirilebilir. İran için buradan petrol satışı son derece önemli ve bunu bir iyi niyet göstergesi olarak görmedi. Neticede boğazı kapattı ve ardından ABD’den müdahale geldi. Ancak bu müdahalenin uzun süreceğini düşünmüyorum. Çünkü dünya bunu istemiyor. Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere birçok ülke Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasına karşı.

Önümüzdeki bir iki aylık süreçte boğazın kapalı kalması çok daha büyük sorunlara yol açacaktır. Bu nedenle yaşananları diplomasiye zorlama hamleleri olarak görüyorum. Yakın zamanda Fransa ve İngiltere liderliğinde Paris’te bir Hürmüz zirvesi yapılması planlanıyordu. Tam o sırada boğazın açıldığı haberi gelmişti. Avrupa’da şu anda yaklaşık altı haftalık jet yakıtı kaldığı konuşuluyor. Haziran itibarıyla uçuşların aksaması bile söz konusu olabilir.

Trump’ın açıklamalarına gelecek olursak, bunlar oldukça önemliydi. Bir devlet başkanı olarak diplomasi yürütmesi gereken bir süreçte daha sert ve iç kamuoyuna yönelik bir dil kullandı. Kaybettiğini göstermek istemeyen, kazandığını vurgulamak isteyen ve zafer havası yaratmaya çalışan bir yaklaşım sergiliyor. Ancak ortada henüz elde edilmiş bir zafer yok.

Bu nedenle çok kritik saatler ve dakikalar yaşıyoruz. Trump’ın açıklamaları, Türkiye, Pakistan ve diğer ülkelerin barış girişimlerini de istemeden de olsa zayıflattı. Bundan sonraki süreçte en belirleyici unsur, ABD’nin İran’a uyguladığı ablukayı kaldırıp kaldırmayacağı olacaktır.
Daha önce konuşulan konu yaptırımların kaldırılması ve İran’ın varlıklarının iade edilmesiydi. Ancak geldiğimiz noktada İran gemilerinin körfezden çıkamaması ve ticaret yapamaması söz konusu. Zaten İran’da ciddi bir ekonomik kriz vardı ve halk protestoları yaşanmıştı. Bu yeni gelişmeler İran açısından olumsuz bir tablo oluşturuyor.

Öte yandan Lübnan’da bir ateşkes süreci vardı ve bu sayede yerinden edilen insanlar geri dönmeye başlamıştı. İran’da savaşın yeniden alevlenmesi, Lübnan’daki süreci de olumsuz etkileyebilir. Bu ihtimali de göz önünde bulundurmak gerekiyor.
Trump’a mesaj verilmiş olabileceği yönündeki değerlendirmelere de katılıyorum. ABD, İran’ı kolay bir şekilde alt edemeyeceğini gördü. İran’ın savunma kapasitesinin güçlü olduğu anlaşıldı. Bu nedenle doğrudan büyük çaplı bir savaş ihtimali düşük görünüyor. Ancak ABD, İran’a yönelik baskısını sürdürebilir. Bunu askeri yöntemlerden ziyade yaptırımlar ve farklı araçlarla yapmayı tercih edebilir.”