Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Türkiye'de gündemin baş sırasına oturan fon soruşturması devam ederken muhalefet de farklı iddialar ortaya atıyor. Konuyla ilgili AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten önemli açıklamalar geldi.
Çelik, Yeni Parti lideri Özgür Özel'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan sözlerine tepki göstererek "CHP'yi hırsızlık şebekesine elleriyle teslim etmiş birisi, Cumhurbaşkanımızın yönetim kapasitesini değerlendiremez." dedi.
Fon soruşturmasıyla ilgili ayrım yapmadan dosyada adı geçen herkesin incelendiği yönünde konuşan Çelik, muhalefetin bir linç kampanyası yürüttüğünü belirtti.
Ömer Çelik'in açıklamalarında öne çıkanlar şöyle:
"Özgür Özel gibi tatsız bir konuda konuşmak istemezdim. Ama Sayın Cumhurbaşkanı'na karşı bazı ifadeler kullanmış Özgür Özel. Bu ifadelerin de cevabını alması gerekiyor. Demiş ki 'Erdoğan ya istifa etmeli ya da Türkiye'yi yönetme kabiliyetini kaybettiğini ortaya koymalı. Üçüncü bir şık yok.' demiş.
Birincisi olarak şunu söylemek isterim. Sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye Cumhuriyeti'ni Cumhuriyet tarihimizde en yüksek düzeyde siyasi kapasiteyle yöneten liderdir. Atatürk döneminden sonra çok partili hayata geçtikten sonra çok partili hayat döneminde Türkiye Cumhuriyeti'ni bu derece yüksek kapasiteyle, bilgelikle, dirayetle, siyasi performansla yöneten bir lider görülmemiştir.
İkincisi, bırakın Türkiye'yi yönetmeyi, Sayın Cumhurbaşkanımız dünya siyasetine yön veren birkaç liderden bir tanesidir. Dolayısıyla bırakın Özgür Özel'in böyle bir konuda değerlendirme yapmasını Türkiye'yi yönetme konusunda ilkokul düzeyinde bilgisi olmayan birisi olarak dünya siyaseti konusunda ise anaokulu düzeyinde bile bilgisi olmayan birisi olarak bu cümleleri kurması haddine düşmez.
Bir yanda kendi partisini yönetemeyen, Cumhuriyet tarihimizin vatandaşlarımızın gönül verdiği önemli partilerinden olan Cumhuriyet Halk Partisi'ni bir hırsızlık şebekesine elleriyle teslim etmiş olan birinin, kendi partisini yönetememiş olan birisinin, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanlığı, Sayın Cumhurbaşkanımızın yönetim kapasitesini, yönetim performansını değerlendirme konusunda herhangi bir yeteneği söz konusu değildir.
Bakın, Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye'yi şan ve şerefle yönetiyor. Devletin ve milletin birliğini temsil ediyor. Ordularımızın başkomutanıdır. Ve dünya siyasetinde hangi zirveye bakarsanız bakın, en son Birleşmiş Milletler zirvesine bakın, herkes ne diyordu? 'Erdoğan'la görüşmem lazım, Erdoğan'la istişare etmem lazım.' diyordu, değil mi? En çok görüşme talebinde bulunan lider, Cumhurbaşkanımızdır.
Türkiye Cumhuriyeti açısından bakıldığında ise 25 yıldır her türlü belaya, her türlü provokasyona, her türlü suikast girişimine karşı dimdik ayakta durmuş, milletin iradesiyle, milletin adamı olarak, milletin sevgilisi olarak bu liderliği yapmıştır.
O sebeple diyoruz ki sağımıza bakıyoruz ABD'nin İran'a saldırısı. Solumuza bakıyoruz, Balkanlar kaynıyor. Yukarıya bakıyoruz, Rusya-Ukrayna savaşı devam ediyor. Karadeniz'de kriz devam ediyor. Güneyimize bakıyoruz, Suriye'den başlayıp Gazze'deki soykırıma kadar istikrarsızlık alanları var. Akdeniz'de savaş gemilerinin çokluğundan balıkçı gemisi koyulacak yer kalmadı. Bütün bunun içerisinde Türkiye'yi bir istikrar adası Türkiye'yi bütün dünyanın gözü önünde bir cazibe merkezi Türkiye'yi bütün dünyadaki sorunların çözüleceği diplomasi masalarının adresi haline getiren liderliktir Recep Tayyip Erdoğan.
Özgür Özel'in istifa etsin demesinin kendisinin aynaya bakıp da söylemesinden başka bir değeri yok. Bu net. İkincisi, bu fon merkezli tartışmalarla ilgili Sayın Cumhurbaşkanımızı suçlayarak bunları söylüyor. Dünyadaki örneklere bakın. Dünyanın her devletinde bu tip olaylar oluyor. Kanuni boşluklardan oluyor, maalesef sahtekarlık sınır tanımıyor, dolandırıcılık sınır tanımıyor.
Onların 4-5 yılda bazen 9 yılda başladığı ödemelere bakın Türkiye Cumhuriyeti bugün başlamış. Cumhurbaşkanımız bir irade koydu devlet başkanı olarak. Dedi ki 'Hiçbir şey karanlıkta kalmayacak. Her şey açığa çıkacak.'
Dolandırıcılık yapanlar, fon şeytanlığı yapanlar, vatandaşımızın hakkını gasp edenler mutlaka bedelini ödeyecek. Bu kim olursa olsun. Hakkı gasp edilmiş vatandaşlarımızın da hakları kendilerine iade edilecek. Bu yapılırken de bunun parası bu fon dolandırıcılarından alınacak. Devletin cebinden milletin cebinden bir kuruş çıkmayacak. Çünkü bütün bu sistemler milletin emanetidir.
Şimdi grup başkanımız açıkladı. Bir de bir yasa çıkarıyoruz. Hem bu işleri düzenlemek için hem de bir daha bunların tekrar etmemesi için. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında kurulan fon kurulu dördüncü toplantısını yaptı. Süratli bir şekilde kararlar alınıyor.
Peki bütün bu çerçeveler meydana getirilirken muhalefet ne yapıyor? Özgür Özel başta olmak üzere yalan siyaseti yapıyor. İftira siyaseti yapıyor. Ve her gün ellerinde patlayan bir gayri ahlaki yaklaşıma imza atmış oluyorlar.
Biz çok temel bir prensip koyuyoruz ortaya. Hangimizin arkadaşı olsun olmasın. Hangimizin akrabası olsun olmasın. Hangimizin çalışanı olsun olmasın. Hangimizin sevdiği olsun olmasın. Hangimizin tanıdığı olsun olmasın. Bu işle ilgili bir iddia varsa sonuna kadar üstüne gideriz. Masum olanlar masumiyet karinesinden zaten yararlanır. Suçlu olanlar da maliyenin ve adliyenin ortak çalışması neticesinde tespit edildiği zaman onlardan gereken bedel ödenir. Gereken cezalandırma süreçleri başlar. İlk andan itibaren Adalet Bakanlığı, Maliye Bakanlığı koordinasyon içerisinde Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla bu işi çözmek için çalışmalara başladı.
Bu dolandırıcılığın temizlenmesinin iradesinin başı kimdir? Yani bu dolandırıcılığın üzerine giden, bu dolandırıcılığı Türkiye Cumhuriyeti'nden silmek için, bu bir daha tekerrür etmesin diye, bunu yapanlar bedel ödesin diye en net iradeyi koyan kişi Cumhurbaşkanımızdır.
Özgür Özel çıkıyor ve diyor ki bu işin başında siz varsınız. Burada mevzu şuna dönmüştür. Yeni Parti başta olmak üzere muhalefetteki bazılarının bu meselenin açığa çıkması diye bir derdi yok. Onlar bu meseleyi vesile addedip bir siyasi linç kampanyası yapmaya çalışıyorlar. Bakın biz siyasi linçle mücadele etme konusunda acayip deneyimli bir partiyiz. İlk kurulduğumuz günden itibaren siyasi lince maruz kaldık. Biz bunun her türlüsüyle kapatma davasından darbe girişimine kadar. Her türlüsüyle mücadele etmiş bir partiyiz. Ve biz bütün bunlar karşısında bir adım bile geri adım atmamış, 'Yürüyelim arkadaşlar' demiş bir lidere sahibiz. Biz ne insanların siyasi linç kampanyasıyla hedef gösterilmesine müsaade ederiz ne de biriyle ilgili bir iddia varsa bunun siyasi himaye ile örtbas edilmesine müsaade ederiz.
Biz siyasi linç kampanyalarıyla yalanlar üreterek bakanlarımıza, genel başkan yardımlarımıza, AK Parti'mizin kurumsal kimliğine ama en önemlisi Cumhurbaşkanımıza ve Cumhurbaşkanımızın ailesine saldıran olursa buna en net cevabı veririz. Bakın bu iş artık haddini aşmıştır.
Burada herhangi bir şekilde bizim bu fon meselesindeki sıkıntıları gidermek için yaptığımız çalışmaları istismar ederek bir siyasi linç kampanyası yürütülmeye çalışıyor. Biz buna müsaade etmeyiz. Biz siyasi linçe de karşıyız, siyasi örtbas etmeye de karşıyız. Kim olursa olsun elinde belge bilgi olan adliyeye götürsün bilgiyi versin.
Siyasi linç yoluyla insanlar hakkında önce iddia diyerek, duyum diyerek, şöyleymiş böyleymiş diyerek insanları linç ediyorlar. Ondan sonra yalan çıktığı zaman özür dilemiyorlar. Öbür taraftan birileri çıkıp da birilerin hakkında iddia varsa bunu siyasi olarak himaye etmeye çalışıyorsa bu da karşısında bizi bulur.
Bakın Cumhurbaşkanımıza ve ailesine karşı bu siyasi linç kampanyası yürütmeye çalışanlara açıkça söylüyorum. Kurumsal kimliğimizle hukuki ve siyasi açıdan bunlara karşı en yüksek mücadele seviyesine geçiyoruz. Cumhurbaşkanımıza ve ailesine karşı söylenen sözler karşısında bütün AK Partililer, bütün teşkilatlarımız, bütün arkadaşlarımız mücadele dozunu en yüksek seviyeye çıkarıyor. Herkes haddini bilsin. Söyleyeceği bir söz varsa, memleketin iyiliği için söyleyeceği bir şey varsa, bildiği bir yolsuzluk, dolandırıcılık varsa yargıya intikal ettirmek istediği, onun takip edilmesi için biz de onlara yardımcı olalım. Ama bunlar olmadan Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet başkanına iftira atacaksın. Ailesine iftira atacaksın, bakanlarımıza iftira atacaksın, AK Partimizin kurumsal tümlüğünü hedef alacaksın, biz buna müsaade etmeyiz.
Bütün teşkilatlarımız, dün ilan ettiği gibi bu şebekelerle, bu organizasyonlarla en yüksek mücadele seviyesine geçmiştir. İkincisi, bugün Sayın Cumhurbaşkanımız da söyledi, siyasetçi kılığındaki siyasi yan kesiciler, maaşlı haber aparatları, operasyon elemanları, yalan haber üretim merkezleri önümüze çıkmışlar, her türlü iftirayı atabileceklerini zannediyorlar. Bütün o siyasi iftiraları hepsini biz o iftira sahiplerinin alnına tabela olarak yapıştırmaya muktediriz. Biz bunun mücadelesini verdik.
Biz cumhurbaşkanımıza ve ailesine karşı yürütülmeye çalışan iftira kampanyasıyla mücadele edeceğiz. AK Parti'mizi ve arkadaşlarımızı bakanlar kurulumuzu hedef alan bu siyasi iftira şebekesiyle mücadele edeceğiz. Biz bu fon dolandırıcılarıyla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Özellikle Yeni Parti'de örgütlenmiş, yuvalanmış, belediyeler üzerinden kurulmuş hırsızlık şebekesiyle de sonuna kadar mücadele edeceğiz.
Cumhurbaşkanımız bizim kırmızı çizgimizdir. Bütün teşkilatlarımızla birlikte Cumhurbaşkanımıza, partimize, bakanlar kurulumuza yapılan bu saldırıya karşı en yüksek mücadele seviyesine geçiyoruz. Hukuki olarak ve siyasi olarak sahadayız. Sokağa çıkmaması gereken adamlar. Kendi yol arkadaşları açısından rüşvetle suçlananlar, şantajla suçlananlar her şeyleri ortalığa dökülmüş, her türlü pis işin içinde yer almış kişiler tutmuşlar bize bugün ahlak dersi vermeye çalışıyorlar. Siyasi yanlış kesicilikten siyaset hırsızlığına kadar her türlü organizasyonun içindeler.
Siyaset üzerinde vesayet kurmaya çalışıyorlar. Biz bu vesayetle mücadele konusunda çok deneyimliyiz. Biz Türkiye'nin en karanlık dönemlerinde siyasi iktidarımız bu kadar güçlü değilken siyasi iktidarımız bu kadar konsolide değilken bile biz bu şebekelerin hakkından gelmişiz.
Ortaya bir iddia atılıyor. Yalan. Hadi ispat et. Şu kadar para varmış, bu kadar bilmem ne varmış, şu şuna şunu söylemiş, bu buna şunu söylemiş. Biz bu haberleri yapanların maaşlı, sahte haber üretme merkezi olduğunu bilmiyor muyuz? Bu siyasetçiler de utanma olsa dünkü yalanlarından sonra birazcık özür dilerler. Onu bile dilemiyorlar. Çok büyük bir lütufmuş gibi konuşuyorlar.
Bir de çıkmış dünya siyasetine yön veren Cumhurbaşkanımızın Türkiye'yi yönetip yönetmeme kapasitesini tartışıyor. 'Erdoğan istifa etmeli' diyor. Bunu kendisi aynaya bakarak söylesin. Her gün kendisine aynada bakıp 'Benim bir daha sokağa çıkmamam lazım' desin Özgür Özel.
Orası artık parti olmaktan çıkmış, bir operasyon üssü haline gelmiş. Cumhurbaşkanımız hakkında söylediklerine vereceğim cevap şudur. Bundan sonrasını onlar düşünsünler. Türkiye'yi şanla, şerefle yöneten Cumhurbaşkanımız, dünya siyasetine yön veren liderlerden biri olan Cumhurbaşkanımız, önümüzdeki dönemde de Cumhur İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayıdır. Bizim vereceğimiz cevap budur. Allah'ın izniyle, milletin teveccühüyle bu hedefe de ulaşacağımıza inanıyoruz.
İşimize bakıyoruz. Diğerlerini kendi kirli gündemleriyle köklü bir cumhuriyet tarihinin köklü bir partisini hırsızlara teslim etmeleriyle ve kendilerine kendi yol arkadaşları tarafından söylenmiş cümleler hakkında hiçbir cevap vermeyenlerin hiçbir şey söyleyemeyenlerin arkadaşlarımızı sorgulama haklarının olmadığını ifade ederek biz bu yola devam edeceğiz.
Ve bütün teşkilatlarımızla birlikte bütün arkadaşlarımız, belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz cumhurbaşkanımıza, bakanlar kurulumuza ve partimizin kurumsal kimliğine, yol arkadaşlarımıza karşı yapılan bu haysiyet cellatlığına karşı hukuk içinde, ahlaki ilkelerle en yüksek mücadele seviyesine geçmiştir. Bütün illerimizde, ilçelerimizde, mahallelerimizde, beldelerimizde genel merkezimizden başlayarak en yüksek mücadeleyi hukuk ve siyaset yeminini de vereceğiz."