Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Bir işçinin patrona sitem dolu mesajı başını yaktı. İşçinin mesajını istifa olarak yorumlayan işveren, yönetici pozisyonundaki personelinin iş sözleşmesini tazminatsız sona erdirdi. İş Mahkemesi’ne başvuran yönetici, manevi olarak yıprandığı için yaşadığı durumu işverene e-posta yoluyla ilettiğini ancak e-postasının istifa olarak değerlendirildiğini ileri sürdü.
İş sözleşmesinin işveren tarafından sona erdirildiğini belirten davacı; kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, ücret, prim, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının tahsilini talep etti. Davalı işveren ise davacının e-posta yoluyla istifasını sunduğunu, kendisinin de aynı gün verdiği cevapla istifayı kabul ettiğini savunarak davanın reddini istedi.

İş Mahkemesi, son bir yıl baskı altında çalışan grup başkanının priminin düşürülmesini esaslı değişiklik olarak değerlendirdi. Şirketin daralma nedeniyle çalışanların ücretlerinde indirim yapıldığı ve ödül olarak verilen bonusların ödenmesinin durdurulduğu yönündeki savunmasına dikkat çeken mahkeme, davacının istifa konusunda irade beyanının net olmadığına hükmetti.
Mahkeme, sonrasında gönderilen ihtarnameden de davacının iradesinin istifa yönünde olmadığının anlaşıldığını belirtti. Davalının, iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanılmayacak şekilde sona erdiğini ispat edemediğine karar veren mahkeme, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığına hükmetti. Karar, istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusunun esastan reddine hükmetti. Davalı işveren kararı temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi.

İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılmasının da sıkça karşılaşılan bir durum olduğu hatırlatılan Yargıtay kararında, "İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vererek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması hâlinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu hâlde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlık incelendiğinde; mahkemece söz konusu e-postanın, davacının istifa konusunda irade beyanının net olmadığı, sonrasında gönderilen ihtarnameden iradesinin istifa yönünde olmadığının anlaşıldığı, davalının, iş sözleşmesini kıdem tazminatına hak kazanmayacak şekilde sonlandığını ispat edemediği gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriği ile örtüşmemektedir. Davacının, işveren yetkilisine göndermiş olduğu e-posta içeriği, bu e-postaya verilen cevap, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiği anlaşılmakla mahkemece hatalı hukuki değerlendirme yapılarak iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği sonucuna varılması isabetsizdir. Davacı iş sözleşmesinin kendisi tarafından haklı nedenle sonlandırıldığını da iddia etmiş değildir. Bu hâlde iş sözleşmesinin davacının istifası ile sona erdiği kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekildeki gerekçeyle taleplerin hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir’’ denildi.