Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Yargıda uzun süren dosyalar için yeni dönem başladı.
Adalet Bakanlığı tarafından yeni adli yılın ilk gününde devreye alınan 135 Alo Adalet Hattı, yıllardır sonuçlanmayı bekleyen dava ve soruşturma dosyaları için vatandaşlara doğrudan başvuru yolu açıyor.
İlk etapta Ankara Batı, İzmir ve Kayseri adliyelerinde pilot olarak uygulanacak sistem kapsamında, 5 yılı aşan dava dosyaları ile 3 yılı aşan soruşturma dosyaları için başvuru yapılabilecek.
Vatandaşın adalete erişimini kolaylaştırmayı ve yargılamaların makul sürede tamamlanmasına katkı sağlamayı hedefleyen uygulamanın detayları merak konusu oldu.
135 Alo Adalet Hattı tam olarak hangi ihtiyaca cevap verecek? Vatandaş açısından adalete erişimde neler değişecek? Başvuruların iletileceği Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları dosyaları nasıl inceleyecek? Özellikle yıllardır bekleyen mağdur, sanık, müşteki ve taraflar açısından nasıl sonuçlar doğuracak? 135 Alo Adalet Hattı ile yargı süreçleri daha mı hızlanacak, yoksa vatandaşın dosyasına ilişkin başvuru ve bilgilendirme kanalı mı olacak?
Yeni uygulamanın hukuki sınırlarını Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er’e değerlendiren Avukat Mertcan Nacar, sistemin yargı süreçlerine olası etkilerini ve vatandaş açısından ne ifade ettiğini anlattı.
135 Alo Adalet Hattı’nın vatandaş ile yargı mekanizması arasındaki iletişim kanallarını güçlendireceğini belirten Av. Nacar, özellikle uzun süren dosyalarda vatandaşın yaşadığı belirsizliğin azaltılmasının önemli olduğunu ifade etti.
Nacar, sistemin yalnızca bir telefon hattı olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, uygulamanın adalete erişim ve makul sürede yargılanma hakkı açısından önemli bir işlev üstlenebileceğini söyledi:
''Adalet sistemimizin en temel sorunlarından biri vatandaşın bürokratik mekanizmanın içinde kaybolması ve "Dosyam ne durumda, neden ilerlemiyor?" sorusuna muhatap bulamamasıydı. Geciken adalet, hak arama özgürlüğüne gölge düşürür. 135 Alo Adalet Hattı, tam da bu iletişim ve erişim engelini ortadan kaldırmak için doğan bir ihtiyaç.
Vatandaş açısından bakarsak; artık adliye adliye gezmek, kilitli kapılar ardında dosya durumu öğrenmeye çalışmak veya sırf sürecin neden uzadığını anlamak için dilekçe maratonuna girmek gerekmiyor. Anayasal bir hak olan "makul sürede yargılanma hakkı" bu hat sayesinde soyut bir hukuk kuralı olmaktan çıkıp vatandaşın tek bir telefonla ulaşabileceği somut bir araca dönüşüyor. Adalete erişimdeki en büyük bariyer olan bürokratik mesafe sıfırlanıyor.''
5 yılı aşan dava dosyaları ve 3 yılı aşan soruşturma dosyalarının sistem kapsamında değerlendirilmesinin önemli bir eşik olduğuna dikkat çeken Av. Nacar, uzun süren yargılamalarda gecikmenin her zaman davanın esasından kaynaklanmadığını belirtti.
Nacar, bilirkişi raporlarının gecikmesi, tebligat sorunları, kurumlar arasındaki yazışmaların tamamlanmaması veya adres tespiti gibi usuli işlemlerin yargılamayı uzatabildiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
''5 yıl bir dava için, 3 yıl da bir soruşturma için insan hayatında çok uzun sürelerdir. Dosyaların bu kadar uzamasının arkasında genelde esasa ilişkin çetrefilli konulardan ziyade; yazışmaların gecikmesi, bilirkişi raporlarının aylarca beklenmesi veya adres tespiti gibi usuli tıkanıklıklar yatar. Vatandaş 135 üzerinden başvuru yaptığında, adeta tozlu raflarda unutulmuş ya da usuli bir engel nedeniyle kilitlenmiş bir dosyanın üzerine kırmızı bir spot ışığı tutulmuş oluyor.
Bu başvuru, dosyanın bağlı bulunduğu mahkemeye veya cumhuriyet başsavcılığına bir idari farkındalık uyarısı gönderir. Hâkim veya savcının kararına müdahale edilmez; ancak dosyadaki sürüncemede kalan usuli işlemler tespit edilip süreç üzerindeki atalet (eylemsizlik) kırılır. Bu da doğrudan işlem takvimini hızlandırıcı bir ivme yaratır.''
Vatandaşların 135 Alo Adalet Hattı’nı aradığında davanın sonucuna veya hâkimin kararına müdahale edilemeyeceğinin altını çizen Nacar, başvurunun makul sürenin aşıldığına ilişkin inceleme ve bildirim mekanizmasını harekete geçirdiğini söyledi.
Nacar, sistemin görev alanının dosyadaki gecikmeye neden olan usuli sorunların tespit edilmesiyle sınırlı olduğunu belirterek, Anayasa’nın 138. maddesi kapsamında yargı bağımsızlığının korunacağını vurguladı:
''Vatandaş 135’i aradığında doğrudan "Benim dosyamı hızlandırın" şeklinde hukuki bir emredici talepte bulunmaz. Vatandaşın yaptığı şey, ''Makul sürenin aşıldığına ilişkin resmi bir bildirim ve süreç inceleme talebidir.'' Ancak bu inceleme talebinin doğal hukuki sonucu zaten dosyanın hızlanmasıdır. Vatandaş gecikmeyi ve usuli tıkanıklığı ihbar eder; sistem ise dosyadaki eksiklikleri tespit edip ilgili merciye bildirerek sürecin hızlanmasını sağlar. Yani vatandaş "hızlandırma sonucunu doğuracak idari mekanizmayı" harekete geçirmiş olur.
Hattın hukuki yetkisi, UYAP verileri üzerinden hedef sürelerin aşılıp aşılmadığını denetlemek, gecikmeye yol açan usuli aksaklıkları (bilirkişi, tebligat, yazışma eksikliği vb.) tespit edip ilgili bürolara iletmekle başlar; Anayasa'nın 138. maddesindeki yargı bağımsızlığı ilkesi gereği hâkimin takdir yetkisine, delil değerlendirmesine ve kararın esasına müdahale edilemeyeceği noktada net bir şekilde biter.''
135 Alo Adalet Hattı üzerinden yapılan başvuruların yönlendirileceği Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları, sistemin en önemli ayaklarından biri olacak.
Bu büroların davanın esasına girerek taraflardan hangisinin haklı olduğuna karar vermeyeceğini belirten Av. Nacar, incelemenin süreç ve usul odaklı yürütüleceğini ifade etti.
Nacar’a göre büroların bakacağı başlıca noktalar şöyle:
''Bu büroları, sistemin operasyonel mutfağı ve denetim mekanizması olarak düşünebiliriz. Vatandaşın çağrısı sadece bir veri olarak sistemde kalmıyor; doğrudan uzmanlaşmış bu büroların önüne düşüyor. Bu bürolar dosyanın "esasına" yani kimin haklı kimin haksız olduğuna bakmaz.
Yapacakları inceleme tamamen süreç ve usul odaklıdır:
Büro, tıkanıklığın kaynağını tespit eder, ilgili yargı merciine veya idari birimlere durumu bildirerek engelin kaldırılması için koordinasyon sağlar. Tıpkı bir damar tıkanıklığını tespit edip müdahale eden bir sağlık ekibi gibi çalışırlar.''
Sistemin dikkat çeken unsurlarından biri de yapay zekâ destekli sesli asistan kullanılması olacak.
Vatandaşın hukuki terimleri bilmeden, yaşadığı sorunu kendi ifadeleriyle anlatabilmesine imkân tanıyacak sistemin bu anlatımı analiz ederek ilgili dosya ve başvuru kategorisiyle eşleştirmesi hedefleniyor.
Av. Nacar, yapay zekânın burada yardımcı bir teknoloji olarak konumlandırılmasının önemine dikkat çekti:
''Vatandaş adliyeye gittiğinde durumunu hukuki terimlerle anlatmaz; kendi doğal diliyle, acısıyla, mağduriyetiyle anlatır. Yapay zekâ entegrasyonunun temel amacı da budur: Vatandaşın "Davam bitmiyor, hakimliğe gittim haber alamadım" gibi doğal konuşmasını analiz edip, arka planda bunu doğru UYAP verisi, dosya numarası ve hukuki kategori ile eşleştirmek.
Güvenlik ve anlama mekanizması nasıl idealleştirilir?
Av. Mertcan Nacar’a göre sistemin uzun vadede öne çıkan kazanımları arasında yargı süreçlerinin daha yakından izlenmesi, usuli gecikmelerin görünür hale gelmesi ve vatandaşın dosyasıyla ilgili daha kolay bilgi alabilmesi bulunuyor.
Sistemin etkisinin yalnızca tek tek dosyalar üzerinden değil, yargı süreçlerinin tamamı üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Nacar, şu başlıkları öne çıkardı:
''En büyük kazanım şeffaflık, hesap verilebilirlik ve güven olacaktır. Bir davanın veya soruşturmanın yıllarca sürmesi; taraflar üzerinde ağır bir psikolojik, maddi ve sosyal yük oluşturur. Ceza davasındaki sanık için "lekelenmeme hakkı", mağdur için "adaletin tecelli etmesi", hukuk davasındaki vatandaş içinse "mülkiyet ve alacak hakkı" askıda kalır. Yıllarca süren belirsizlik adalete olan güveni zedeler.