Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Altın, döviz ve küresel piyasaları Eylül ayında neler bekliyor? Piyasaların yönünü Fed’in faiz politikası, enflasyon ve istihdam verilerinin yanı sıra jeopolitik gelişmeler ve enerji fiyatları da değiştiriyor.
Piyasaların tek yönlü değil, yüksek ancak kontrollü dalgalanmayla ilerleyeceği öngörülüyor. Altın fiyatlarında kısa vadede sert yükseliş yerine, yükseliş ve kâr satışlarının birbirini takip ettiği dalgalı bir seyir bekleniyor. Peki altın nereye kadar düşecek ve yönü neresi? Eylül ayında ve 2026 yılı sonunda beklenen senaryolar neler? Ekonomist Dr. Sefer Humar, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a tek tek açıkladı.

Piyasaları Eylül ayında genel olarak neler bekliyor? Öngörüleriniz nedir?
Ekonomist Dr. Sefer Humar: Eylül ayında küresel piyasaların ana motorunun yine ABD Merkez Bankası’nın faiz politikası, enflasyon ve istihdam verileri olacağını düşünüyorum. Bunun yanında jeopolitik gelişmeler ve enerji fiyatları da piyasaların yönünü belirleyecek. Türkiye açısından baktığımızda ise enflasyonla mücadelede alınan mesafe, faiz politikası ve büyüme rakamları ön planda olacak.
Ben Eylül ayında piyasada tek yönlü ve kesintisiz bir hareketten ziyade, dalgalanmanın yüksek olduğu ancak kontrollü bir seyir bekliyorum. Yatırımcıların da özellikle günlük fiyat hareketlerinden ziyade, orta ve uzun vadeli resmi okumaları gerektiğini düşünüyorum.

Altın fiyatlarındaki bu ani düşüşü nasıl yorumluyorsunuz? Yön neresi?
Ekonomist Dr. Sefer Humar: Altındaki son geri çekilmeyi ben bir trend değişiminden ziyade, güçlü yükseliş sonrasında gelen kâr realizasyonu ve teknik düzeltme olarak değerlendiriyorum. Daha önce de 7.100 TL seviyelerinden sonra gram altında 6.800 TL’lere doğru bir düzeltme ihtimalinden bahsetmiştik. Bugün geldiğimiz noktada bu öngörümüzün gerçekleşmiş olması, piyasanın fiyatlama dinamiklerini doğru okumamız açısından önemli.

Ben kısa vadede altının yeniden çok güçlü ve dik bir ivmeyle yukarı gitmesini beklemiyorum. Daha çok merdiven basamakları gibi; yükseliş, kâr satışı, yeniden yükseliş ve tekrar soluklanma şeklinde bir fiyatlama görebiliriz. Özellikle gram altında 7.000 TL’nin üzerine doğru hareketlerde, 5.500-6.000 TL gibi daha düşük maliyetlerle pozisyon almış yatırımcıların kâr realizasyonuna gitmesi son derece doğal. Bu nedenle yatırımcı açısından burada önemli olan “Altın daha ne kadar yükselir?” sorusundan önce, hangi fiyattan ve hangi vadeyle yatırım yapıldığıdır.
Ancak orta ve uzun vadede altının hikâyesinin bittiğini düşünmüyorum. Merkez bankalarının altın talebi, jeopolitik riskler, küresel borçluluk ve faiz politikaları altını destekleyen temel unsurlar olmaya devam ediyor. Dolayısıyla benim görüşüm, altında yönün uzun vadede yukarı olduğu ancak bu yolun düz bir çizgi olmayacağı yönünde.

Gram altın ve ons altın için 2026 sonunda beklentiniz nedir?
Ekonomist Dr. Sefer Humar: Benim şahsi beklentim, 2026 sonunda ons altında 5.000-5.500 dolar bandının önemli bir referans noktası olabileceği yönünde. Gram altında ise ons altınla birlikte kurun da etkisini dikkate aldığımızda 8.000-9.000 TL bandını ana senaryo olarak görüyorum. Küresel risklerin yeniden sertleşmesi, ons altında beklenenden daha güçlü bir hareket ve kur tarafındaki gelişmeler ise 10.000 TL seviyesinin de gündeme gelmesine neden olabilir. Fakat 10.000 TL’yi bugünden kesin bir hedef olarak değil, şartların oluşması halinde mümkün olabilecek iyimser senaryo olarak değerlendirmek gerekir.

Vatandaş açısından ise şunu özellikle vurgulamak isterim: Ekonomide asıl başarı yalnızca büyüme rakamlarının yükselmesi değildir; bu büyümenin vatandaşın cebine, marketine, pazarına ve günlük yaşamına yansımasıdır. Türkiye çok zor dönemlerden geçti, bugün de küresel ekonominin oldukça zorlu bir döneminden geçiyoruz. Ancak Türkiye’nin en önemli özelliklerinden biri, zor dönemlerin ardından yeniden toparlanmayı ve yoluna devam etmeyi başarmasıdır.

Bu nedenle benim yaklaşımım temkinli ama iyimser. Ekonomik göstergelerdeki olumlu gelişmelerin artık önümüzdeki dönemde vatandaşın alım gücüne ve refahına daha fazla yansımasını bekliyorum. İnsanlarımızın da artık sadece “Enflasyon düştü mü, büyüme kaç oldu?” diye değil, “Ben bunu hayatımda ne zaman hissedeceğim?” diye sorması son derece doğal. Bence önümüzdeki dönemin en önemli hedefi de tam olarak bu olmalı: Ekonomik istikrarı, gerçek anlamda toplumsal refaha dönüştürmek.