Centcom'dan Maaş Alan Gerilla mı Olur?

GİRİŞ:
2026-01-30
saat ikonu 16:18
|
GÜNCELLEME:
2026-01-30
saat ikonu 16:35

Sabetay Varol ismini duymuş muydunuz?

Bundan 10 yıl önce haber kanalı izleyenlerin kulağı aşinaydı bu isme.

CNNTÜRK’ün Paris temsilcisiydi.

Sanırım şimdi emekli olmuş köşesine çekilmiştir…

Sabetay Varol, 68 kuşağındandır…Deniz Gezmiş’in yakın arkadaşıydı. 68’deki öğrenci olaylarının merkezindeydi.

Devrimci gençliğin Filistin’e destek için kamplara koşup İsrail’e karşı silah tuttukları dönem…

Sabetay’da Filistin’in yolunu tuttu. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Cihan Alptekin ile beraber Filistin’deki kampa gitti.

Kamp girişinde FKÖ’lüler karşıladılar.

Kimlik kontrolü yaparken Sabetay’ın Yahudi kökenli olduğunu fark ettiler. Sabetay Varol Türk yahudisiydi.

Filistinli komutanın yüzü ekşidi.

“Bizim kimlerle çatıştığımızı, kime silah sıktığımızı biliyorsunuz değil mi?” diyerek baktı…

Devrimci gençler şaşkınca birbirlerine baktılar.

“Evet biliyoruz..İşgalci İsrail’e…” dediler.

Filistinli komutan ısrarla sordu.

“Eee nasıl olacak?”

Denizler neyi kastettiğini anlamışlardı.

“Merak etmeyin…Sabetay sapına kadar devrimcidir…Sonuna kadar anti emperyalisttir! Bizimle yanyana omuz omuza çatışır…! ”

***

Türk solunun mayası anti-emperyalizmle karılmıştır.

Sadece 6.filo eylemi veya Denizlerin CIA elemanlarını kaçırmalarından ibaret düşünmeyin.

Solun tüm renkleri anti emperyalisttir. Devrimci örgütlerden tutun TİP’e kadar, Nato subaylarının başına çuval geçiren Vatan Partisine kadar solun istisnasız birleştiği tek şey anti-emperyalizmdir.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluş programında anti-emperyalizm vardır. Ecevit’in haşhaş direnişi, Kıbrıs çıkarmasındaki meydan okuma hep Amerikan emperyalizmine karşıdır.

Bu arada...Anti emperyalizm derken sadece Amerika değil İsrail karşıtlığı da vardır.

İsrail başkonsolosu Elrom’un kaçırılması, ABD’nin Ankara Balgat üssünden kaçırılan 4 subay aynı tip eylemdir.

***

Peki dünyanın en fazla silahlı adamına sahip terör örgütü PKK ne yaptı…?

Bir Amerikan sineğine silah doğrulttu mu acaba?

Yoksa Yozgat’tan Çorum’dan Trabzon’dan çıkan tertemiz Mehmetçiğimize mi haince pusu kurdu?

Tek bir Amerikan tesisine…Tek bir İsrail tankına saldırdılar mı?

Mavi Çarşı’da diri diri masum sivilleri yakan bu örgüt acaba tek bir Amerikan zırhlısına mantar tabancası patlatabildi mi?

Elbette hayır…

Bırakın saldırmayı…Bir de üstüne Centcom’dan maaş aldılar.

Evet…

Silahlı adam başına 800 dolar maaş aldıklarını örgütün (YPG/SDG) eski yöneticilerinden Ahmet Osman söylüyor. Ahmet Osman ayrıca örgütün ABD'yi şişirilmiş kadro sayılarıyla dolandırdığını da açık açık anlatıyor. 35 bin civarında olan adam sayısını 100 bin göstererek maaş almışlar.

Centcom’dan maaş alan gerilla mı olur?

***

PKK’nın ABD ve İsrail’le olan ilişkisine dikkat çeken ilk yazar merhum Uğur Mumcu’ydu. Mumcu öldürülmeden 2 hafta önce yazdığı yazısı “Mossad ve Barzani” adını taşıyordu.

“Ortadoğu’nun karanlık bir kuyu olduğu her gün biraz daha anlaşılıyor.

Kanıtlanan son ilişki Mossad-Barzani ilişkisidir. Mossad, İsrail’in gizli istihbarat örgütüdür. Bu örgütün, Kürt lideri Molla Mustafa Barzani ile ilişkileri olduğu söylense daha önce kim inanırdı?

Barzani’nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi.

Kimse bu ilişkiye, ‘Hayır olmadı’ diyemiyor. CIA-Barzani ilişkileri biliniyordu da Mossad-Barzani ilişkileri bilinmiyordu.

Mossad’ın Barzani ile ilişkileri Londra ve Sydney’de yayınlanan ‘Israel’s Secret Wars-A History of Israel’s Intelligence Services’ adlı kitapta sergileniyor…

‘Bu kitapta MOSSAD-Barzani ilişkileri, İsrail Dışişleri Bakanlığı ve MOSSAD yazışmalarına dayanılarak açıklanıyor.

Kitapta 1967 Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra, Mossad’ın Kürtlerle ilişki kurduğu, Mısırlı ünlü gazeteci Hasan el-Heykel’in İsrailli subayların Kürtler aracılığıyla Irak’tan radyo bağlantıları kurduğunu 1971 yılında açıkladığı anlatılıyor.

1969 yılı Mart ayında Kerkük petrollerine yapılan saldırının da İsrail tarafından yapıldığı açıklanıyor.

1972 yılında imzalanan Sovyet- Irak Dostluk Antlaşması’ndan sonra İran Şahı ABD Başkanı Nixon ile gizli görüşme yapıyor; bu gizli görüşmeden sonra CIA tarafından “Kürdistan Demokratik Partisi”ne üç yıl içinde 24 milyon dolar gönderiliyor.

70’li yıllardaki bu ilişkiler bugün sürüyor mu?

Baba Molla Mustafa ile kurulan ilişkiler, şimdi de oğul Mesud Barzani ile sürüyor. Mossad, Barzani’ye Avrupa kahvehanelerinde çekler vererek bu desteği sürdürüyor.

Kitapta, Mesud Barzani’nin gizlice İsrail’e giderek yardım istediği de yazıyor.

Bu ilişkiler; sürüyor ve öyle anlaşılıyor ki daha da sürecek. Gizli yollarla sürecek, açık yollarla sürecek…

***

Uğur Mumcu’nun bugün yaşananları tam 33 yıl önceden yazabilmesi ne kadar kudretli bir öngörü değil mi?

O Barzani üzerinden Mossad-Cia bağını kurmuştu.

Bugün biz Centcom ile YPG’nin bağını okuyoruz.

***

Üzgünüm Heval…! Deniz bitti.

Artık ABD’nin dış politikasında hiçbir rasyonel hesaba denk düşmüyorsunuz.

İdeolojik takıntılarından vazgeçen ‘Yeni Amerikan Siyaseti’ sizden elini eteğini çekti. Yaptığı kar-zarar hesabında size milyar dolar akıtmanın anlamsızlığını gördü.

Askeri desteğini çekti…Parayı kesti…

Sizde kimlik siyasetinin kuyruğuna takılmış (bir kısım) solcuyla beraber ‘Kel Osman’ın apalak ikizleri’ gibi ortalıkta kalakaldınız.

Emperyalizmin apartı olmanın büyük günahıyla…