Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Yalova’da 26 Eylül 2025 tarihinde dairesinin terasından düşerek yaşamını yitiren ve sanat dünyasında büyük üzüntü yaratan Güllü'nün davasında sıcak bir gelişme yaşandı. Soruşturma süreci devam ederken, sanatçının oğlu Tuğberk Yağız Gülter’in sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı çıkış, dikkat çekti.

Annesinin ölümünün ardından sessizliğini koruyan Tuğberk Yağız Gülter, son paylaşımıyla davanın gidişatı hakkında merak uyandıran bir mesaj paylaştı. Gülter, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
"Bitti. Akşam kamuoyuna duyuru paylaşılacak. Canım kanım anneme maddi manevi zarar verenlerin burnundan gelecek"

Gülter ilerleyen saatlerde uzun bir açıklama yayımladı. Yaşananlar sonrasında şahsına yönelik ardı arkası kesilmeyen iddialar, seviyesiz ithamlar, iftiralar ve açık yalanlar ortaya atıldığını vurgulayarak, "Annem hayattayken onu tanıyan ya da tanımayan kişilerin, sanki her gün annemle birlikteymiş gibi anlattıkları akıl almaz hikayeler, medyada konuşulanların büyük bir kısmının gerçek dışı olduğu kanaatini bende güçlendirmiştir. Zamanla duygusallıktan uzaklaşıp, mantıkla düşünmeye başladığımda bazı gerçekleri daha net görür hale geldim. Annem için rahatlıkla 'ölsün' ifadesini kullanabilen bir insanın masumiyetine güvenmek, belki de yaptığım en büyük hataydı. Ablamın anneme zarar vermiş olabileceği ihtimalini düşünmek dahi benim için son derece ağırdır. Hala aşabilmiş değilim. Hala kabul etmek, sizin anlayamayacağınız kadar zordur. Buna rağmen, 'Bir annenin kızı annesine nasıl zarar verebilir?' düşüncesiyle bu ihtimali reddettim ve sustum." ifadelerini kullandı.

Hakkında ortaya atılan iddiaları, tamamının asılsız ve seviyesiz olduğu için uzun süre ciddiye almadığını bildiren Gülter, "Ancak bu süreç bana, çevremizde, annemin hayatında ve medyada ne kadar vicdansız, ne kadar ahlaksız insanların bulunabildiğini ve güvenerek izlediğimiz haberlerin ne denli yönlendirilebilir, yalan ve iftira içerebilir olduğunu açıkça göstermiştir." dedi.
Gülter, bazı kişilerin, ablasıyla geçmişte yapılan mesajlaşmaları kamuoyuyla paylaştığını ancak bu kişilerin, bu mesajlar ortaya çıkana kadar sessiz kalmayı tercih ettiğini, herhangi bir engelleme girişiminde bulunmadıklarını vurgulayarak, "Ve annem hayattayken ne annemi ne de beni bilgilendirme yoluna gitmemiştir. Gerçekleri bildikleri halde sustular. Annem yaşarken sessiz kaldılar. Daha sonra konuşmayı tercih ettiler. Yetmezmiş gibi annem ve mirası üzerinden planlar yaptığımı iddia ettiler, sanki bu dünyada annemi kaybettikten sonra maddi bir şeye ihtiyacım varmış gibi. Kendi vicdanlarındaki yükü benim üzerimden hafifletmeye çalıştılar. Ne canlı yayından korktum ne de konuşmaktan ya da sorulara cevap vermekten kaçındım." açıklamasında bulundu.

"Kimin oğlu olduğumu unutanlara açıkça hatırlatmak isterim. Hayattayken aramadığınız, zor günlerinde yanında olmadığınız, annem, iki çocuğuyla birlikte haciz sonrası on karton koliyle sokakta kaldığında dahi destek olmadığınız bir insanın ardından, ölümünden sonra sanki hep yanındaymış gibi davranarak prim yapmaya çalıştınız." ifadelerini kullanan Gülter, şunları kaydetti:
"İftira atanların ve yalan söyleyenlerin, bana daha önce ve sonrasında gönderdikleri mesajlar, kendileriyle ilgili belgeler ve somut bilgiler elimdedir. Bunların tamamı, çok yakında yapacağım canlı yayınlarda ve tamamen yasal çerçevede kamuoyuyla paylaşılacaktır. O zaman isim isim konuşulacak, gazla yorum yaparak beni katil, hırsız, yalancı ya da başka sıfatlarla yaftalamaya çalışan herkes bu gerçekle yüzleşecektir. Hepsiyle hukuki yollarla hesaplaşacağım. Hep birlikte bu süreci izleyeceğiz. Ne film şirketleriyle görüştüm, ne annemin tek bir kostümüne başkasını dokundurdum, ne de annemden kalan herhangi bir şeyi kendi menfaatime kullandım. Bu gerçekleri ailem, yakın çevrem ve savcılık makamı eksiksiz şekilde bilmektedir. Ayrıca bu konu kimseyi ilgilendirmez, kimsenin haddine de değildir. Ortaya atılan iddiaların tamamı iğrenç iftiralardır. Kamuoyunu bilinçli şekilde yanıltan, beni annesini sevmeyen bir evlat, acı üzerinden güç gösterisi yapmaya çalışan biri ya da annesinin ölümünde payı olan biri gibi göstermeye çalışan herkesle hukuk önünde tek tek hesaplaşacağım. Şahsıma yönelik hakaret, küfür ve iftira içeren tüm paylaşımlar hakkında gerekli yasal başvurular yapılacaktır. Bu yalanların kimler tarafından, hangi amaçlarla ve neye dayanarak üretildiği de ortaya konacaktır."
Ablasıyla ilişkisini kestiğini belirten Tuğberk Yağız Gülter, açıklamasında şunlara yer verdi:
"Beni karalamak ve en yakın çevremi bana karşı kışkırtmak amacıyla söylemediğim sözleri söylemiş, yapmadığım eylemleri yapmış gibi göstererek beni 'kötü evlat' ilan ettirmeye çalışan ablamın motivasyonunu gerçekten bilmiyorum. Annesini ani ve sarsıcı bir şekilde kaybetmiş, kardeşini bu acıyla yalnız bırakmakla kalmayıp, üzerine daha fazlasını eklediğini artık net şekilde görüyorum. Annemin acısıyla boğuştuğum bir dönemde bunları düşünebilen bir insanın sözlerine artık güvenmiyorum. Kendisi ve kızı için her zaman iyi dileklerde bulundum, elimden geldiğince destek olmaktan başka bir şey yapmadım. Cenazede 'Ben ne yapacağım?' diye ağlayan bir ablaya evimden bir oda vermek, annemin oğlu olarak boynumun borcuydu. Buna rağmen, beni insanlara yalan ve iftiralarla anlatmasının sebebini hala anlayabilmiş değilim. Bu durum beni derinden düşündürmektedir. Bugüne kadar ortaya çıkan mesajlar, ses kayıtları ve savcılık makamının değerlendirmelerine rağmen tutunmaya çalıştığım 'İnşallah yapmamıştır' düşüncesi artık tamamen kopmuştur. 'Ben yapmadım' yönündeki beyan da benim nezdimde inandırıcılığını yitirmiştir. Bu saatten itibaren kendisiyle tüm iletişimimi kestiğimi kamuoyuna saygıyla bildiririm. Çünkü aklı susturup yalnızca kalple hareket etmek, annemin hakkına girmek demektir. Ben annemin hakkını yedirmem, yedirmeyeceğim. Soruşturma dosyasında bu olayla ilişkili ne kadar kişi var ise sonuna kadar şikayetçi sıfatıyla annem adına tüm yasal haklarımı kullanacağım."

Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi’nde meydana gelen olayın ardından Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı kapsamlı bir takip başlatmıştı. Yapılan fiziki ve teknik incelemeler neticesinde, yurt dışına kaçma hazırlığında oldukları belirlenen Tuğyan Ülkem Gülter ve arkadaşı Sultan Nur Ulu, İstanbul’da emniyet güçlerince yakalanmıştı. Mahkeme süreci sonunda Tuğyan Gülter, “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan tutuklanmış, Sultan Nur Ulu hakkında ise ev hapsi kararı verilmişti.