2026 sezonunda moda tutkunları nostaljik bir yolculuğa çıkıyor. Geçmişin sıcak dokularını ve el emeğinin değerini öne çıkaran örgü tasarımları, hem podyumlarda hem de sokak stilinde başrolü üstleniyor. Özellikle “annenizin ördüğü kazak” estetiği genç kuşaklar arasında şaşırtıcı bir ilgiyle yeniden yükselişe geçiyor.
2026 trend raporları sürdürülebilirlik ve kişisel hikâye barındıran parçaların yükselişte olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu bağlamda nostaljik örgü tasarımlar sadece bir moda akımı olmaktan çıkıyor ve duygusal bir ifadeye dönüşüyor. Klasik desenler ve anne yadigârı örgüler gençler arasında yeniden var oluyor.

Moda haftalarında pek çok tasarımcı 70’ler ve 80’lerin örgü mirasını modern çizgilerle harmanladı. Oversize hırkalar, renkli desenler ve el işçiliğinin öne çıktığı modeller, catwalklarda büyük alkış topladı.
Sosyal medya platformlarında #ÖrgüRönesansı etiketiyle paylaşılan fotoğraflar milyonlarca görüntülenme alıyor. Vintage butiklerin vitrinlerinde, el örgüsü aksesuarlar ve kazaklar yeniden yerini alırken gençler nostaljik parçaları kendi tarzlarına uyarlıyor. Sokak stilinde örgü yakalar, süveterler ve renkli kazaklar sık sık yer alıyor.

Bu trend sadece estetik bir dönüş değil aynı zamanda tüketim alışkanlıklarının değiştiğini de gösteriyor. El emeğine verilen değer sürdürülebilir kumaşlar ve yeniden kullanılabilir parçalar moda dünyasında bir beklenti haline geldi. “Annenizin ördüğü model” olarak adlandırılan bu akım sadece nostalji değil bilinçli tüketim mesajı da taşıyor.
Uzmanlara göre gençler arasında bu trendin yükselişi dijital dünyanın hızına karşı bir denge arayışının sonucu. Elle yapılmış ürünlerin “bireysellik” ve “duygu” barındırması hızlı moda yerine daha anlamlı parçaların tercih edilmesine neden oluyor. Anlatılan her örgü modeli, sahibine özgü bir hikâye taşıyor.

2026’nın moda sahnesi geçmişin el işçiliğini modern tasarımla harmanlayarak bir “duygusal moda devrimi” yapıyor. Annenizin yıllar önce ördüğü kazak belki de bu sezon gardırobunuzun en çok konuşulan parçası olabilir.

Giyim bedeni örtmenin ötesinde duyguların kimliğin ve ruh hâlinin görünür hâle geldiği bir ifade biçimidir. Renk seçimlerinden dokulara, siluetlerden detaylara kadar her unsur kişinin iç dünyasını ve çevresiyle kurduğu bağı yansıtır. Bu yönüyle kıyafetler kelimelere ihtiyaç duymadan güçlü bir hikâye anlatır.
Günümüz modası artık yalnızca estetik kaygılarla şekillenmiyor. Konfor arayışı içsel bir huzur ihtiyacına nostaljik parçalar aidiyet duygusuna, iddialı tasarımlar ise özgüvenin ifadesine dönüşüyor. El emeği detaylar ve kişisel dokunuşlar ise giysilere duygusal bir değer katarak onları sıradan nesneler olmaktan çıkarıyor.
Kıyafetlerdeki duygu stilin ruhunu tanımlayan temel unsurlardan biri. Moda trendleri yakalamanın yanı sıra hissettirdikleriyle anlam kazanıyor.