Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Kivi, içerdiği C vitamini ve antioksidanlarla sağlıklı beslenmenin önemli meyvelerinden biri olarak biliniyor. Son dönemde ise özellikle kabuğunun cilde sürülmesi sosyal medyada gündeme geliyor. Kabuğun cildi beslediği ve daha canlı bir görünüm sağladığı öne sürülüyor.
Kivi kabuğunda polifenoller ve çeşitli antioksidan bileşikler bulunuyor. Meyvenin kendisi de C vitamini açısından zengin.
Fakat besinlerin ağız yoluyla alınması ile cilt üzerine uygulanması aynı etkiyi göstermiyor. Bu nedenle kivi kabuğundaki vitamin ve antioksidanların doğrudan yüze sürüldüğünde aynı faydayı sağlayacağı düşünülmemeli.
Dermatolog Dr. Elif Burcu Benar, kivi dahil C vitamini içeren kış meyvelerinin cilt sağlığı açısından öneminden söz ediyor. Ayrıca cilde uygulanacak C vitamininin serum formunda kullanımını öneriyor.

Kivinin içeriğinde aktinidin adı verilen bir enzim bulunuyor. Bu madde bazı kişilerde cilt reaksiyonlarına yol açabiliyor.
DermNet'e göre kiviyle temas sonrasında irritan kontakt dermatit, alerjik kontakt dermatit ve kontakt ürtiker görülebiliyor. Bu reaksiyonlar kızarıklık, kaşıntı, yanma veya şişlik şeklinde ortaya çıkabiliyor
Bu nedenle özellikle hassas cilde sahip kişilerin kivi kabuğunu yüzünde denemesi önerilmiyor.

Kivi kabuğunun yüzeyindeki sert ve tüylü yapı da cilt açısından sorun oluşturabilir. Kabuğu cilde bastırarak ovalamak fiziksel tahrişe yol açabilir.
Amerikan Dermatoloji Akademisi, cilt eksfoliasyonunda fazla baskı uygulanmasının tahrişe neden olabileceğini belirtiyor. Özellikle hassas, kuru veya akneye eğilimli ciltlerde daha dikkatli olunması gerekiyor.
Bu nedenle kivi kabuğunu peeling amacıyla kullanmak yerine cilt tipine uygun ürünlerden yararlanmak daha kontrollü bir seçenek.

Dermatoloji uzmanlarının dikkat çektiği temel nokta, doğal ürünlerin de ciltte reaksiyon oluşturabileceği.
Kiviye karşı daha önce alerjik reaksiyon yaşayan kişilerin kabuğunu yüzüne sürmemesi gerekiyor. Tüketildiğinde ağız çevresinde kaşıntı veya dudaklarda şişme gibi belirtiler yaşayan kişiler de bu tür uygulamalardan uzak durmalı.
Ayrıca lateks alerjisi bulunan kişiler de dikkat etmeli. Kivi ile lateks arasında çapraz reaksiyon görülebiliyor.

Cilt bakım ürünleri belirli içerik oranları ve kullanım talimatları doğrultusunda hazırlanıyor. Bu durum özellikle hassas ciltlerde önem taşıyor.
Amerikan Dermatoloji Akademisi, yüz maskesi veya bakım ürünü kullanırken yanma, batma ve kaşıntı görülmesi halinde uygulamanın bırakılmasını öneriyor.
Ciltte belirli bir sorun bulunuyorsa gelişigüzel mutfak ürünleri kullanmak yerine dermatoloji uzmanından görüş almak daha doğru bir yaklaşım.

Kivi kabuğunun yenilebilir olması ayrı bir konu. Cleveland Clinic, kabuğun tüketilebildiğini ve kabukla birlikte yenildiğinde lif alımının arttığını belirtiyor.
Ancak yenilebilir olması, yüz bölgesine uygulanabileceği anlamına gelmiyor. Cilt bakımında kullanılacak içeriklerin ciltle uyumu ve konsantrasyonu önem taşıyor.
Kısacası kivi kabuğunun besin değerleri bulunuyor. Buna karşın doğrudan yüze sürülmesinin kanıtlanmış bir cilt bakım yöntemi olduğuna dair yeterli veri bulunmuyor. Özellikle hassas ciltlerde tahriş ve alerji riski nedeniyle bu uygulamadan kaçınmak daha güvenli.