Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Uzmanların çocukların okula alışma sürecine ilişkin önerileri doğrultusunda, ailelerin özellikle kaçınması gereken bazı davranışlar bulunuyor. Çocuğu sürekli kaygılandırmak, okul konusunda baskı kurmak veya kendi endişelerini çocuğa yansıtmak, ilk günlerin daha stresli geçmesine neden olabiliyor. Peki aileler en çok hangi hataları yapıyor?
Çocuğa okul başlamadan önce sürekli “Artık büyüdün, okulda böyle davranamazsın” şeklinde uyarılarda bulunmak, okulun gözünde zor ve korkutucu bir yer haline gelmesine neden olabilir. Bunun yerine okul hayatının günlük düzenin bir parçası olduğu anlatılabilir.

Çocuğun merak ettiği soruların sakin bir şekilde cevaplanması ve okul hakkında yaşına uygun bilgiler verilmesi, belirsizliği azaltabilir. Ancak okulun kusursuz ve her zaman eğlenceli olacağı yönünde gerçekçi olmayan beklentiler oluşturmak da doğru değildir.
İlk günlerde çocuğun ağlaması, anne babasından ayrılmak istememesi veya çekingen davranması görülebilir. Böyle bir durumda “Ağlama, bunda korkacak ne var?” demek yerine çocuğun duygusunu kabul etmek daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.

“İlk gün biraz heyecanlanman normal” gibi ifadeler, çocuğun yaşadığı duyguyu anlamlandırmasına yardımcı olabilir. Çocuğun duygularını küçümsemek yerine ona sakin ve güven veren bir tutumla yaklaşmak önemlidir.
Okul kapısında uzun süren vedalaşmalar, bazı çocuklarda ayrılık kaygısını artırabilir. Anne veya babanın defalarca sarılması, tekrar tekrar geri dönmesi ya da “Beni özlersen ağlama” gibi ifadeler kullanması çocuğun endişesini artırabilir.

Vedalaşmanın kısa, net ve güven veren bir şekilde yapılması önerilir. Çocuğa okul çıkışında nereden alınacağı açıkça söylenmeli ve verilen söz mutlaka tutulmalıdır.
Çocuklar, anne ve babalarının davranışlarını yakından takip eder. Ebeveynin okul konusunda aşırı kaygılı olması, çocuğun da okulun tehlikeli veya zor bir yer olduğu düşüncesine kapılmasına neden olabilir. “Acaba alışabilecek mi?”, “Ya ağlarsa?”, “Ya öğretmeniyle anlaşamazsa?” gibi endişelerin çocuğun yanında sık sık dile getirilmemesi gerekir. Ebeveynin sakin ve güven veren tavrı, çocuğun yeni ortama yaklaşımını da etkileyebilir.
“Bak arkadaşın hiç ağlamıyor”, “Sen neden onun gibi davranmıyorsun?” veya “Kardeşin okula hemen alışmıştı” gibi karşılaştırmalar, çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine yol açabilir. Her çocuğun okula alışma süresi aynı değildir. Bazı çocuklar ilk günden sınıfa kolayca uyum sağlarken bazıları için bu süreç daha uzun sürebilir. Çocuğun başka çocuklarla kıyaslanması yerine kendi ilerlemesine odaklanılması daha doğru olacaktır.

Çocuğun okula başlamasıyla birlikte ailelerin bir anda yoğun bir çalışma düzenine geçmesi de sık yapılan hatalar arasında bulunuyor. İlkokula başlayan çocuğun yalnızca akademik becerilerine değil, okul düzenine ve sosyal ortama alışmasına da zaman tanınması gerekiyor.
Çocuğa sürekli harf, sayı veya okuma çalışması yaptırmak yerine oyun, dinlenme ve uyku için de yeterli zaman ayrılmalı. Özellikle okulun ilk döneminde çocuğun yorulup yorulmadığı göz önünde bulundurulmalı.
“Öğretmenin kızar”, “Yaramazlık yaparsan seni okulda bırakırım” veya “Dersini yapmazsan kötü olur” gibi ifadeler, çocuğun okul ve öğretmen kavramına karşı olumsuz bir bakış geliştirmesine neden olabilir. Okul kurallarının korku üzerinden değil, anlaşılır ve sakin bir dille anlatılması daha uygun olur. Çocuğun öğretmenini bir ceza unsuru olarak görmemesi, okul ortamına güven duyması açısından önem taşır.

Okula başlama sürecinde her çocuğun farklı tepki vermesi normal kabul edilebilir. Bazı çocuklar kısa sürede arkadaş edinirken bazıları daha uzun süre gözlem yapmayı tercih edebilir. Bazı çocuklar okul kapısında ağlarken birkaç hafta içinde sınıfa alışabilir.
Bu nedenle ailelerin ilk günlerden itibaren çocuktan kusursuz bir uyum beklememesi gerekiyor. Çocuğun okuldan eve döndüğünde yaşadıklarını anlatmasına fırsat vermek, onu sorguya çeker gibi soru yağmuruna tutmamak da önemli.