Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Ergenlik döneminde çocuklarıyla sağlıklı bir ilişki kurmak ve olası sorunların önüne geçmek isteyen aileler için dikkat edilmesi gereken noktalar artık her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Çünkü ergenlikte ortaya çıkan öfke, her zaman masum bir duygu olarak kalmayabiliyor. Ailelerin çocuklarında özellikle hangi davranışlara dikkat etmesi gerektiği ve öfkenin ne zaman riskli bir boyuta ulaştığı soruları ise ebeveynlerin en çok merak ettiği konular arasında yer alıyor. Bu sorulara cevap arayan aileler için Uzman Psikolog Dilara Çalışkan Karadeve, Mavi Kadın Özel Haber ve İçerik Editörü Melisa Aslı Bekerenli’ye bilinmesi gereken tüm önemli detayları paylaştı.
Ergenlik dönemi, bireyin hem biyolojik hem de psikolojik açıdan yeniden şekillendiği en hassas ve belirleyici süreçlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu süreçte yaşanan öfke patlamaları çoğu zaman gelişimin doğal bir parçası olarak görülse de, bazı davranışlar bu sınırın aşıldığını ve ciddi risklerin ortaya çıkmaya başladığını işaret edebiliyor. Uzman Psikolog Dilara Çalışkan Karadeve, özellikle empati eksikliği, planlı ve tekrarlayan saldırganlık ile uzun süre kontrol altına alınamayan öfke nöbetlerinin dikkate alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu tür belirtilerin göz ardı edilmesi, ilerleyen süreçte daha büyük psikolojik ve sosyal sorunların habercisi olabiliyor.

Dilara Çalışkan Karadeve : Ergenlik, insan beyninin yeniden haritalandığı dönemdir. Duyguları ve dürtüleri yöneten amigdala çok aktiftir, ancak mantıklı kararlar almayı, sonuçları öngörmeyi ve davranışları kontrol etmeyi sağlayan prefrontal korteks henüz gelişimini tamamlamamıştır. Bu nedenle kapı çarpmak, ani öfke patlamaları veya otoriteye isyan "normal" kabul edilebilir. Ancak şu durumlarda kırmızı çizgiler artık aşılmış demektir:
• Öfkenin Şiddeti ve Süresi: Öfke nöbetleri saatlerce sürüyor, kişi sakinleşemiyor ve çevresine fiziksel zarar veriyorsa.
• Empati Yoksunluğu: Normal bir ergen öfkelendiğinde sonradan pişmanlık duyar. Ancak eylemlerini bilerek ve planlayarak yapıyor, karşı tarafın acı çekmesinden zevk alıyorsa bu durum ciddi bir uyarı işaretidir. Tepkisel öfkeden ziyade, ortada belirgin bir neden yokken ortaya çıkan planlı ve duygusuz saldırganlık en büyük tehlike sinyallerinden biridir.

Dilara Çalışkan Karadeve : Toplumun bir çocuğu "doğuştan problemli" ilan etmesi, aslında kolektif sorumluluktan kaçmanın bir yoludur. Hiçbir çocuk katil olmak ya da suça karışmak için doğmaz. Suça sürüklenmede göz ardı edilen en kritik faktör ise kronik görünmezlik, yani yok sayılmadır. Bir çocuk evde, okulda ya da toplumda sevgi, saygı ve kabul görmediğinde; var olduğunu ve "güçlü" olduğunu hissetmek için karanlık yollara yönelebilir. Çeteler veya suç örgütleri, bu çocuklara sahte bir “aile” ve “ait olma” duygusu sunar. Şiddet ise kimsenin dinlemediği bir çocuğun kendini duyurma çabasının en yıkıcı halidir.

Dilara Çalışkan Karadeve : Ağır şiddet eylemleri genellikle bir gecede ortaya çıkmaz. Haftalar, aylar bazen yıllar süren uzun bir kuluçka dönemi vardır. Erken Uyarı İşaretleri:

Dilara Çalışkan Karadeve : Aileler ve öğretmenler durumu "gelip geçici bir heves" olarak küçümsememeli veya çocuğu sert cezalarla daha da köşeye sıkıştırmamalıdır. İhtiyaç duyulan şey acil profesyonel psikiyatrik ve psikolojik müdahaledir. Çocuğun dışlanmadan, dinlendiğini hissettiği bir güven ortamına alınması ve altta yatan travmanın çözülmesi büyük önem taşır.

Dilara Çalışkan Karadeve : Okulları X-ray cihazları, metal dedektörleri ve silahlı güvenlik görevlileriyle donatmak, kısa vadeli bir çözümdür.
Bunun uzun vadeli bir çözüm olmadığını, aksine farklı sorunlar doğurabileceği unutulmamalıdır. Fiziksel önlemler bir silahın içeri girmesini zorlaştırabilir ancak çocuğun o silahı kullanma niyetini veya öfkesini yok etmez. Çocukların her gün suçlu potansiyeli taşıyormuş gibi aranarak okula girmesi, okulu bir eğitim yuvasından ziyade bir infaz kurumuna benzetir. Bu durum, çocuklarda kaygıyı artırırken, okula ve otoriteye karşı yabancılaşmaya neden olabilir.

Dilara Çalışkan Karadeve : Unutmayın, eğitim önce evde başlar. Çocuğun evde disipline edilmesi ve öğretmen otoritesine saygı duyması, sağlıklı duygusal gelişimi için büyük önem taşır. Fiziksel duvarları kalınlaştırmak yerine, okullarda psikolojik danışman sayısını artırmak; öğretmen, öğrenci ve veli iş birliğiyle problemlere çözüm üretmek çok daha sağlıklı olacaktır. Unutmayın, gerçek güvenlik X-ray cihazlarından değil; bir öğrencinin, arkadaşının durumundan endişe duyarak bunu güvendiği bir öğretmene anlatabilmesinden geçer.