Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu. En düşük emekli aylığından hain bayrak provokasyonuna, Suriye'deki SDG teröründen Trump ile yaptığı görüşmeye birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, "Dün ABD Başkanı Sayın Trump'la verimli bir telefon konuşması gerçekleştirdik. Birçok kritik konuyu kendisiyle istişare ettik. İnşallah dünkü anlaşmanın uygulanmasıyla örgütün kontrolündeki topraklar özgür olacak" dedi. En düşük emekli aylığını da değerlendiren Erdoğan, "Malum en düşük emekli aylığına 20 bin TL'ye çıkartan teklifin görüşülmesi başlandı. Emeklilerin yaşadıkları her sıkıntının farkındayız. Şunu tüm emeklilerimizin bilmesini arzu ediyorum; emeklilerimiz bizim başımızın tacıdır. Emeklilerimizin taleplerine, şikayetlerine hiçbir zaman kulağımızı tıkamadık. Tam tersine bir kulağımız her zaman emeklilerimizde oldu." ifadelerini kullandı.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:
Aziz milletim, milletvekili arkadaşlarım sizleri en kalbi duygularımla, sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Grup toplantımızın ülkemiz milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Tüm yol arkadaşlarıma buradan selamlarımı sevgilerimi gönderiyorum. Salonlara sığmayan şu muhabbetiniz için her birinize tek tek teşekkür ediyorum.

Konuşmamın hemen başında bir hususu dikkatine getirmek istiyorum. Meclis çalışmalarımız yoğun bir tempoda devam ediyor. Muhalefetin tüm uzlaşmaz, hukuk tanımaz tavırlarına rağmen sabırlı ve sağduyulu şekilde hareket ediyoruz. CHP jet sosyetesinin ne devlet, ne millet ne de emeklilerle ilgili bir derdi olmadığını biliyoruz.
Milletimiz bizim samimiyetimizi de gayet iyi biliyor. Malum en düşük emekli aylığına 20 bin TL'ye çıkartan teklifin görüşülmesi başlandı. Teklifin yürürlüğe girmesiyle birlikte 3 bin 319 lira artışla 20 bin liraya yükselmiş olacak. Bu rakam göreve geldiğimizde sadece 66 liraydı. 40 dolara tekabül ediyordu.
Bunları söylerken her talebi karşıladık iddiasında değiliz. Emeklilerin yaşadıkları her sıkıntının farkındayız. Şunu tüm emeklilerimizin bilmesini arzu ediyorum; emeklilerimiz bizim başımızın tacıdır. Emeklilerimizin taleplerine, şikayetlerine hiçbir zaman kulağımızı tıkamadık. Tam tersine bir kulağımız her zaman emeklilerimizde oldu. Bundan sonra da aynı hassasiyetle davranmaya devam edeceğiz.
Enflasyon düştükçe insanımızın alım gücü daha da artacak. Milletçe yıllardır yaptığımız fedakarlıklarının boşa gitmeyeceğini göreceğimiz bir döneme giriyoruz. Sadece ekonomide değil ülkemizi askeri ve diplomatik olarak da çok farklı bir konuma devam edeceğiz. Biz meydanlar emeklilerimize şunu yapacağız diye söz verip işçisine maaş ödeyemeyenlere benzemeyiz. Biz göreve gelince rantçı olanlara da benzemeyiz. Bizim derdimiz, ilkelerimiz, prensiplerimiz var. Bizim Türkiye Yüzyılı vizyonumuz var.

Komşumuz Suriye, ülkede birliği sağlamak adına yoğun bir mücadele veriyor. SDG denilen yapı ile geçen yıl 10 Mart'ta bir mutabakat imzalandı. SDG olumlu hiçbir adım atmadı. Mutabakata uymadığı gibi işgal ettiği topraklarda sivil ve askerlere saldırmayı sürdürdü. SDG denilen yapının uzlaşmaz tutumuydu. Tüm taraflara gerekli telkinlerde bulunduk. Krizin sıcak çatışmaya dönüşmemesi için her türlü çabayı gösterdik. Ancak SDG denilen yapının tavrında değişiklik olmadı. Suriye ordusu Ocak ayının ikinci haftasında son derece haklı ve meşru biçimde operasyonlar düzenledi. Öncelikle şunu bir kez daha hatırlatmak isterim; Türkiye olarak en başından itibaren toprak bütünlüğü korunmuş, siyasi birliği haiz tek bir Suriye Devleti'nin varlığını en güçlü şekilde savunduk. Türkiye'nin güney sınırlarında ülkemizin güvenliğine tehdit oluşturacak ayrılıkçı bir yapıya rıza göstermeyeceğimizi de defalarca ilan ettik. Suriye Devleti'nin ve Suriye Ordusu'nun tüm etnik kökenlerin, inançların, mezheplerin yan yana yaşadığı birleşik, tek bağımsız bir Suriye inşa etme mücadelesini komşuları ve kardeşleri olarak yürekten destekliyoruz. Kardeş Suriye halkını gönülden tebrik ediyoruz. Dün varılan ateşkes anlaşmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz.

Terör örgütünün sıkıştığı bölgelerde varlığını devam ettirebilmesi zaten mümkün değildir. Bu aşamadan sonra provokasyonlara başvurmanın intihar anlamına geleceği çok çok açıktır.
Terör örgütünün zorla silah altına aldığı çocuk yaştaki militanlarıyla, baskı ve şiddet uygulayarak sahaya sürdüğü sivil insanlarla, dün Nusaybin-Kamışlı sınırında yaptığı gibi şanlı bayrağımıza alçakça saldırmak suretiyle burada bir netice alma imkanı kalmamıştır. Dün varılan anlaşmaya riayet ederek silahları bırakmak ve meseleyi suhuletle çözmek yegane çıkış yoludur.
Burada şunun da bilinmesinde fayda görüyorum. Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız. Milli Savunma ve Adalet bakanlıklarımız gerekli tahkikatları başlatmıştır. Soruşturmalar neticesinde ihmali veya kusuru olan kim varsa onlarla ilgili gereken yapılacaktır.
Suriye sahasında yaşanan tüm bu gelişmeleri çok yakından takip ettik ve ediyoruz. Türkiye'ye yönelik mevcut risklerin bertaraf edilmesi, yeni tehditlerin engellenmesi, Suriye'de barışın ve istikrarın süratle sağlanması için hassas bir süreç yürütüyoruz.
Şunu da özellikle ifade etmek isterim. Suriye'deki Kürtler bizim öz be öz kardeşlerimizdir. Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin önceki zalim rejim altında ne tür baskılara maruz kaldığını kardeşleri olarak en iyi biz biliyoruz. Varlıkları tanınmıyordu, vatandaş kabul edilmiyorlardı. Kendilerine kimlik dahi verilmiyordu. Ana dilleriyle konuşmalarına, kültür ve geleneklerini yaşatmalarına müsaade edilmiyordu. Bu kardeşiniz başbakanken 2008 yılından itibaren yaptığım tüm görüşmelerde bu adaletsizlikleri dile getirdim. Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin haklarını ısrarlı şekilde gündeme taşıdık. Kürtlere temel haklarının teslim edilmesi gerektiğini her fırsatta vurguladık. Kimse bunları ağzına dahi almazken, Suriye'deki Kürtlerin haklarını kimse konuşmazken biz bunları açık açık muhataplarımıza ifade ettik.

Suriyeli muhacirlere kol kanat gerdik. Suriye'de 2011 yılında iç savaşın başlamasıyla Kürt kardeşlerimiz bu sefer de terör örgütlerinin baskısıyla karşılaştılar. Yeni Suriye hükümeti, Suriyeli Kürtlere kucak açmış, çok yapıcı davranmıştır.
Dün ABD Başkanı Sayın Trump'la verimli bir telefon konuşması gerçekleştirdik. Birçok kritik konuyu kendisiyle istişare ettik. İnşallah dünkü anlaşmanın uygulanmasıyla örgütün kontrolündeki topraklar özgür olacak.
Terör örgütü ayrıdır benim Kürt kardeşlerim ayrıdır. Kimse ister burada ister orada olsun benim Kürt kardeşimin iradesini ipotek altına alamaz. Kürt kardeşlerimiz bu tahriklere gelmesinler, sağduyuyu asla bırakmasınlar. Geride bıraktığımız 15 ayda çok önemli adımlar attık. Süreci buraya kadar getirdik. Komisyon nihai raporu kaleme alıyor. Siyaset kuruma yol gösterecek raporun ortaya çıkacağına inanıyorum.

Tüm kalbimle, tüm samimiyetimle söylemek isterim ki, hiç kimse endişeye kapılmasın. Türkiye Cumhuriyeti buradayken kimsenin başka hami aramasına başka ortaklar peşinde koşmasına gerek yoktur. Biz Kürt kardeşlerimizin zarar görmesine asla izin vermeyiz. En zor zamanlarında Kürt kardeşlerimize biz sahip çıktık. Şunu artık herkes görmeli, esas olan bölünme değil birleşmedir. Esas olan küçük devletçiklere ayrılmak değil birleşerek güç birliği yapmaktır.