Politika

ABD, İran'a saldırır mı? Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan kritik açıklama

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının temsilcileriyle düzenlenen toplantıda önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Fidan, Türkiye Gazetesi yazarı Sevil Nuriyeva'nın 'ABD, İran'a operasyon düzenler mi?' sorusunu cevapladı. "Fidan, Biz kesinlikle sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz. Diplomatik çabalara devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Öte yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "YPG meselesi sorun olmaya devam ediyor. YPG Suriye'de bölünmeye davetiye çıkarıyor, hep aynı oyun" dedi.

KAYNAK:
Haber Merkezi
|
GİRİŞ:
15.01.2026
saat ikonu 12:14
|
GÜNCELLEME:
15.01.2026
saat ikonu 13:33

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul'da basın mensuplarıyla yıllık değerlendirme toplantısında bir araya gelerek açıklamalarda bulundu. Bakan Fidan, Türkiye Gazetesi yazarı Sevil Nuriyeva'nın 'ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyon sinyalleri arttı, siz böyle bir operasyon bekliyor musunuz?' sorusunu cevapladı. Fidan yaptığı açıklamada, "İran'ın komşusu ve dostu olarak görüşlerimizi çok net olarak paylaşıyoruz. Biz kesinlikle sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz. Diplomatik çabalara devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

ABD, İran'a saldırır mı? Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan kritik açıklama

2025'İN EN AĞIR GÜNDEM MADDESİ OLDU

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın açıklamaları şu şekilde:

''İnsanlığın ortak vicdanında derin krizler açan krizler art arda yaşanmaya başladı. Diplomasi sorunların barışçıl çözümü yönünde yegane çözüm olarak ortaya çıktı. Gazze'de yaşanan soykırım 2025'in en ağır gündem maddesini teşkil etti.

Uluslararası sistemin test edildiği bir sınav modeliydi. Dünya Gazze'de sınıfta kaldı. Türkiye olarak dost ve kardeş ülkelerle beraber soykırımın durdurulması için büyük çaba gösterdik.

Dış politikamızın 2025 yılında etkin sonuçlar ürettiği ortadadır. Ülkemize savunma sanayiinde uygulanan yaptırımların büyük ölçüde kaldırılmasını sağladık. Artık hiçbir ülke dış politikasını önceden planlanmış şablonlara göre yürütecek değil. Çünkü her şey artık belirsiz.

Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu dönemde belirleyici bir sol oynama kapasitesine sahiptir. 2026'da da yoğun bir takvim bizi bekliyor. Türkiye ilkeli duruşuyla, özgüvenle ve kesintisiz çabayla yoluna devam edecektir. Bölgemiz için barış üretmek önceliğimiz olacak.''

ABD, İran'a saldırır mı? Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan kritik açıklama

ABD İRAN'A SALDIRIR MI?

''Bizim baştan beri önem verdiğimiz konu bölgesel istikrar ve güvenlik. Yani bölgemizde geçmişten tevarüs ettiğimiz, evrilerek gelen çok sayıda sorunlar var. Yani bunlardan biri de İran'ın uzun yıllar maruz kaldığı yaptırımlar biliyorsunuz ve bölgedeki birtakım politik uyumsuzluklar. Şimdi biz tabii İran'ın komşusu olarak, dostu olarak müteaddit defalar samimi bir şekilde görüşlerimizi çok net olarak paylaşıyoruz. Yani bizim sınır komşumuz, yüzyıllara dayanan değişmeyen bir sınırımız var ve iki halk birbirine çok benziyor, yoğun bir ticari ve sosyal ilişki var. Dolayısıyla İran'da olacak olan her şey bizi yakından ilgilendirdiğinden bu gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz.

ABD, İran'a saldırır mı? Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan kritik açıklama

İran'ın uluslararası belli başlı aktörlerle olan sorunlarını çözmesi ve bölgenin tamamına yayılacak istikrarsızlık senaryolarından kaçınması bizim de menfaatimize. Onun için bizim önceliğimiz hiçbir şekilde güç kullanımına yol açacak bir duruma gelmemek ama maalesef geçtiğimiz ayları da gördük. 12 gün savaşlarında önce İsrail'in sonra da Amerika'nın mahdut da olsa bir saldırısıyla karşı karşıya kaldık ve bu saldırı belli bir yerde durdu. Şimdi bunun tekrar etme olasılığının ortaya gelmesi, ortaya çıkması yani bizim tasvip ettiğimiz bir şey değil. Biz kesinlikle sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz. İran'da olacak geniş çaplı istikrarsızlığın bölgenin kaldırma kapasitesinin çok üstünde olduğunu düşünüyorum ben. Onun için diplomatik çabalara devam edeceğiz. İnşallah Amerika ile İran kendi arasında bu konuyu gerek arabulucular üzerinden gerek diğer aktörler üzerinden veya direkt görüşerek çözerler. Biz de konuyu yakından takip ediyoruz.''

"İRAN'A YÖNELİK BİR ASKERİ MÜDAHALEYE KARŞIYIZ"

''Biz İran'a yönelik bir askeri müdahaleye karşıyız. Yani İran'ın kendi içindeki otantik sorunlarını kendisinin çözmesi gerekiyor. Tabii ki bunun uluslararası ilişkilere bakan boyutu var; o da nedir? Yaptırımlara tabi. Yaptırımlara da neden tabi? Takip ettiği bazı politikalardan dolayı gerek küresel gerek bölgesel. Kendilerine de söylüyoruz; bölge ülkeleriyle olan sorunlarını çözmesi gerekiyor. Küresel nükleer konuda da sorunlarını diplomasi yoluyla hiç fırsat kaybetmeden çözmeli ki ekonomik zorluklara neden açan yapısal birtakım problemler ortadan kalksın. Şimdi uluslararası izolasyon altında olduğunuz zaman yani sizin bazı ekonomik hizmetleri verme imkanınız giderek sınırlanıyor.

İran'ın büyük bir nüfusu var, dinamik bir halkı var, yaşam arzusu, yaşama katılma arzusu son derece yüksek bir halkı var, sofistike. Bunları belli konulardan mahrum ettiğiniz zaman ortaya bu türden sıkıntılar çıkıyor.

ABD, İran'a saldırır mı? Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan kritik açıklama

Burada şu karıştırılıyor: Yani insanların karşılaştıkları ekonomik ve diğer güçlüklerle ilgili sıkıntıların rejime karşı bir ideolojik başkaldırı gibi görünmesi aslında bu artık gri bir alan olmuş oluyor. Burada yakından baktığınız zaman çok fazla yani dışarıdaki bazı İran düşmanı olan ülkelerin iştahını kabartacak bir durum yok, yani rejime düşmanlık açısından. Ama var olan politikaların ortaya koyduğu bu ekonomik zorluklar, bunun bir türlü izale edilememesi bir sıkıntı doğuruyor. Şimdi biz burada bir müdahale olmasını istemiyoruz ama yani Trump politikalarına baktığınız zaman hani karadan güç kullanmayı şu ana kadar çok fazla tercih ettiğini de görmedik. Hani sizin söylediğiniz örnekler daha fazla hani gidip konuşlanmayla alakalı konular. Ben hani askeri strateji açısından da artık o konuların çok fazla hani gündeme getireceğini düşünmüyorum.''

YPG SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR

''SDG'nin Kandil'le bağı meselesinin yeni keşfedilmiş bir bilgi olarak zaman zaman, özellikle batılı muhataplar tarafından karşılanması bizim de hayret ettiğimiz bir konu. Yani bu 2+2 dört eder kadar net olan bir bilgi. Yani bizim zaten SDG ile en büyük problemimizin bu olduğunu baştan beri söyledik. Suriye Kürtlerinin kendi otantik bir araya gelip sadece Suriye'deki Kürtlere has, Suriye'deki sorunları çözmeye yönelik bir hareketin Suriye ile tabii ki ilgisi var. Biz medeni, gelişmiş bir ülkeyiz; belli ülkelerin kendi iç sorunlarını çözmede sınırlarının neler olduğunu biz biliriz. Ama bunun böyle olmadığını herkes biliyor. Yani dört ülkede iddiası olan, örgütlenmesi olan ve eylemi olan bir örgütün Suriye'deki uzantısının adının SDG olması, YPG olması yani çok bildiğimiz bir gerçeklik. Dolayısıyla SDG adına kim görüşmeye giderse gitsin Kandil'den onay almadan bunun hayata geçmeyeceğini herkes bilincinde. Bu işleri biraz sürekli zora sokan bir husus, öyle ama zora da soksa bizim temennimiz bir an önce 10 Mart Mutabakatı'nın uygulanarak ülkede istikrarın sağlanması.''

ABD, İran'a saldırır mı? Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan kritik açıklama

"RİSKLER VE İSRAİL'İN NİYETİ DE ORTADA"

''Dün özel temsilci Steve Witkoff'un da ilanıyla artık ikinci aşamaya geçtiğimiz duyuruldu. Bunun bir gün öncesinden takip etmiş olabilirsiniz, biz de yine dört ülkenin online katılımıyla bir toplantı yaptık ikinci aşamayı nasıl ve hangi sırayla hayata geçireceğiz diye. Birincisini bu toplantının biliyorsunuz Miami'de yapmıştık, yeni yıla girmeden birkaç hafta önce. Sürecin ağır aksak da olsa ilerlemesi bizim memnun olduğumuz bir husus. Biliyorsunuz Cumhurbaşkanımız özellikle insani yardımlar konusunda inanılmaz derecede büyük bir hassasiyet içerisinde. Filistinlilerin orada soğukta barınmasız kalması, ilaçsız kalması, gıdasız kalması hepimizin vicdanını çok derinden yaralamakta.

ABD, İran'a saldırır mı? Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan kritik açıklama

İsrail'in bu konuda sistemli ve maksatlı bir politika uyguladığını da biliyoruz. Yani İsrail uluslararası toplumun hep beraber uygulamak istediği bu barış planına, Netanyahu hükümetinin esas itibariyle çok fazla uygulamaya taraftar olmadığını biliyoruz. Onların nihai amacı Filistinlilerin Gazze'den çıkması. Ama uluslararası toplum, başta bölge ülkelerinin ortaya koyduğu itme gücüyle, Amerika'nın da şu anda ağırlığını koymasıyla bu barış aşamasını bu noktaya getirdi.

Şimdi ikinci aşamada geçtiğimiz günlerde grup olarak mutabık kaldığımız Filistinli teknik komitenin Gazze'nin idaresini alması birinci öncelik taşıyor. Daha sonra Barış Kurulu'nun ilan edilmesi ve daha sonra Barış Kurulu adına gündelik icraatı yürütecek yönetim kurulunun belirlenmesi ve çalışmaya başlaması... Bu sırada gidecek bir işlem manzumesi var. Biz önümüzdeki birkaç hafta içerisinde bunun inşallah tamamıyla organların en azından hayata geçeceğini düşünüyoruz. Uygulamada birtakım zorluklar olacak tabii ki ama hem biz hem diğer kurumlarımız gerçekten büyük bir hassasiyetle diğer ortaklarımızla konuşarak bu sürecin sorunsuz gitmesi veya olan sorunların barış sürecini inkıtaya uğratmaması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Olumlu bir aşamaya geliyoruz ama dediğim gibi riskler ortada, İsrail'in niyeti de ortada.''

"CAATSA KALKINCA F-35 VE DİĞER BAŞKA KONULAR DA HAYATA GEÇER"

''F-35 konusuna gelince; biliyorsunuz bu aslında CAATSA'nın uygulanmasının neticesinde ortaya çıkan bir sorun. Yani biz olaya sadece F-35 açısından bakmıyoruz. CAATSA'nın genel olarak ortadan kaldırılması konusunda yürütülen diplomatik çalışmalarımız var. İki lider; New York sonrası Cumhurbaşkanımız Washington'u ziyaret ettiğinde geçtiğimiz yıl Eylül ayında, 25 Eylül'de aslında Sayın Trump'la Sayın Erdoğan arasında varılan mutabakat sonucunda bu sorunun da diğer sorunlar gibi iki ülke gündeminden çıkması konusunda bir irade oluştu. Bunu daha önce de ifade etmiştim. Şimdi bu iradenin, iki taraflı iradenin hayata geçmesindeki teknik zorlukların, problemlerin ortadan kaldırılması için çalışıyoruz. Bu irade burada mevcut. Biz bunu inşallah bu sene CAATSA'nın kalktığına şahit oluruz, sizin dediğiniz F-35 ve diğer başka konular da hayata geçer.''

ABD, İran'a saldırır mı? Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan kritik açıklama

AVRUPA İLE VİZE SORUNU

''Vize konusuna gelince; bu vize konusu biliyorsunuz Avrupa'da esas itibarıyla iki tane husus var. Birincisi; Avrupa Birliği giderek daha merkezileşerek vize politikasını tek vize prosedürleri haline getiriyor. Aslında siz herhangi bir Avrupa devletine müracaat ettiğiniz zaman işlem olarak giderek daha merkezileşiyor, kriterler aynı. Birincisi böyle bir idari sorun var. Bunlar biliyorsunuz uzun süre pandemide kapalı kalmıştı ve daha sonra hayata geçmesinde sıkıntı vardı. İşte şimdi bu kabiliyetleri tekrar kazandılar, belli yerlerde sorunlar azaltılıyor. Ama bu biraz daha olayın az etkileyen boyutu.

Daha çok etkileyen boyutu, bildiğiniz gibi Avrupa'da aslında göçten dolayı, göçmenlik meselesinden dolayı yani son yıllarda değil, hep var olan göçmenlerin artık bir politika malzemesi haline gelmesi ve bu politikayı güdenlerin diğer partiler karşısında giderek mevzi kazanması. Artık Avrupa hükümetleri giderek daha fazla dışarıdan yabancıların ülkeye hangi sebeple olursa olsun... yani siz 'doktor, mühendis' diyorsunuz fark etmiyor, onlar dışarıda birini gördüğü zaman kimliğine bakmıyor; tipine bakıyor, rengine bakıyor, duruşuna bakıyor. Yani artık Avrupa'nın tabii bu noktaya gelmiş olması başka bir sorun alanı, yani insanlık adına. Yani siz aydınlanmayı yaşayın, modernleşmeyi getirin, ondan sonra tekrar tekerlekleri geriye döndürün; bu başka bir konu. Ama realiteyi ifade etmek açısından gerekirse; ülkeye yabancı girişi artık Avrupa'da siyasetin bir numaralı sorunu haline gelmiştir.

Benim korkum, bakın ben korkumu söyleyeyim burada: Bu konuda zaten artık yığınsal göç durmuştur, kendileri de biliyorlar ama aşırı sağın yükselmesi için bu konudaki rüzgara ihtiyacı var. Artık dışarıdan göç almanın değil, içeride bulunanı tekrar göndermenin siyaset malzemesi yapılacağı bir noktaya Avrupa evrilebilir. Çünkü artık aşırı sağ bakıyor; merkezi hükümetler çok ciddi vize politikaları, göç politikaları geliştirdiler ve oradan artık ekmek çıkmayabilir siyasi olarak. 'Remigration' dedikleri kavramı, yani yeniden göç ettirme kavramını artık ağır ağır gündeme getiriyorlar. Biliyorsunuz aşırı sağın kendi konseptleri ilk gündeme geldiğinde de çok az taraftarı vardı ama giderek bu taraf kazanmaya başladı.

Belli başlı Avrupa ülkelerinde yani yabancıyla yaşama, yabancıyı kabul etme, yabancıyla beraber olabilme konusundaki problem alanları siyasetin şu anda bir numaralı konusu halinde diye görüyoruz. Tabii buna baktığımız zaman AB'ye aday ülke olan ve yıllardır gerçekten AB ile her türlü etkileşime girmiş olan Türkiye'nin vize konusunda bu sorunu yaşıyor olması, Avrupa ülkeleri tarafından bir problem alanı. Bunun ortadan kalkmasının çözümü Vize Serbestisi Anlaşması'nın yürürlüğe girmesidir. Bu anlaşmanın vuku bulması ve yürürlüğe girmesi için biz bu yıl daha sistemli bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Biliyorsunuz Cumhurbaşkanımızın özellikle AB konusundaki hassasiyeti, iradesi çok muhkem. Şartlar uygun olduğunda bu konteynerleri göndereceğiz. Şu anda Türkiye'nin gönderdiği çadırlar ülkeye giriyor.''

ABD, İran'a saldırır mı? Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan kritik açıklama

MUHTEMEL RUSYA-UKRAYNA BARIŞINDA 3 TEMEL HUSUS

Ukrayna'daki savaşın sona ermesi durumunda ortaya çıkacak tablonun sadece Rusya ile Ukrayna arasında değil, Rusya ile Avrupa arasında bir barış olacağını belirten Fidan, ABD'deki yönetim değişikliğine dikkat çekti. Trump'ın iktidara gelmesiyle ABD'nin Rusya-Ukrayna savaşındaki öncü rolünü değiştirip nötr bir pozisyona geçmesinin, Avrupa güvenliği açısından tarihi bir sorumluluk değişimi yarattığını ifade etti.

Olası bir barış anlaşması durumunda üç temel hususun öne çıkacağını belirten Fidan, bunları şöyle sıraladı:

Anlaşmanın takibi ve doğrulanmasının nasıl yapılacağı.
Ukrayna'nın caydırıcılık gücünün nasıl devam edeceği.
Bir ihlal durumunda hangi tedbirlerin alınacağı.

"KARADENİZ'DE KOMUTA TÜRKİYE'DE OLACAK"

Barış anlaşması sonrası askeri unsurların yapılanmasına değinen Bakan Fidan, Karadeniz'in güvenliği konusunda net konuştu. Ukrayna'nın deniz alanı olarak sadece Karadeniz'e kıyısı olduğunu hatırlatan Fidan, NATO üyesi olarak Türkiye'nin bölgedeki rolüne vurgu yaptı.

Fidan, "Deniz gücünün komutasını, Cumhurbaşkanımızın da müzakere talimatıyla öteden beri biz almak istiyorduk. Şimdiki planlamalarla bu sorumluluk bize verilmiş durumda. Burada gönüllü olan diğer ülkelerle beraber biz bu sorumluluğu alacağız" ifadelerini kullandı.

ETİKETLER
#Politika
YorumYORUM YAZ
Uyarı
Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.