KAYNAK:
Haber Merkezi
|
GİRİŞ:
25.08.2026
saat ikonu 09:44
|
GÜNCELLEME:
25.08.2026
saat ikonu 21:41

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Terörsüz Türkiye için çağrı: Herkes çözümün bir parçası olmalı

Bitlis Ahlat'taki Kabine Toplantısı'nın ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye süreci için siyasi görüş ayırt etmeksizin herkese seslenerek "Herkesi çözümün bir parçası olmaya çağırıyorum." dedi. Erdoğan ayrıca kritik bir uyarıda da bulunarak "Sırf daha fazla görüntülenmek uğruna böyle hayati bir meseleyi enfekte etmeye kimsenin hakkı yoktur." ifadelerini kullandı. Erdoğan'ın konuşmasında son günlerde Türkiye'yi hedefine koyan Netanyahu yönetimine de bir mesaj yer aldı.

KAYNAK:
Haber Merkezi
|
GİRİŞ:
25.08.2026
saat ikonu 09:44
|
GÜNCELLEME:
25.08.2026
saat ikonu 21:41

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Bitlis'in ilçesinde toplandı. Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantı, saat 17.10'da başladı ve yaklaşık 2 saat sürdü.

HABERİN ÖZETİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Terörsüz Türkiye için çağrı: Herkes çözümün bir parçası olmalı

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Bitlis'in Ahlat ilçesinde toplanarak terörle mücadele ve bölgesel güvenlik konularını ele aldı.
Toplantıda, terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda sahadaki son durum ve bölgesel güvenlik konuları değerlendirildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi görüşü ne olursa olsun herkesi çözümün parçası olmaya davet etti ve bölgede kanlı senaryolar yazılmaya çalışıldığını belirtti.
Ekonomide çarkların dönmesi, istihdamın korunması, emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların etkilerinin azaltılması ve savunma sanayi ile uluslararası yatırımların değerlendirilmesi öncelik olarak vurgulandı.
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un 467 evet oyuyla kabul edilmesi, terörsüz Türkiye süreci için bir dönüm noktası olarak nitelendirildi.
Erdoğan, siyasetin her gün yapıldığını ancak Türkiye'yi yarım asırlık bir sıkıntıdan kurtarma çabasına gölge düşürmek için bahane olamayacağını ifade etti.

Toplantıda; Terörsüz Türkiye sürecindeki hedef doğrultusunda sahadaki son durum ve bölgesel güvenlik konuları ele alındı. Toplantının sona ermesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, kameraların karşısına geçerek açıklamada bulundu. 

Yasal adımları atılan Terörsüz Türkiye için önemli sözler sarf eden Erdoğan, siyasi görüşü ne olursa olsun herkesi çözümün parçası olmaya davet etti. Bir uyarıda da bulunan Cumhurbaşkanı, "Siyaset her gün yapılır ama Türkiye'yi yarım asırlık bir sıkıntıdan kurtarma çabasına gölge düşürmenin bahanesi olmaz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Terörsüz Türkiye için çağrı: Herkes çözümün bir parçası olmalı

Türkiye'nin çevresinde yaşanan durumlara da işaret eden Erdoğan, "Bölgemizle ilgili kanlı senaryoların yazılmaya çalışıldığını görüyoruz. Allah'ın izniyle bunların hayata geçirilmesine müsaade etmeyeceğiz." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, son günlerde kendisini ve Türkiye'yi daha sık hedef alan İsrail'e ve Netanyahu hükümetine de isim vermeden şu cümleleri sarf etti: "Son dönemde Cumhurbaşkanı olarak şahsımızı ve Türkiye'yi hedef alan kirli kampanyaları bütünüyle bozulan bu planların yol açtığı hırçınlığın ve çaresizliğin birer tezahürü olarak değerlendiriyoruz. Siyasi olarak can çekişen kendini bilmez kifayetsizlerin bizim üzerimizden prim devşirmesine fırsat vermeyeceğiz." 

"EKONOMİDE ÇARKLARIN DÖNMESİ ÖNCELİĞİMİZ OLMAYA DEVAM EDİYOR"

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Malazgirt mücahitlerinin izinden giderek ilk fetihlerden istiklal harbimize terörle mücadele eden 15 Temmuz direnişine kadar Türkiye'yi canından aziz bilen cümle serden geçtikleri kanıyla ve canıyla milletimizi bugünlere getiren cümle kahramanlarımıza Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.

Türkiye'yi kalkınma ve refah rotasında tutmak için yoğun çaba harcıyoruz. Bölgemizdeki krizler ekonomik açıdan tüm dünya gibi bizi de etkiliyor olsa da istihdamdan ihracata, tarımdan turizme birçok alanda hedeflerimize bağlı kalmayı sürdürüyoruz. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Terörsüz Türkiye için çağrı: Herkes çözümün bir parçası olmalı

Şunu vatandaşlarımın bilmesini arzu ediyorum. Adeta bir kriz fırtınası yaşadığımız bu sancılı dönemi popülizme tevessül etmeden, milletin ve ülkenin kaynaklarını büyük bir özenle koruyarak dinamik bir süreçte başarıyla yönetmenin çabasındayız. Ekonomide çarkların dönmesi, insanımızın işini ve aşını muhafaza etmesi, emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların etkilerinin asgari düzeyde tutulması, savunma sanayi ve uluslararası yatırımlar başta olmak üzere ortaya çıkan fırsatların değerlendirilmesi önceliğimiz olmaya devam etmektedir. 

"TÜRKİYE DOĞRU YOLDADIR"

İran-Amerika geriliminin küresel ekonomide yol açtığı şok dalgası zamanla tesirini yitirdikçe inşallah bunun sokağa çarşıya pazara günlük yaşama yansımalarını çok daha net görme imkanı bulacağız. Şundan hiç kimse şüphe etmesin. Türkiye Allah'ın izniyle doğru yoldadır. İstikameti bellidir ve eninde sonunda menziline ulaşacaktır. Bu zorlu yolculukta ülkemizin en büyük şansı tecrübeli, liyakatli, uyum ve adanmışlık içinde çalışan kadroların görev başında olmasıdır. Türkiye güvendedir. 86 milyonun emaneti eğil ellerde güven içindedir. Bu kutsal emanete hiçbir surette gölge düşürmeyeceğiz. Yavaşlamadan, rehavete kapılmadan, tedbiri, disiplini elden bırakmadan hep beraber hedeflerimize doğru ilerleyeceğiz.

"MİLLETİMİZ VEKİLLERİ ARACILIĞIYLA ÇÖZÜM İRADESİNİ ÇOK NET ORTAYA KOYDU"

Önceki hafta Gazi Meclisimiz tarihi bir mutabakat örneği sergileyerek 467 evet oyuyla Türkiye için hayati önemdeki bir yasayı kabul etti. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'a destek veren tüm milletvekillerimize bugün bir kez daha ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Türk siyasetinde bir dönüm noktası olan bu büyük uzlaşıyla terörsüz Türkiye sürecimiz güven tazelemiş, çok ciddi güç kazanmıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Terörsüz Türkiye için çağrı: Herkes çözümün bir parçası olmalı

Milletimiz vekilleri aracılığıyla çözüm iradesini çok net ortaya koymuştur. Farklı toplum kesimlerini temsil eden siyasi partilerin ülkemizin geleceğine dair bir meselede aynı paydada buluşması her türlü takdirin üzerindedir. Bu mutabakat aynı zamanda demokrasimizi güçlendirecek, sivil siyasetin kapasitesini artıracak, Türkiye'yi vesayet dönemi tortularından kurtaracak yeni adımların cesaretle atılmasına zemin hazırlamıştır. 

"ÇOK DAHA ÖZENLİ BİR DİL KULLANILMALI"

Şu bir gerçek ki Türkiye'nin hiçbir sorunu çözümsüz değildir. Günlük siyasi hesaplar yerine ülkeyi ve milleti merkeze alan bir anlayışla hareket edildiğinde Türk demokrasisi her türlü düğümü çözecek kapasite ve olgunluğa ziyadesiyle sahiptir. Bunu Türkiye'miz adına çok müstesna bir kazanım olarak görüyoruz. 

Tabii burada şu noktaya da dikkatlerinizi çekmek durumundayım. Son iki yılda birçok kritik eşiği suhuletle açmakla birlikte önümüzde halen dikkatle yürünmesi ve yürütülmesi gereken bir yol bulunuyor. Bu süreçte çok daha özenli bir dil kullanması, yük olmak yerine yük almaya odaklanması, milletimizin hassasiyetlerini kaşıyacak fevri söylem ve eylemlerden uzak durması büyük önem arz ediyor. Siyaset her gün yapılır ama Türkiye'yi yarım asırlık bir sıkıntıdan kurtarma çabasına gölge düşürmenin bahanesi olmaz. Aynı durum medya kuruluşlarımız ve gazetecilerimiz için de geçerlidir. Sırf daha fazla görüntülenmek, daha fazla reyting ve etkileşim almak uğruna böyle hayati bir meseleyi enfekte etmeye kimsenin hakkı yoktur.

"BU MESELE BİR DEVLET MESELESİDİR"

Çünkü bu iktidar ve ittifak olarak sadece bizim meselemiz değildir. Bu mesele bir devlet meselesidir. 86 milyonun ortak meselesidir. Milletimiz de artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesini istemektedir. Biz de bu sorunu çözmekte gelecek nesillere terörsüz bir ülke ve bölge bırakmakta son derece kararlıyız. 

"HERKESİ ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI OLMAYA ÇAĞIRIYORUM"

Bugün bir kez daha hangi siyasi görüşte olursa olsun herkesi çözümün bir parçası olmaya çağırıyorum. Gelin Türkiye'yi terörden kurtararak şehitlerimize ve gazilerimize olan şükran borcumuzu layıkıyla ödeyelim. Gelin sizler de bir ucundan tutun ve bu ağırlığı Türkiye'mizin üstünden hep beraber kaldıralım. Gelin tarih boyunca diz kırıp aynı sofraya oturmuş, aynı türküyü beraberce söylemiş, vatanı savunmak için aynı cephede şehit düşmüş insanlarımızın kardeşliğini daha da güçlendirelim. Bu samimi çağrımız önce milletim, önce memleketim anlayışına sahip herkesindir. Türkiye artık bedel ödemesin diyen gencecik fidanlarımızı gözyaşlarıyla toprağa vermeyelim. Anaların ipekten yüreği yine acılarla kavrulmasın diyen herkesi sürece omuz vermeye, sürece destek olmaya davet ediyorum. Özellikle bölgedeki sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin sürece daha fazla katkı sunmalarını bekliyorum. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Terörsüz Türkiye için çağrı: Herkes çözümün bir parçası olmalı

Şunu hatırlatmak isterim ki bir miladı yaşamakta olduğumuz bu günlerde sürece katkı sunan herkes tarihin yeniden inşasında rol sahibi olacaktır. Aynı şekilde süreci zora sokan, süreci dinamitleyen, tahrik eden, sürecin karşısında yer alan her türlü girişimde tarih karşısında mesul olacaktır. 

Sorumluluk mevkiinde olanların bilhassa günübirlik hesaplarla siyaset yapan kimi partilerin mecliste 467 kabul oyuyla tecessüm eden iradeyi iyi okumalarını oradan gerekli mesajı çıkartmalarını temenni ediyorum. Kıymetli misafirler, terörsüz Türkiye, ve terörsüz bölge vizyonumuzun yanı sıra ülkemizin bölgesel barışı ve istikrarı önceleyen aktif dış politikasının istikrarsızlıktan ve kaostan nemalanan malum çevreleri rahatsız ettiği görülüyor. Türkiye kendi vatandaşlarıyla birlikte hiçbir ayrım yapmadan bölgesindeki herkes için barış, herkes için kalkınma istedikçe cinayet şebekelerinin kan ve çatışma üzerine kurulu planları bozuluyor. 

Son dönemde Cumhurbaşkanı olarak şahsımızı ve Türkiye'yi hedef alan kirli kampanyaları bütünüyle bozulan bu planların yol açtığı hırçınlığın ve çaresizliğin birer tezahürü olarak değerlendiriyoruz. Siyasi olarak can çekişen kendini bilmez kifayetsizlerin bizim üzerimizden prim devşirmesine fırsat vermeyeceğiz. Biz kime, neyi, nerede ve nasıl söyleyeceğimizi gayet iyi biliriz. 

Her zaman altını çiziyorum: Biz bakkal dükkanı değil dünyanın en büyük ülkelerinden birini Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetiyoruz. Biz 86 milyon vatandaşımızın emanetiyle birlikte dünyanın dört bir yanındaki yüz milyonlarca mazlumun da umudunu, mesuliyetini taşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti öyle birilerinin lütfuyla kurulmuş, küresel güç odakları tarafından şımartılmış, hafızası olmayan nevzuhur bir devlet değildir. Binlerce yıllık köklü geleneğiyle, zaferlerle dolu şanlı tarihiyle dünyanın en güçlü, en kudretli devletlerinden biridir. 

Biz sadece Malazgirt gibi insanlık tarihine geçen muhteşem askeri başarılarımızla değil, bilim tarihine, sanat tarihine, siyaset ve idare tarihine kattıklarımızla da büyük bir devletiz. Biz tarihinde gönüller fethetmekle, mazlumların çağrısına kulak vermekle Musevi, Hristiyan, Müslüman fark etmeksizin ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşmakla bilinen büyük bir devletiz. 

"TÜRKİYE CUMHURİYETİ KÜÇÜK HESAPLAR KARŞISINDA BOYUN EĞECEK BİR DEVLET DEĞİLDİR"

Türkiye Cumhuriyeti küçük hesaplar, küçük kurnazlıklar karşısında boyun eğecek, bunlara prim verecek sıradan bir devlet asla değildir. Onurlu, gururlu, tarihiyle ve ecdadıyla şerefli bir devletin nasıl davranması gerekiyorsa işte biz de iç siyasette ve dış politikada öyle davranıyoruz. 

"BÖLGEMİZLE İLGİLİ KANLI SENARYOLARIN YAZILMAYA ÇALIŞILDIĞINI GÖRÜYORUZ"

Kimin ne yapmaya çalıştığının tabii ki farkındayız. Bölgemizle ilgili kanlı senaryoların yazılmaya çalışıldığını görüyoruz. Allah'ın izniyle bunların hayata geçirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Herkes emin olsun, rahat olsun. Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz verir. Biz bize güvenen hiçbir dostumuzu, kardeşimizi yarı yolda bırakmayız. Birileri istemiyor, birileri endişe duyuyor, birilerinin planları bozuluyor diye bölgemizde barışın tesisi için mücadele etmekten geri duracak değiliz. Elinde masumların kanı olan cinayet şebekeleri rahatsız oluyor diye komşularımızın toparlanmasına destek olmaktan vazgeçecek de değiliz. 

"DIŞ POLİTİKAMIZA KİMSE SINIR ÇİZEMEZ"

Bu ülkenin dış politikasını sadece ve sadece Türk milleti belirler, milletten başka hiçbir aktör Türkiye 'ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da milletin belirlediği istikamette Türkiye 'nin çıkarlarını korumak için çalışmaya devam edeceğiz. 

"BİRİLERİNİN İDDİA ETTİĞİ GİBİ GİZLİ BİR NİYETİMİZ YOK"

Şu gerçeği bugün bir kez daha ifade etmek istiyorum. Türkiye olarak bizim bölgemizin tamamında barıştan, adaletten, istikrar ve huzurdan öte hiçbir amacımız, hedefimiz, gayemiz yok. Birilerinin iddia ettiği gibi gizli bir ajandamız, gizli bir niyetimiz de yok. 

Bizim amacımız etrafımızda sulh ikliminin egemen olmasıdır. Bizim gayemiz bizim bölgemizin her karışında adalet, güvenlik ve refahın tesis edilmesidir. Coğrafyamız şu anda su gibi, hava gibi barışa ihtiyaç duyuyor. Buna kavuşacağı günlerin hasretini çekiyor. Biz de Türkiye Cumhuriyeti olarak Suriye'den Irak'a, Lübnan'dan Filistin'e, Körfez'den Afrika'ya, Balkanlar'dan Kafkasya'ya kadar gönül ve kültür coğrafyamızın tamamında tarih bizi birbirimize kardeş eyledi diyor bu ebedi kardeşliği yüceltmenin mücadelesini veriyoruz. İnşallah bu mücadeleyi zaferle taçlandırana dek elimizin ulaştığı her yerde canla başla çalışmaya devam edeceğiz. Rabbim yolumuzu bahtımızı açık etsin diyorum."

Google Derinlemesine Analiz, Teyitli Haber! Tıkla ve favori kaynağın yap.
ETİKETLER
#devlet bahçeli
#Recep Tayyip Erdoğan
#Ahlat
#malazgirt zaferi
#milliyetçi hareket partisi
#Politika
YorumYORUM YAZ
Uyarı
Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.