Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Bilim insanları, standart tedavilere cevap vermeyen ruh sağlığı hastalıkları için çözüm aramaya devam ediyor. Ketamin, psilosibin ve MDMA gibi maddelerin ardından şimdi de kurbağa zehrine dayalı nispeten az bilinen bir psikedelik bileşik olan mebufotenin (5-MeO-DMT), depresyon tedavisinde test edildi.
Deney sonuçlarına göre, bu bileşiğin tek dozluk burun spreyi formu, tedavisi zor depresyon hastaları için hem güvenli hem hızlı bir çözüm. Biyoteknoloji şirketi AtaiBeckley tarafından finanse edilen araştırmada, Sonoran Çölü kurbağasından elde edilen ve sokak dilinde "bufo" olarak bilinen maddenin saf ve sentezlenmiş bir versiyonu test edildi.
Bugüne kadar madde üzerinde yapılan en geniş kapsamlı burun spreyi deneyi olan araştırmada, 5-MeO-DMT'nin klinik etkileri incelendi.

Hindistan Ulusal Ruh Sağlığı ve Nörobilimler Enstitüsü'nden psikofarmakoloji araştırmacısı Chittaranjan Andrade, klinik deneyi şu sözlerle değerlendiriyor: "Mebufotenin ile tek günlük doz uygulamasının doğum sonrası depresyon ve şimdi de tedavisi zor depresyon için etkili olduğu görülüyor. Sağlanan faydalar, sekiz günden altı aya kadar yeniden tedavi olmaksızın sürdürülebiliyor". Mebufotenin'in hızla başlayan psikedelik etkileri yaklaşık 1 saat içinde ortadan kalkıyor. İlacın görsel etkilerinin ise DMT'ye kıyasla daha az yoğun olduğu belirtiliyor.
Nöropsikiyatri araştırmacısı David Feifel ve ekibi tarafından yürütülen klinik deney, ilacın güvenliğini, etkinliğini ve hastanın taburcu edilme süresini ölçmeyi hedefliyor. Avustralya, Avrupa ve ABD'deki çeşitli kurumlarda orta ila şiddetli majör depresyon tedavisi gören 193 katılımcının yer aldığı çalışmada, hastaların daha önce 2 ila 5 farklı antidepresan denediği ancak hiçbirinden sonuç alamadığı belirtildi.
Katılımcılara rastgele 0,3 mg, 8 mg veya 12 mg aktif madde içeren mebufotenin benzoat burun spreyi uygulandı. Dozlar hastalardan gizli tutuldu. Deney öncesinde, sırasında ve sonrasında hastalara psikososyal destek de sağlandı.

Hastaların büyük çoğunluğu herhangi bir akut psikedelik etki yaşamadıklarını doğruladıktan sonra, ilacı aldıktan sonraki 2 saat içinde tedavi seansından ayrılmaya hazır hale geldi. Araştırma ekibinin lideri Feifel, hastaların hızla normale dönmesinin ve tek dozun uzun süreli antidepresan etkisinin, mevcut tedavi seçeneklerine kıyasla daha avantajlı olduğunu aktarıyor.
Hastalar genellikle seanstan 2 gün sonra tedavinin faydalarını görmeye başladı ve iyileşme belirtileri en az 8 hafta boyunca devam etti.
Klinik deney sırasında baş ağrısı, mide bulantısı ve burun ağrısı gibi hafif veya orta dereceli yan etkiler görülse de semptomlar kısa sürede geçti ve yalnızca dozaj gününde ortaya çıktı. Sadece bir hastanın tedavi sırasında iki şiddetli panik atak geçirdiği kaydedildi. 12 mg ve 8 mg'lık dozlar, en düşük doza kıyasla depresyon puanlarında sırasıyla 5,3 ve 6,2 puanlık ek iyileşme sağlayarak daha başarılı oldu. Güvenlik ve etkinlik açısından ise en iyi dengeyi 8 mg'lık dozun sunduğu belirlendi.

Tüm olumlu sonuçlara rağmen mebufoteninin depresyon tedavisinde "bir sonraki büyük yenilik" olacağı fikrine şüpheyle yaklaşan uzmanlar da bulunuyor. Araştırmacı Andrade, antidepresan etkisinin tam olmadığını belirterek ortalama bir hastanın yalnızca yüzde 30 oranında iyileştiğini ve cevap oranlarının ketamin veya elektrokonvülsif tedaviye (EKT) kıyasla düşük kaldığını ifade ediyor.
Çalışmada "tedaviye dirençli" tanımının oldukça esnek tutulduğunu vurgulayan Andrade, hastaların daha önce ketamin veya EKT denemediğini ve intihar eğilimi olan hastaların çalışmaya dahil edilmemesi nedeniyle ilacın bu gruptaki güvenliğinin bilinmediğini savundu. Andrade, mebufoteninin tek başına kullanılması nedeniyle hastaların geleneksel bir antidepresana ne zaman ve nasıl geçiş yapması gerektiğine veya ilacın idame tedavisinde kullanılıp kullanılamayacağına dair araştırmanın hiçbir fikir vermediğini sözlerine ekledi.