Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Kızarıklık, kuruluk, kaşıntı ve döküntüyle kendini gösterebilen egzama, her yaşta görülebilen yaygın cilt sorunlarından biri. Uzmanlara göre hastalığın tek bir nedeni yok genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi, cilt bariyeri ve çevresel faktörler egzamanın ortaya çıkmasında etkili olabiliyor. Peki nedeni tam olarak bilinmeyen egzama için uzmanlar ne diyor? İşte egzama hakkında merak edilenler…
Egzama denildiğinde çoğunlukla atopik dermatit akla gelse de aslında egzama, farklı türleri bulunan geniş bir cilt hastalıkları grubunu ifade ediyor. Bu nedenle her egzama vakasının ortaya çıkış mekanizması aynı olmayabiliyor.

Özellikle atopik dermatitte genetik yatkınlığın önemli bir rol oynadığı düşünülüyor. Bazı kişilerde cildin dış tabakasını oluşturan koruyucu bariyer daha hassas olabiliyor. Cilt bariyerinin yeterince güçlü olmaması, nem kaybının artmasına ve dış ortamdan gelen tahriş edici maddelerin cilde daha kolay ulaşmasına neden olabiliyor.
Bu durum bağışıklık sisteminin bazı kişilerde aşırı tepki vermesiyle birleştiğinde egzama belirtileri ortaya çıkabiliyor. Ancak uzmanlar, yalnızca genetik özelliklerin hastalığı açıklamak için yeterli olmadığını belirtiyor.

Ailesinde egzama, astım veya saman nezlesi gibi atopik hastalıklar bulunan kişilerde egzama görülme ihtimalinin daha yüksek olabildiği biliniyor. Bunun temelinde bağışıklık sisteminin ve cilt bariyerinin belirli özelliklerinin kalıtsal olarak aktarılabilmesi bulunuyor.
Ancak ailede egzama öyküsünün bulunması, kişinin mutlaka egzama geliştireceği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde ailesinde bu tür bir hastalık olmayan kişilerde de egzama görülebiliyor. Bu nedenle uzmanlar, genetik yatkınlığın hastalığın gelişiminde etkili faktörlerden yalnızca biri olduğunu vurguluyor.

Sağlıklı cilt, dış ortamla vücut arasında önemli bir koruyucu tabaka görevi görüyor. Bu bariyer cildin nemini korurken çeşitli maddelerin içeriye geçişini de sınırlandırıyor. Egzaması bulunan kişilerde ise bu koruyucu mekanizmanın yeterince iyi çalışmaması söz konusu olabiliyor.
Egzamanın doğrudan stres nedeniyle ortaya çıktığını söylemek doğru değil. Ancak stresin mevcut egzama belirtilerini artırabilen faktörlerden biri olduğu düşünülüyor. Yoğun stres dönemlerinde kaşıntının belirginleşmesi veya ciltteki döküntülerin artması bazı kişilerde görülebiliyor.

Egzama ile alerji zaman zaman birbirine karıştırılabiliyor. Oysa her egzama vakasının altında bir alerji bulunmuyor. Özellikle atopik dermatitte bağışıklık sisteminin belirli maddelere karşı daha duyarlı olması söz konusu olabilirken, hastalığın kendisi yalnızca tek bir alerjene bağlanamıyor.
Egzamanın nedeninin tam olarak belirlenememesinin önemli sebeplerinden biri, hastalığın çok faktörlü olması. Bir kişide genetik yatkınlık ön plandayken başka bir kişide cilt bariyerinin özellikleri veya çevresel koşullar daha etkili olabiliyor.

Uzmanlar, egzama şikâyeti bulunan kişilerin öncelikle cildi tahriş edebilecek ürünlerden mümkün olduğunca uzak durmasını öneriyor. Çok sıcak suyla uzun süre duş almak yerine daha ılık su tercih edilmesi, cildin nazik şekilde temizlenmesi ve uygun nemlendiricilerin düzenli kullanılması cilt bariyerinin korunmasına yardımcı olabilir.
Bununla birlikte her cilt aynı tepkiyi vermediği için kişinin kendi tetikleyicilerini fark etmesi önem taşıyor. Belirtiler uzun süre devam ediyorsa, sık tekrarlıyorsa veya günlük yaşamı olumsuz etkiliyorsa dermatoloji uzmanına başvurulması gerekiyor.