Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Duşta, yastıkta, kıyafetlerin üzerinde… Saçlarınız son dönemde normalden daha fazla dökülüyorsa bir hastalığın alarmını veriyor olabilir.
Saç dökülmesinin nedenleri yalnızca genetik faktörlerle sınırlı değil. Demir ve ferritin eksikliği, B12 ve D vitamini düşüklüğü, çinko eksikliği, kansızlık, tiroid hastalıkları, hormonal değişimler, yoğun stres, uykusuzluk, yanlış beslenme ve hızlı kilo verme saç döngüsünü doğrudan etkileyebiliyor.
Özellikle saçların kısa sürede belirgin şekilde seyrelmesi, bölgesel açılmalar oluşması veya dökülmenin uzun süre devam etmesi dikkat edilmesi gereken işaretler arasında yer alıyor. Ancak uzmanlara göre her saç dökülmesini vitamin eksikliğine bağlamak da doğru değil. Çünkü bazı durumlarda altta yatan neden otoimmün hastalıklar, hormonal bozukluklar veya genetik saç dökülmesi olabilir.
Peki saç dökülmesi ne zaman normal sınırları aşar? Avuç avuç saç dökülmesi hangi hastalıkların belirtisi olabilir? B12 ve D vitamini eksikliği saç döker mi? Tiroid hastalığı saç dökülmesine neden olur mu? Stres ve şok diyetler saçları nasıl etkiler? Hızlı kilo vermek saç kaybını artırır mı? Kullandığımız şampuan saç dökülmesine neden olabilir mi?
Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er, saç dökülmesinin nedenlerini ve saç sağlığını etkileyen faktörleri Dermatoloji Uzmanı Dr. Klara Bayramova'ya sordu.

Saç dökülmesinin hangi noktada normal sınırları aştığını anlatan Dr. Klara Bayramova, özellikle uzun süren ve aniden başlayan yoğun dökülmelere dikkat çekti.
Dr. Bayramova, saç dökülmesinin bazı durumlarda vücudun yaşadığı fiziksel veya psikolojik sorunlara işaret edebileceğini belirterek şunları söyledi:
''Günde ortalama 100 tel saç dökülmesi normal kabul edilir. Dökülen miktar iki ayı aşkın süredir bu sayıların belirgin şekilde üzerindeyse, saç hacminde genel bir seyrelme veya bölgesel açılmalar fark ediliyorsa normal sınırlar aşılmış demektir. Aniden başlayan ve yoğunlaşan saç dökülmesi (akut telogen effluvium), vücudun geçirdiği fiziksel veya psikolojik bir stresin, sistemik bir hastalığın ya da metabolik bir dengesizliğin habercisi olabilir. Vücut, hayati organları korumak adına enerjiyi buralara yönlendirir ve saç gibi hayati önemi olmayan dokuları beslemeyi durdurur. Kendini ilk olarak saç dökülmesiyle gösteren sorunlar: Bazı otoimmün hastalıklar (örneğin saçkıran olarak bilinen Alopesi Areata veya Lupus), kronik böbrek ve karaciğer yetmezlikleri, ağır enfeksiyonlar ve bazı erken evre sistemik hastalıklar ilk klinik belirti olarak saç kaybı ile karşımıza çıkabilir.''
Saç dökülmesi denildiğinde akla ilk gelen nedenlerden biri vitamin ve mineral eksiklikleri. Özellikle demir, B12, D vitamini ve çinko değerlerindeki düşüklüğün saç sağlığını nasıl etkilediğini anlatan Dr. Klara Bayramova, her saç dökülmesinin vitamin eksikliğine bağlanmaması gerektiğini de vurguladı.
Dr. Bayramova, ''Demir (özellikle ferritin depoları), B12 vitamini, D vitamini ve çinko, saç foliküllerinin hücre bölünmesi ve sağlıklı uzaması için kritik öneme sahiptir'' diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
''Demir (özellikle ferritin depoları), B12 vitamini, D vitamini ve çinko, saç foliküllerinin hücre bölünmesi ve sağlıklı uzaması için kritik öneme sahiptir. Bu değerlerin düşmesi, saç döngüsünün büyüme (anagen) evresinden dinlenme (telogen) evresine erken geçmesine ve yaygın dökülmeye yol açar. Dökülme şikayetiyle bir hekime başvurulduğunda ilk yapılması gereken adımlardan biri geniş kapsamlı bir kan testidir. Ancak her saç dökülmesi vitamin eksikliğine bağlı değildir; genetik faktörler veya yapısal nedenler de (erkek tipi dökülme gibi) vitamin değerleri tamamen normalken dökülmeye neden olabilir.''

Saç dökülmesinin bazı sistemik hastalıklarla bağlantılı olabileceğini belirten Dr. Kalara Bayramova, özellikle tiroid hastalıkları, demir eksikliğine bağlı kansızlık ve hormonal değişimlerin saç köklerini etkileyebildiğini söyledi.
Tiroid bezinin hem az hem de fazla çalışmasının saç sağlığını olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Dr. Bayramova, şu açıklamalarda bulundu:
''Hem tiroid bezinin az çalışması (hipotiroidi) hem de çok çalışması (hipertiroidi), saçın kalitesini bozarak yaygın, kuru ve kırılgan bir dökülmeye yol açar. Demir eksikliğine bağlı kansızlık, saç köklerine giden oksijen miktarını azaltır. Bu da köklerin zayıflamasına ve belirgin saç kayıplarına sebep olur. Özellikle kadınlarda Polikistik Over Sendromu (PKOS), yüksek androjen (erkeklik hormonu) seviyeleri, hamilelik sonrası dönem ve menopoz gibi hormonal dalgalanmalar saç köklerini etkileyerek dökülmeyi tetikler.''

Yanlış beslenmenin ve hızlı kilo kaybının da saç dökülmesini tetikleyebildiğini belirten Dr. Klara Bayramova, özellikle şok diyetler konusunda uyardı.
Düşük kalorili beslenme ve yetersiz protein tüketiminin saçın ihtiyaç duyduğu yapı taşlarından mahrum kalmasına neden olabileceğini söyleyen Dr. Bayramova, şu ifadeleri kullandı:
''Kısa sürede şok diyetlerle verilen kilolar, vücut için büyük bir fiziksel şoktur. Bu durum, diyetten yaklaşık 2 ila 4 ay sonra şiddetli saç dökülmesine yol açar. Saçın ana yapısı keratin adı verilen bir proteindir. Yetersiz protein tüketimi saçın yapı taşından mahrum kalmasına neden olur. Tek tip beslenme ise saç sağlığı için gerekli olan mikrobesinlerin (antioksidanlar, esansiyel yağ asitleri) alınmasını engelleyerek dökülmeyi doğrudan tetikler.''

Yoğun stres, uykusuzluk ve psikolojik yıpranmanın saç döngüsünü etkileyebileceğini belirten Dr. Kalara Bayramova, stres kaynaklı saç dökülmesi ile genetik saç dökülmesinin birbirinden farklı olduğunu söyledi.
Stresin saç köklerini etkileyebileceğini ifade eden Dr. Bayramova, iki dökülme türünün nasıl ayırt edilebileceğini şöyle anlattı:
''Yoğun stres, anında vücutta kortizol hormonu tavan yapar. Kortizol, saç foliküllerini çevreleyen kılcal damarları daraltır ve saçın beslenmesini durdurarak kökleri erken bir dinlenme fazına sokar. Çalışma temposu, uykusuzluk ve psikolojik yıpranma: Kronik uykusuzluk ve yorgunluk hücresel yenilenmeyi yavaşlatır. Bu durum saç döngüsünü olumsuz etkileyerek dökülme hızını artırır.
Stres kaynaklı dökülme ile genetik dökülme farklıdır. Stres kaynaklı dökülmede, başın tamamından genel ve eşit miktarda dökülme. Genetik dökülmede belirli bölgelerde (tepe, şakaklar, ön hat) seyrelme görülür. Stres sebepli dökülmede, başlangıcı genellikle stresten 2-3 ay sonra aniden başlar. Genetik dökülmede, yıllar içinde, çok yavaş ve sinsi ilerler. Stres kaynaklı dökülmede, dökülen saçların kalınlığı normaldir. Genetik sebepli dökülmede, dökülmeden önce saç telleri incelir, tüy halini alır. Stres kaynaklıda, geri dönüştüren kaynağı ortadan kalktığında saçlar geri uzar. Genetik kaynaklı, erkek tipli dökülmede,tedavi edilmezse kalıcı kök kayıpları oluşabilir.''

Saç dökülmesi yaşayanların merak ettiği bir diğer konu ise kullanılan şampuanların saç kaybına etkisi. Yanlış şampuan seçiminin doğrudan saç köklerini döken temel neden olmayabileceğini ancak saç derisinde farklı sorunlara yol açabileceğini belirten Dr. Klara Bayramova, şunları söyledi:
''Şampuanlar saç derisinde çok kısa süre kaldığı için doğrudan kökten dökülmenin ana sebebi genellikle olamazlar. Ancak yanlış şampuanlar saç derisinin bariyerini bozarak egzama, aşırı kuruluk veya yağlanma gibi sorunlara yol açar; bu durum dolaylı olarak dökülmeyi artırır ve saç tellerini kırılganlaştırır. Saç derisinin doğal pH değerine (yaklaşık 5.5) uygun, cilt tipine (yağlı, kuru, karmaya) özel ve hafif formüllü sampuanlar seçilmelidir.
Bazı içeriklerin yer aldığı şampuanlardan da uzak durulması gerekir.