Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Uzun süreli açlık nedeniyle vücudun bazal metabolizma hızı düşer. Bayram sabahı aniden yapılan kalori ve şeker yüklemesi ise kan şekerinde hızlı dalgalanmalara, mide yanmasına ve yorgunluğa yol açar. Bayram sonrasındaki hafta, vücut için bir toparlanma süreci görevi görür. Bozulan sıvı dengesini yeniden sağlamak için günde en az 2 litre su içilmesi ve bağırsak florasını desteklemek adına lifli gıdaların tercih edilmesi gerekir. Ayrıca hafif yürüyüşlere kademeli olarak başlanması ve uyku düzeninin yeniden kurulması, bozulan ritmin normale dönmesine yardımcı olur.
Diyetisyen Hande Selin Ok, Ramazan ayı boyunca süren uzun süreli açlık ve bozulan uyku düzeni nedeniyle bazal metabolizma hızının yavaşladığını ve vücudun enerji tasarrufu moduna geçtiğini ifade etti. Bayramın ilk günü yapılan ani şeker ve karbonhidrat yüklemesinin metabolik şok etkisi oluşturduğunu vurgulayan Ok, “Vücut bu yoğun şeker alımına hazır olmadığından insülin direnci, kan şekeri dalgalanmaları ve sindirim sorunları gibi sağlık problemleri ortaya çıkabilir. Mide yanması, hazımsızlık, şişkinlik, tansiyon artışı ve yorgunluk gibi pek çok sistemi etkileyen durumlar görülebilir” dedi.

Bu tür olumsuzlukları önlemek ve bozulan düzeni yeniden kurmak için beslenmede kademeli geçişin önemli olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Ok, “Geçiş sürecinde hafif öğünlerle, az ve sık beslenerek; lif ve protein açısından zengin gıdalara yer verip su tüketimini artırmak daha sağlıklı olacaktır. İki öğünden üçe, ardından dörde çıkılmalı ve Ramazan’da oluşan sıvı kaybını telafi etmek için su tüketimine özen gösterilmelidir. Ayrıca bu süreç, 20-30 dakikalık hafif egzersizler ve yürüyüşlerle desteklenmelidir” ifadelerini kullandı.

Bir aylık kısıtlamanın ardından beynin ödüllendirme moduna geçtiğine işaret eden Ok, bireylerin gerçekten aç olup olmadığını sorgulaması gerektiğini kaydetti. Kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin normal düzene geçişte daha dikkatli olması gerektiğini hatırlatan Ok, "Bu hastalarımızın şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlıları tercih etmeleri, kabak ya da ayva tatlısı gibi az şekerli alternatiflere yönelmeleri daha uygun olur. Tatlı yapımında elma suyu konsantresi, hurma püresi veya toz tatlandırıcılar da kullanılabilir. Hastalarımızın vücutlarına aşırı yüklenmemeleri, organ yükünü ciddi anlamda azaltacaktır" açıklamasında bulundu.