Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Savunma, havacılık ve uzay sanayisinin devlerini bir araya getiren SAHA 2026 Fuarı'nda Türkiye’nin yerli ve milli gücü tüm ihtişamıyla sergileniyor. Tgrthaber.com'dan Zeynep Gizem Er'e özel açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, Türkiye’nin savunma sanayisinde ulaştığı noktayı ve geçmişte uygulanan haksız ambargoların nasıl birer motivasyon kaynağına dönüştüğünü anlattı.
Sözlerine Türkiye'nin savunma sanayisindeki bağımsızlık mücadelesinin tarihsel arka planına değinerek başlayan Prof. Dr. Caşın, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrası uygulanan ambargoların bir dönüm noktası olduğunu belirtti.
Yakın geçmişte ABD'nin F-35 tutumunu da hatırlatan Caşın, Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye'ye parasını verdiği halde bu uçağı vermemesinin Türkiye'yi harekete geçirdiğini ve KAAN savaş uçağının yapıldığını belirtti. TUSAŞ'ın Ankara'nın kalbinde kurulan en büyük fabrika olduğunu ifade eden Caşın, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Teşekkür ediyorum. Hani Türkiye 1974 Kıbrıs Harekatı'ndan sonra müttefikimiz Amerika tarafından haksız bir şekilde ambargo gördü. Bu ambargolar bir şekilde Türkiye'yi harekete geçirdi. Özellikle de F-35 uçağında Amerika Birleşik Devletleri'nin bize uçağı vermemesi ve parasını verdiğimiz halde bu uçaklara ambargo koyması Türkiye'yi harekete geçirmiştir ve Türkiye şu anda Kaan savaş uçağını artık yapmış durumda."

"Şimdi burada havacılık dediğimiz zaman TUSAŞ biliyorsunuz Ankara'nın kalbinde kurulan en büyük fabrikamız. Şu anda Hürjet'le başlayan bir satışımız var, İspanya Hava Kuvvetleri ile bunu biz yaptık. Hürkuş'u yaptık, pilot başlangıç uçağı. Çok mükemmel bir tayyare, aerodinamik olarak mükemmel ve onun bir üst abisi olan bir şekilde Kaan yapıldı çift motorlu."
"Şimdi bütün bu üç platformun yanı sıra insansız hava araçlarını görüyoruz. Bu hava aracına baktığımızda, bakalım, 7.5 tonluk yaklaşık bir cihaz ve radara yakalanmayan stealth kabiliyeti bir tayyare. Ve gördüğünüz gibi altında iki tane istasyonu var. Bunlar füzeleri taşıdığı gibi insansız hava aracı kruz füzesi atabiliyor, yaklaşık 500'erden 1000 poundluk bombaları da atabiliyor. Fakat en önemlisi şu, içinde taşıdığı motorla beraber 1 mach sürat yapabiliyor ve radara yakalanmıyor. Bu ne demek? Bundan 5-6 sene sonra baktığımızda Kaan uçağı filolarımıza katıldığında, uçtuğu zaman yanında bu da uçacak. Ve düşman hava radarlarını ve vurulamayan hedefleri vurabilecek kapasiteye gelecek."
"Şimdi biraz daha bakacak olursak orada Gökbey'i görüyoruz. Gökbey helikopterinin hem kara kuvvetlerine verildiğini görüyoruz, hem jandarmaya, hem de Orman Genel Müdürlüğü'ne sivil ve double maksatlı kullanılıyor, ambulanslarını yaptık. Ve gelecekte denizaltı harbi için deniz kuvvetlerimize de versiyonu yapılacak."

"O halde bütün bunların yanı sıra yine burada görüldüğü gibi Anka-3'le beraber bir şey daha yapıyoruz, o da uydu yapıyor Türkiye. Ve bu uydunun yanı sıra şurada gördüğünüz TEI uçak motor fabrikasındaki şunu görüyoruz, Ankara bir şekilde savunma sanayiinin beyni, kalbi de nerede atıyor? Ankara'da TEI. Motorsuz uçak olmaz. Burada gördüğünüz motorlara baktığımızda 6.000'den 10.000 beygirlik, poundluk motorları yaptık ve nihayet 35.000 poundluk 2 tane motor bizim Kaan'a güç veriyor. Demin anlattığım gibi Mahmut Hoca'nın oradaki genç mühendisleri bu motorun üzerinde çalışıyorlar ve bu motor artık çok yakında uçacak duruma gelecek. Ve yine arkada baktığınız zaman orada insansız hava araçlarının, TB3 ve diğerlerinin, Bayraktar'ın uçurduğu insansız turboprop uçakları da uçurabiliyoruz."
"Fakat bütün fuara baktığınızda Türkiye'nin bir gerçeği ortaya çıkıyor. Neden? Bu sektörde çalışan yaklaşık 100.000 mühendis ve teknisyen var. Bunların ailelerini 5'le çarptığınız zaman yarım milyonluk bir insan gücü ve yaklaşık 11 milyar dolarlık ihracat kapasitesi var. Bu da Türkiye'yi dünya savunma sanayiinde ilk 10'a sokuyor."

"O halde 1974'ten, rahmetli Özal'a ve Sayın Cumhurbaşkanı'nın koyduğu hedefe baktığımızda yani nedir bu hedef? Yerli, milli ve otonom silah sistemlerinde Türkiye yetişmiş insan gücü, know-how kabiliyeti, aynı zamanda yaptığı silahların dünya pazarına açılabilen Afrika'dan Asya Pasifik'e, az önce söylediğim Hürjet'in İspanya'ya satılması, işte Bayraktar'ın insansız hava araçlarının İtalya'ya satılması, bütün yaptığımız zırhlı muharebe araçlarının Polonya dahil olmak üzere Macaristan gibi NATO ülkelerinden kapış kapış gitmesi... Türkiye'nin, benim söylediğim şey şu; Hürjet gibi tayyareler tıpkı bizim nasıl en önemli Türk lokumu vardı Hacı Bekir lokumu gibi bütün dünyada satılıyor. Ve bu bir Türk malı."
"Yani yıllar önce ben bir tatbikattayken gece İtalyanlar indi uçaktan, tekme attı uçağa böyle. Dedim 'Niye atıyorsun?', 'Bu' dedi 'İtalyan malı'. Bakalım, biz tekme atmıyoruz, seviyoruz. Türk malı. Ne kadar güzel, Anka-3. Yani Anadolu'nun kuşu bu. Göklerimizin, mavi semaların, göklerdeki görülmeyen ama görüp de vuran silahçıları bunlar. Bizim kahramanlarımız ve onu yapan kahramanlar burada işte. Eee, ben şöyle söyleyebilirim, Türkiye artık uçağı yükselişe geçmiştir savunma sanayiinde ve bunu hiç kimse durduramaz."
