Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Evlerde ve ofislerde pratiklik adına en sık başvurulan yöntemlerden biri olan kettle (su ısıtıcısı) içindeki suyu defalarca kaynatma alışkanlığı, uzmanlar tarafından ciddi bir halk sağlığı tehdidi olarak nitelendiriliyor. Kaynama işlemi sırasında suyun buharlaşarak azalması, geride kalan kimyasalların ve ağır metallerin oranını tehlikeli seviyelere çıkarıyor. Tüketiciler sadece sıcak bir içecek hazırladıklarını düşünürken, aslında kendi elleriyle böbrekleri iflasa sürükleyen yoğun bir mineral zehri üretiyor. İşte detaylar…
Modern yaşamın yoğun temposu içinde çay veya kahve hazırlarken zaman kazanmak, milyonlarca insanın en temel öncelikleri arasında bulunuyor. Cihazın içinde dünden veya birkaç saat öncesinden kalan suyun üzerine yenisini eklemeden doğrudan ısıtma düğmesine basmak, masum bir zaman tasarrufu gibi algılanıyor. Hatta birçok kişi, suyun tekrar kaynamasıyla içindeki mikropların daha da öleceğini ve suyun çok daha steril bir hâle geleceğini düşünüyor. Oysa su kimyası üzerine yapılan laboratuvar araştırmaları, bu düşüncenin tamamen yanlış bir ezberden ibaret olduğunu kanıtlıyor. Su ilk kaynadığında içindeki uçucu gazlar ve zararlı organizmalar doğal bir şekilde yok oluyor. Ancak aynı su ikinci veya üçüncü kez yüksek ısıya maruz kaldığında, suyun moleküler yapısı tamamen değişiyor ve buharlaşma nedeniyle azalan sıvının içinde kalan zararlı bileşenler inanılmaz bir yoğunluğa ulaşıyor.
İçme sularının içinde doğal olarak belirli oranlarda nitrat, florür, kalsiyum ve arsenik gibi mineraller ile çeşitli kimyasallar yer alıyor. Normal şartlarda bu maddelerin düşük dozda tüketilmesi vücut için herhangi bir tehlike arz etmiyor. Fakat aynı su tekrar tekrar kaynatıldığında, saf su buharlaşarak havaya karışıyor ve cihazın dibinde kalan o az miktardaki suyun içindeki ağır metal konsantrasyonu aniden üçe veya dörde katlanıyor. Yoğunlaşan bu nitrat bileşenleri, yüksek ısıyla birleştiğinde doğrudan kanserojen etki gösteren hücresel zehirlere dönüşüyor.
Bununla birlikte yoğunlaşan kalsiyum tuzları, doğrudan böbrek sağlığını hedef alıyor. Tekrar kaynatılmış bu ağır suyu tüketmek, vücudun filtre sistemi olan böbrekleri inanılmaz bir süzme yüküyle baş başa bırakıyor. Aşırı yoğunlaşmış mineraller böbrek kanallarında birikerek kristalleşmeye başlıyor ve tıp dilinde çok ağrılı bir süreç olan kalsiyum oksalat taşlarının oluşumuna doğrudan zemin hazırlıyor. Nefroloji uzmanları, son yıllarda artan böbrek taşı şikayetlerinin altında yatan en büyük sinsi sebeplerden birinin, ofis ortamlarında sürekli aynı suyu kaynatarak içme alışkanlığı olduğunu özellikle belirtiyor.
Suyun kendi içindeki kimyasal yoğunlaşma tehlikesinin yanı sıra, su ısıtıcılarının üretildiği materyaller de ikinci kaynatmada büyük bir risk faktörü olarak öne çıkıyor. Özellikle kalitesiz paslanmaz çelikten veya endüstriyel plastikten üretilen cihazlar, içlerindeki su uzun süre bekleyip tekrar kaynatıldığında suya mikroplastik ve nikel salınımı yapıyor. Birinci kaynatmada suya geçmeyen bu zararlı sanayi maddeleri, ikinci ve üçüncü kaynatmanın getirdiği o agresif termal şokla birlikte çözünerek doğrudan bardağınıza dökülüyor.
Üstelik tekrar kaynatılan suyun fiziksel olarak oksijenini tamamen kaybetmesi, hazırlanan çayın veya kahvenin lezzetini de doğrudan öldürüyor. Oksijeni tükenmiş, ağırlaşmış ve "ölü su" olarak tabir edilen bu sıvı, mideye ulaştığında sindirim enzimlerini yavaşlatarak şiddetli hazımsızlık ve şişkinlik problemlerini tetikliyor. Gurmeler ve usta çay demleyicileri, lezzetli bir içecek elde etmenin birinci kuralının suyu tek seferde, taze ve bol oksijenli hâliyle kaynatmak olduğunu her fırsatta dile getiriyor. Dolayısıyla üşengeçlik uğruna yapılan bu eylem, hem bedeni zehirliyor hem de içilen o keyifli kahvenin tüm aromasını acı bir kimyasal tada dönüştürüyor.
Bu biyolojik ve kimyasal tehlikelerden korunmanın formülü ise son derece basit bir mutfak kuralına dayanıyor. Uzmanlar, su ısıtıcısında sadece o an tüketilecek miktar kadar su kaynatılmasını ve işlem bittikten sonra cihazın içinde kesinlikle beklemiş su bırakılmamasını şiddetle tavsiye ediyor. İçinde su kalan bir kettle yeniden çalıştırılmadan önce mutlaka lavaboya dökülerek tamamen boşaltılması ve içine taze, oksijeni bol yeni içme suyu doldurulması gerekiyor.