Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Ünlülere uyuşturucu operasyonlarının bağımlılıkla mücadele eden ya da uyuşturucu madde kullanmaya özenen kişiler üzerinde nasıl bir etkisi var? Bağımlılık Uzmanı Psikiyatrist Prof. Dr. Kültegin Ögel, bağımlılığın rasyonel bir süreç olmadığını belirterek bağımlılıkla mücadelede çok daha etkili yöntemler olduğunu ifade etti. Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a konuşan Ögel, 2026 Atıksu Analiz Raporu'na göre Türkiye'de İstanbul ve Adana'nın özellikle esrar kullanım yoğunluğunda Avrupa'nın zirvesinde yer aldığını belirtti. İşte detaylar...

Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (EMCDDA) 18 Mart 2026 tarihinde 2026 Atıksu Analiz Raporu'nu yayımladı. Raporda 2025 yılı boyunca Türkiye dahil 25 ülkeden 115 şehrin atıksu verileri değerlendiriliyor. Uyuşturucu kullanımı ile atıksu arasındaki ilişki, günümüzde uyuşturucu takibi için kullanılan en bilimsel ve kesin yöntemlerden biri olan "Atıksu Epidemiyolojisi"ne dayanıyor.
Bir kişi uyuşturucu madde kullandığında, bu madde vücutta parçalanır ve idrar yoluyla kanalizasyona karışır. Uzmanlar, şehrin atıksu arıtma tesislerine giren sudan örnekler alarak zararlı madde yoğunluğunu analiz ederler. Anketler, hastane kayıtları veya polis baskınları rasyonel rakam veremediğinde atık su gerçek zamanlı ve bölgesel kesin sonuç verebilir.

EMCDDA raporuna göre Avrupa genelinde uyuşturucu kullanım alışkanlıklarında değişim görülüyor. 2024-2025 kıyaslamasında MDMA (esktazi) kalıntılarında %16'lık bir azalma tespit edildi. Ketamin kullanımında %41 gibi çok keskin bir artış görülürken, kokain kullanımının da arttığı görüldü.
Raporun 2026 sonuçlarında Türkiye'de sentetik maddeler ve esrar kullanımının arttığı görülüyor. İstanbul ve Adana 2026 yılında geçmiş yıllarda olduğu gibi esrar kullanım yoğunluğunda Avrupa'da üst sıralarda yer aldı. Türkiye genelinde metamfetamin kullanımının yaygınlaştığı ve atıksu verilerinde bu maddenin yoğunluğunun Avrupa ortalamasının üzerinde seyrettiği tespit edildi.

Türkiye'de ünlülerin uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınmasının bağımlılıkla mücadele edenler için nasıl etkisi var?
Prof. Dr. Kültegin Ögel: Bağımlılıkta caydırıcılık varsayımı çok geçerli değildir. Bu tür yakalamalarda teorik beklenti şudur: “Ünlü bile olsan yakalanırsın” veya “Madde kullanımı bedelsiz değil”. Kısa vadede kullanıcı olmayan gruplarda sınırlı bir caydırıcılık oluşturabilir ama bu etki geçicidir. Bağımlı bireylerde ise caydırıcı etki neredeyse yoktur. Çünkü bağımlılık, rasyonel risk–ödül hesabıyla ilerlemez. “Bana bir şey olmaz” değil, “dayanamayacağım” duygusu baskındır.

(Görseller AI ile temsili olarak hazırlanmıştır)
Bu operasyonlar, halihazırda madde kullanan bir gencin zihninde gerçekten bir “durma” sinyali oluşturuyor mu?
Prof. Dr. Kültegin Ögel: Özellikle gençlerde normalizasyon ve model alma riski vardır. Ünlüler; güç, statü, çekicilik ve “farklı olma” sembolüdür. “X ünlü gözaltına alındı”, “şok görüntüler”, “ünlü isimlerin karanlık gecesi” gibi mesajlar istemeden “herkes yapıyor, onlar bile yapıyor” haline döner. Bu durum özellikle; ergenler, kimlik arayışındaki gençler ve “sınır deneme” döneminde olanlar için normalleştirici bir etkiye neden olabilir.
Toplumsal bilinçaltında sık görülen bir yorum ise “evet yakalandı ama yine kurtulur” veya “bir süre sonra albüm çıkarır / diziye döner” şeklinde olur. Gerçekten de öyle olur. Bu durum, madde kullanımının geri döndürülebilir bir hata gibi algılanmasına ve “ben de risk alabilirim” düşüncesine zemin hazırlayabilir.

Bu tür operasyonların afişe edilme biçimi, henüz bağımlı olmamış ama madde kullanan kişileri “Ben de ifşa olurum, hayatım kayar” korkusuyla tıbbi yardım almaktan uzaklaştırır mı?
Prof. Dr. Kültegin Ögel: Medyanın cezalandırıcı dili utanç, damgalama ve yardım arayışını engelleyecek sonuçları da doğurabilir. Madde kullanan ama henüz bağımlı olmayan bireyler “biri öğrenirse mahvolurum” diye yardım aramayabilir. Aileler sorunu saklama eğilimine girebilir. Bağımlılarda ise utanç, gizlenme ve daha riskli kullanıma yol açabilir. Yani toplumsal duyuru, paradoksal biçimde erken müdahaleyi geciktirebilir.

Öte yandan; kişi tedaviye girdiğini açıkça paylaşılıyorsa, iyileşme süreci görünür oluyorsa ve “yalnız değilsin” mesajı veriliyorsa, o zaman ikincil önleme için iyi bir araç olabilir. Ünlünün yakalanması değil, iyileşme hikâyesinin doğru anlatılması ve “bak başına ne geldi” değil, “bak yardım alınca ne değişti” anlatısı bağımlılık ile mücadelede yararlı olabilir.

Türkiye uyuşturucu kaynaklı ölümlerde kaçıncı sırada?
Prof. Dr. Kültegin Ögel: Yıllara göre değişmekle birlikte uyuşturucu kaynaklı ölümlerde Avrupa’da ilk beş ile ilk on arasında yer alıyoruz. Özellikle genç ölümlerinde daha üst sıralardayız. Atıksu araştırmalarında da İstanbul ve Adana oldukça önlerde yer alıyor.

Sizce bağımlılıkla mücadele için nasıl bir toplumsal iletişim stratejisi izlenmeli?
Prof. Dr. Kültegin Ögel: Bugüne kadar hep korkutucu bir iletişim stratejisi belirledik. Ancak bunun çok etkili olmadığını görüyoruz. Onun yerine bağımlılığın bir hastalık olduğu ve uygun şekilde yapılacak önleme çalışmaları ile engellenebileceği ve bunun için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini anlatmamız gerekiyor.

| Başlık | Detay |
|---|---|
| Raportör Kurum | Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (EMCDDA) |
| Rapor Adı | 2026 Atıksu Analiz Raporu |
| Yayınlanma Tarihi | 18 Mart 2026 |
| Değerlendirilen Veriler | 2025 yılı atıksu verileri |
| Katılan Ülke Sayısı | 25 |
| Katılan Şehir Sayısı | 115 |
| Ülke Örnekleri | Türkiye dahil |
| Genel Eğilim | Avrupa genelinde uyuşturucu kullanım alışkanlıklarında değişim |
| MDMA (Ekstazi) Değişimi (2024-2025 kıyaslaması) | %16 azalma |
| Ketamin Kullanım Değişimi | %41 keskin artış |
| Kokain Kullanım Değişimi | Artış görüldü |