Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

ABD/İsrail-İran savaşı devam ederken İsrail basınında çarpıcı bir habere yer verildi. Haaretz gazetesinde; Hayfa Üniversitesi Orta Doğu ve İslam Araştırmaları Bölümü’nden Elad Giladi'nin “İran Savaşı yeni bir bölgesel düzen oluşturabilir: daha az ABD, daha fazla Türkiye” başlıklı analizi yayımlandı.
Savaşla birlikte bölge ülkelerinin savunma stratejilerinde köklü değişikliklere yöneldiği belirtilen haberde; kapalı kapılar ardında yürütülen diplomatik temaslarla ABD’ye olan güvenlik bağımlılığını “en aza indirmenin” yollarının arandığı ifade edildi.
İsrail'in Haaretz gazetesi, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın ardından bölge ülkelerinin ABD'ye olan bağımlılığını azaltma yoluna gideceğini, Türkiye'nin ise bölgesel güvenlik mimarisinde kilit bir aktör olarak öne çıkacağını belirtti.

Özellikle Körfez ülkelerinin güvenlik ve ittifak arayışlarını yeniden şekillendirme sürecinde olduğuna dikkat çekilen haberde, “Türkiye bu yaklaşımın geliştirilmesinde kilit bir rol oynuyor gibi görünüyor" ifadeleri kullanıldı.

Türkiye’nin son dönemde Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile ilişkilerini daha stratejik bir düzeye taşıdığı vurgulanan analizde, 19 Mart’ta Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanları arasında gerçekleştirilen dörtlü zirvenin bu yeni arayışın en somut örneklerinden biri olduğu kaydedildi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın daha önce dile getirdiği “Bölge ülkeleri kendi sorunlarını çözmezse dış güçler kendi çıkarlarını dayatır” yaklaşımının Riyad ve diğer Körfez başkentlerinde karşılık bulduğuna işaret edildi. Yazıda, Türkiye’nin gelişmiş savunma sanayisinin Körfez ülkelerine ABD’ye alternatif bir “güvenlik çeşitlendirmesi” sunduğu vurgulandı.
Körfez ülkelerinin ABD ile ilişkilerini tamamen koparmayı hedeflemediği, ancak Washington’u “tek güvenlik garantörü” yerine bir “ortak” olarak konumlandırmak istedikleri belirtilen haberde; ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın Türkiye’nin etkisini artırabilecek bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekildi.

Haberde konuya ilişkin şu ifadelere yer verildi:
“Savaşın yalnızca İsrail ile İran arasındaki caydırıcılık dengesiyle değil, aynı zamanda Körfez ülkelerinin ABD’ye olan güvenlik bağımlılıklarını temkinli ve kademeli biçimde azaltarak, içeriden şekillenen bir bölgesel düzen arayışına yöneldiği bir an olarak hatırlanması muhtemeldir”

Körfez ülkelerinin misilleme ihtimali nedeniyle İran konusunda İsrail ile benzer kaygılar taşıdığı aktarılan haberde; ancak buna rağmen Tel Aviv ile aynı siyasi blokta görünmekten kaçındıkları ifade edildi. Türkiye’nin merkezinde yer aldığı yeni bölgesel yapıda İsrail’in “dışarıda kalmasına” yol açabileceği değerlendirmesi de yazıda yer aldı.
