KAYNAK:
Bengü Sarıkuş
|
GİRİŞ:
10.10.2026
saat ikonu 10:32
|
GÜNCELLEME:
10.10.2026
saat ikonu 10:52

Altın, borsa ve dolar yatırımcıları dikkat! Cüneyt Dirican'dan TGRT canlı yayınında 2008 krizi benzetmesi

Küresel piyasalarda yükselen tahvil faizleri ve artan jeopolitik riskler, yeni bir finansal kriz endişesini gündeme taşıdı. Ekonomist Doç. Dr. Cüneyt Dirican, 2008 krizi öncesindeki seviyelere dikkat çekerek dünya ekonomisinin daha büyük bir krize doğru sürüklenebileceği uyarısında bulundu.

KAYNAK:
Bengü Sarıkuş
|
GİRİŞ:
10.10.2026
saat ikonu 10:32
|
GÜNCELLEME:
10.10.2026
saat ikonu 10:52

"Genel itibarıyla 2026'yı Burak Kut'un “Yaşandı Bitti Saygısızca” şarkısıyla özetlemek lazım. Ancak enseyi de karartmamak gerekiyor. Dünya hızla küresel bir finansal krize doğru savrulmaya devam ediyor" diyen Ekonomist Doç. Dr. Cüneyt Dirican, canlı yayınında dünyanın hızla küresel finansal krize doğru savrulduğunu açıkladı ve yatırımcıları bekleyen tehlikelere karşı uyardı.

HABERİN ÖZETİ

Altın, borsa ve dolar yatırımcıları dikkat! Cüneyt Dirican'dan TGRT canlı yayınında 2008 krizi benzetmesi

Ekonomist Doç. Dr. Cüneyt Dirican, TGRT Haber canlı yayınında küresel ekonominin finansal krize doğru savrulduğunu belirterek yatırımcıları uyardı.
ABD ve G7 ülkelerinde tahvil faizlerinin 2008 krizi öncesi seviyelere yükselmesi küresel finansal krize işaret ediyor.
İran-ABD savaşı, petrol fiyatları ve savaşların büyüme potansiyeli küresel riskleri artırıyor.
ABD'de Kasım seçimleri sonrası siyasi tansiyonun düşmesi piyasalardaki durumu etkileyebilir.
ABD'nin küresel politikaları ve Çin'in yükselişini engelleme çabaları ekonomik gelişmelerde etkili oluyor.
Türkiye'nin yüksek enflasyon ve faizle bu kritik sürece girmesi eleştirildi.
Ekonomi tartışmalarının sadece altın, dolar ve borsa üzerinden yapılması eleştirildi.
Altın, borsa ve dolar yatırımcıları dikkat! Cüneyt Dirican'dan TGRT canlı yayınında 2008 krizi benzetmesi

Doç. Dr. Cüneyt Dirican, "'de enflasyon yüzde 3,4 civarında. Yüzde 2 hedefinden uzaklaşılması nedeniyle faiz artırımlarına gidildi. Ancak faiz artışının ardından normalde piyasa faizlerinin düşmesi gerekirken, başta ABD'nin 10 yıllık ve 2 yıllık tahvil faizleri olmak üzere piyasa faizleri 16 Eylül'den bu yana hızla artmaya devam ediyor.

ABD'de 10 yıllık ve 2 yıllık tahvil faizleri 2008 krizi öncesindeki seviyelere gelmiş durumda. Üstelik bu durum yalnızca ABD ile sınırlı değil. Fransa, İngiltere ve Japonya'da da tahvil faizleri hızla yükseliyor. G7 ülkelerinin tahvil faizleri artmaya devam ediyor.

İran-ABD savaşı bu tabloda etkili olan ilk faktör ancak asıl mesele bu değil. Petrol fiyatları elbette etkili oluyor. Savaşlar da etkili ancak esas risk, bu savaşların daha da büyümesi ve daha kötü bir senaryonun bizi bekliyor olması. Bunu yalnızca enflasyonla açıklamak mümkün değil. Uzun vadeli enflasyon patikasına baktığımızda dünya genelinde trend daha yatay ilerliyor. Enflasyon yatay seyrederken tahvil faizlerinin politika faizi artışına rağmen yükselmeye devam etmesi, daha kötü bir gelişmenin habercisi olabilir" dedi.

2008 öncesindeki faiz seviyelerine gelindiğini hatırlatan Dirican, "2008'de de küresel finansal kriz çıkmıştı. ABD seçimlerinden sonra özellikle tahvil piyasasındaki tansiyon düşmezse ABD borsalarında, yapay zekâ hisselerinden kaynaklanan ve balon olarak nitelendirilen alanlarda düzeltme yaşanabilir. Bunun yanında finansal piyasalarda daha büyük bir krize doğru savrulma riskimiz yüksek. Bu bile iyi senaryo olarak kalabilir. Kötü senaryoyu daha fazla dillendirmek istemiyorum ancak dünya böyle bir sürece doğru hızla savruluyor" dedi.

Altın, borsa ve dolar yatırımcıları dikkat! Cüneyt Dirican'dan TGRT canlı yayınında 2008 krizi benzetmesi

ABD'DE SEÇİM SONRASI TANSİYON DÜŞECEK Mİ?

Dirican, "ABD'de uzun zamandır kendi içinde bir savaş yaşanıyor. Bunu ön planda Demokratlarla Cumhuriyetçilerin mücadelesi olarak görüyoruz ancak aslında daha farklı bir savaş var. ABD'nin devlet yapısı içindeki farklı güçlerin, lobilerin ve bu lobilerin küresel ölçekte birbirleriyle mücadelesinden söz ediyoruz.

de ikinci büyük sorun. ABD, Çin'in önünü kesmek istiyor. Çünkü Çin teknolojik, askerî ve ekonomik anlamda ABD'yi yakaladı, hatta birçok alanda geçti. Özellikle bilim dünyası açısından baktığımızda bugün Çin çok güçlü bir konumda.

ABD'nin içeride ekonomiyi canlandırması gerekiyor. Politika faizi yüksek kaldığı için Trump, Fed'den faizleri düşürmesini istiyor. Ancak bunu yapamayınca faturayı birilerine kesip içeride siyasi başarı olarak göstermek zorunda kalıyor. Gümrük tarifeleri ve İran'la yaşanan savaş da bu çerçevede değerlendirilebilir. Diğer taraftan Çin'in önünü kesmek için Panama ve Grönland gibi başlıklar da gündeme geliyor.

Kasım seçimlerinden sonra Trump gücünü kaybederse tansiyon hafifleyebilir. Seçimi kazansa bile artık son döneminde olduğu düşüncesiyle daha rahat hareket edebilir. Bu durumda da tansiyon düşebilir" şeklinde konuştu.

Altın, borsa ve dolar yatırımcıları dikkat! Cüneyt Dirican'dan TGRT canlı yayınında 2008 krizi benzetmesi

ABD'Lİ SEÇMEN EKONOMİYE BAKACAK

Dirican, "ABD'de Trump'ın yaptıklarını içeride başarılı olarak göstermeye çalışması söz konusu. Ancak ABD'li vatandaş günün sonunda akaryakıt fiyatına, mortgage kredi faizine ve yumurta fiyatına bakar. Galon başına akaryakıt fiyatı yüksek, mortgage faizleri de yüksek seviyelerde. Kredi başvurularının ne kadarının reddedildiği de vatandaşın gündeminde.

Dolayısıyla bu gelişmeler Trump'ın lehine işlemiyor. Büyük olasılıkla bunlar Senato seçimlerine de yansıyacak.

ABD, dünya çapındaki politikalarını dikte etmek ve Çin'in önünü kesmek için gerekli ticaret yollarını ele geçirmek istiyor. Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin geçişi de bu açıdan önemli. Daha önce gemiler boğazdan ücretsiz geçerken bugün geçiş ücreti alınması tartışılıyor. Bu paranın İran'a, Umman'a ya da başka ülkelere verilip verilmeyeceği de gündemde.

ABD'nin buradan kendi payını almayacağının garantisi yok. Ancak mesele yalnızca birkaç gemiden alınacak ek maliyet değil, Çin'in enerji ihtiyacını kesmek. Asıl mücadele yine Çin üzerinden şekilleniyor. Filler tepişiyor, çimenler eziliyor" dedi.

Altın, borsa ve dolar yatırımcıları dikkat! Cüneyt Dirican'dan TGRT canlı yayınında 2008 krizi benzetmesi

TÜRKİYE YÜKSEK ENFLASYON VE FAİZLE BU SÜRECE GİRMEMELİYDİ

Böylesine kritik bir süreçte Türkiye'nin yüksek enflasyon ve faizle bu döngüye girmemesi gerektiği uyarısında bulunan Dirican, "Çok daha aşağı seviyelerde olmamız lazımdı. Belki şu anda yüzde 20'nin altında enflasyon ve faiz oranlarını konuşuyor olmalıydık. Tek haneli enflasyon iddialı olabilir ancak en azından yüzde 20'nin altındaki oranları tartışıyor olmamız gerekirdi. Hâlâ yüzde 30'lu seviyelerdeyiz.

Faizleri çoktan aşağıya çekmiş olmamız, bunu da hızla yapabiliyor olmamız gerekiyordu. Türkiye'de enflasyon aslında bir nevi tercih. İstisnai birkaç dönem dışında tek haneli enflasyonu çok az gördük. Ben 56 yaşındayım; tek haneli enflasyonu kaç kez gördüğümüzü saymak mümkün. En fazla birkaç yıl yüzde 10 civarında veya altında enflasyon gördük.

Altın, borsa ve dolar yatırımcıları dikkat! Cüneyt Dirican'dan TGRT canlı yayınında 2008 krizi benzetmesi

Faizler tek hanelere, hatta yüzde 5-6 seviyelerine düştüğünde bunun başka yan etkileri de oluyor. Çünkü buna hazır değiliz. En başta zihinler hazır değil. Bu nedenle o dönemlerden çok hızlı geri dönüşler yaşandı.

Enflasyonun Merkez Bankasının elini rahatlatıp rahatlatmadığına baktığımızda, yüzde 30'lu seviyeleri konuşuyoruz. Aylık enflasyon yüzde 1,84 geldi. Konuştuğumuz rakamlar, bazı ülkelerin yıllık enflasyonuna yakın seviyeler. Yanı başımızda Ukrayna, Rusya gibi bir ülkeyle yıllardır savaşıyor ve enflasyonu daha yeni yüzde 10'un üzerine çıktı. Bu da Türkiye'de enflasyonla faiz arasındaki ilişkinin ne kadar güçlü olduğunu sorgulamamıza neden oluyor.

Altın, borsa ve dolar yatırımcıları dikkat! Cüneyt Dirican'dan TGRT canlı yayınında 2008 krizi benzetmesi

FAİZ HÂLÂ YÜKSEK 

Faiz hâlâ yüksek kalıyor. Enflasyonla faiz arasındaki ilişkiyi kopartmayı daha önce Berat Albayrak döneminde denediler ancak Trump'ın politikaları, küresel gelişmeler ve pandemi gibi nedenlerle bu mümkün olmadı.

Sonrasında Nureddin Nebati döneminde, Türkiye Ekonomi Modeli kapsamında faizle enflasyon arasındaki bağın koparılması ve kredilerin yatırım, istihdam ve ihracat için kullanılması amaçlandı. Ancak bu krediler maalesef çoğunlukla amacı dışında kullanıldı. Aslında o dönemlerimizden biri, doğru dönemlerden biriydi. Bugün birçok kişinin de bunu yavaş yavaş kanıksamaya başladığını düşünüyorum" dedi.

Altın, borsa ve dolar yatırımcıları dikkat! Cüneyt Dirican'dan TGRT canlı yayınında 2008 krizi benzetmesi

EKONOMİYİ YALNIZCA ALTIN, DOLAR VE BORSA ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRMEMEK GEREKİYOR

"Ekonomi programlarıyla piyasa programlarını birbirinden ayırmak lazım. Futbol 90 dakika oynanıyor ancak televizyon kanallarında 190 dakika futbol tartışılıyor. Maçın süresinden daha fazla futbol tartışılıyor" diyen Dirican, aynı şeyin ekonomi için de geçerli olduğunu söyledi.

Dirican, "Piyasa tartışmalarının ekonomi üzerindeki etkisini unutmamak gerekiyor. Bu tartışmalar zamanla fanatizme dönüşebiliyor. Dünyada politika faizinin bu kadar tartışıldığı iki var: Fed ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. Türkiye'nin parası rezerv para değil, ekonomisi de ABD kadar büyük değil. O zaman biz neden bu kadar tartışıyoruz?

Ekonomi kanalları dediğimiz aslında piyasa kanallarında ekonomiyle ilgili haberler neredeyse yok. Sürekli altın, Fed ve piyasalardaki gelişmeler konuşuluyor. Vatandaş kanalı açtığında altınla ilgili bir fikir almaya odaklanıyor. Bütün ekonomiyi altın, dolar ve borsa üçgeninde görmeye başlıyoruz.

Altın, borsa ve dolar yatırımcıları dikkat! Cüneyt Dirican'dan TGRT canlı yayınında 2008 krizi benzetmesi

Mevduat faizleri düştüğünde, borsa düşük kaldığında, konut kredileri baskılandığında ve kur kontrol edildiğinde insanlar başka yatırım araçlarına yöneliyor. Son dönemde sermaye piyasalarında yaşananlar da bunun bir örneği.

Bir taraftan piyasalardaki gelişmeleri anlamaya çalışırken diğer taraftan reel faiz, reel getiri şart söylemini ciddiye alıp bunlara dair yatırım söylemlerine yöneliyor. Enflasyonla birlikte zaten düşmüş olan refah seviyesini koruma veya artırma kaygısı, bu tartışmaların etkisiyle daha da büyüyor. Ekonomi programlarının bu çarpan etkisini göz ardı etmemek gerekiyor.

Bir şeyleri çözmek ve daha makul ilerlemek istiyorsak, hane halkına yönelik söylemlerde ve programlarda da bir otokontrol mekanizmasının oluşması gerekiyor. Otokontrol sağlanamıyorsa RTÜK, BDDK ve SPK gibi kurumların varlık nedenlerini de bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Böylesine hassas bir dönemde piyasalarda neyin yükseleceğini veya düşeceğini kesin ifadelerle söylemekten kaçınmak gerekiyor" diyerek yıl sonunu görmek gerektiğini vurguladı.

ETİKETLER
#Çin
#ABD
#tgrt haber
#merkez bankası
#Cüneyt Dirican
#Ekonomi
YorumYORUM YAZ
Uyarı
Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.