Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Altın fiyatlarında ralli ve rekor bekleyen yatırımcılar için kötü haber geldi. Petrol fiyatlarından ABD Merkez Bankasının faiz politikalarına kadar birçok gelişmenin altın piyasasını etkilediğini belirten Ekonomist Dr. Sefer Humar, “Altında büyük ve kesintisiz bir yükseliş beklentisi taşımıyorum” diyerek yatırımcıları temkinli olmaya çağırdı. Gram altının 6.650 TL civarında seyrettiği mevcut tabloda kritik seviyelere dikkat çeken Humar, ekim sonuna ilişkin beklentilerini ve piyasaların yönünü belirleyebilecek riskleri Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a değerlendirdi.

Petrol fiyatlarında hangi seviyenin aşılması piyasalar açısından risk oluşturur?
Ekonomist Dr. Sefer Humar: Brent petrolde varil başına 100 dolar seviyesini önemli bir eşik olarak görüyorum. Ancak burada yalnızca petrolün hangi seviyeye ulaştığına değil, o seviyede ne kadar süre kaldığına da bakmak gerekiyor.
Petrol fiyatlarının para politikası boyutu da var. Enerji maliyetleri üzerinden enflasyon yeniden hızlanırsa merkez bankaları faiz indirimlerinde daha temkinli davranabilir. Faizlerin beklenenden uzun süre yüksek kalması da şirketlerin finansman maliyetlerini, yatırımları ve ekonomik büyümeyi etkiler. Böylece petrol piyasasında başlayan bir hareket, tarımdan gıdaya, enflasyondan finansal piyasalara kadar uzanan zincirleme bir etki oluşturabilir.
Benim şahsi kanaatim, 100 dolar üzerindeki kalıcılığın yakından takip edilmesi gerektiği yönünde. Ancak 100 doların aşılması tek başına bir kriz anlamına gelmez; asıl belirleyici olan yükselişin nedeni, süresi ve küresel arz üzerindeki etkisidir.
| Başlık / Konu | Değerlendirme / Detay |
|---|---|
| Kritik Eşik Seviyesi | Brent petrolde varil başına 100 dolar seviyesi. |
| Fiyat Hareketinde Belirleyici Unsurlar | Sadece ulaşılan seviye değil; yükselişin nedeni, o seviyede kalış süresi ve küresel arza etkileri. |
| Para Politikası ve Enflasyon Etkisi | Artan enerji maliyetleri enflasyonu hızlandırabilir; merkez bankaları faiz indirimlerinde daha temkinli davranabilir. |
| Reel Sektör ve Ekonomik Büyüme | Yüksek faizler; şirketlerin finansman maliyetlerini, yatırımları ve ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebilir. |
| Zincirleme Riskler | Tarımdan gıdaya, enflasyondan finansal piyasalara kadar geniş çaplı zincirleme etki riski. |
| Genel Sonuç / Kanaat | 100 doların aşılması tek başına doğrudan kriz yaratmaz; bu seviye üzerindeki kalıcılık yakından izlenmelidir. |

Ekim ayının ilk yarısında piyasalarda yaşanan hareketleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ekonomist Dr. Sefer Humar: Açıkçası ekim ayının ilk yarısında piyasaların bize gösterdiği en önemli şey, beklentilerin ne kadar hızlı değişebildiği. Bir gün jeopolitik gelişmeler ön plana çıkıyor, ertesi gün ABD'den gelen ekonomik veriler veya faiz beklentileri fiyatlamaların yönünü değiştirebiliyor. Ben bu dönemi, yatırımcıların yalnızca haberleri değil, o haberlerin geleceğe ilişkin beklentileri nasıl değiştirdiğini fiyatladığı bir dönem olarak değerlendiriyorum.
Örneğin petrol fiyatlarındaki yükseliş, ilk bakışta altını destekleyecek bir gelişme gibi görülebilir. Çünkü jeopolitik riskler arttığında yatırımcılar güvenli liman arayışına girebiliyor. Ancak aynı petrol yükselişi enflasyon endişelerini artırır ve ABD Merkez Bankasının faizleri daha uzun süre yüksek tutacağı beklentisini güçlendirirse bu defa altın üzerinde baskı oluşabiliyor. Yani aynı gelişme bir taraftan altını desteklerken diğer taraftan aşağı yönlü bir baskı oluşturabiliyor.
Bence piyasaların zaman zaman çelişkili görünmesinin temel nedeni de bu. Finansal piyasalar yalnızca bugünü değil, geleceğe ilişkin olasılıkları fiyatlıyor. Dolayısıyla yatırımcıların önüne gelen her olumlu haberi yükseliş, her olumsuz haberi de düşüş olarak okumak doğru değil. Önemli olan, haberin hangi ekonomik mekanizmayı harekete geçirdiğini anlamak.
Altın özelinde değerlendirdiğimde, küresel belirsizlikler ve merkez bankalarına ilişkin beklentiler fiyatları destekleyebilir. Ancak doların güçlenmesi, tahvil faizlerinin yükselmesi ve kâr realizasyonları bu yükselişleri sınırlayabilir. Bu nedenle altın piyasasında önümüzdeki dönemde zaman zaman sert hareketler görsek de bunların tamamını kalıcı bir trendin başlangıcı olarak değerlendirmemek gerektiğini düşünüyorum.

Benim ekim ayının geri kalanına ilişkin temel yaklaşımım, piyasalarda oynaklığın devam edebileceği yönünde. Özellikle ABD enflasyon verileri, doların seyri, tahvil faizleri, petrol fiyatları ve jeopolitik gelişmeler belirleyici olacak. Bu başlıkların her biri diğerini etkilediği için tek bir göstergeye bakarak kesin bir yön tayin etmek sağlıklı değil.
Burada yatırımcıların dikkat etmesi gereken önemli bir nokta var: Fiyat hareketiyle ekonomik gerçeklik aynı şey değildir. Bir varlık birkaç gün üst üste yükseldi diye mutlaka yükselmeye devam edecek anlamına gelmez. Aynı şekilde kısa süreli bir düşüş de her zaman uzun vadeli görünümün bozulduğu anlamına gelmez.
Ben piyasada bir hareket gördüğümde önce şu soruyu sorarım: Bu hareketin arkasında kalıcı bir ekonomik değişim mi var, yoksa kısa vadeli pozisyonlanma ve beklenti değişimi mi? Bu ayrımı yapabilmek, özellikle dalgalı dönemlerde yatırım kararlarının kalitesini belirliyor.
Dolayısıyla ekim ayının ilk yarısını, yatırımcıların daha dikkatli olması gereken ve risk yönetiminin önem kazandığı bir dönem olarak görüyorum. Böyle zamanlarda amaç her fiyat hareketini yakalamak değil, sermayeyi koruyarak doğru fırsatları ayırt edebilmek olmalı.

Ons ve gram altında ekim sonuna kadar hangi fiyat aralığını bekliyorsunuz? Yatırımcıların özellikle hangi seviyelerde temkinli olması gerekir?
Ekonomist Dr. Sefer Humar: Açıkçası ben altında çok güçlü, kesintisiz ve büyük bir yükseliş beklentisi taşımıyorum. Ancak bu, altının hareketsiz kalacağı anlamına da gelmiyor. Benim şahsi kanaatim, ekim ayının geri kalanında altının zaman zaman yatırımcıları şaşırtabilecek, günlük ve haftalık ölçekte sertleşebilen hareketler yapabileceği yönünde. Fakat bu hareketlerin mutlaka kalıcı ve büyük bir yükseliş trendine dönüşeceğini düşünmüyorum.
Bugün gram altının 6.650 TL civarında olduğu bir ortamda, yatırımcıların yalnızca fiyatın geldiği seviyeye bakarak karar vermesini doğru bulmuyorum. Çünkü gram altının iki temel belirleyicisi var: Uluslararası piyasalardaki ons altın fiyatı ve dolar/TL kuru. Bu iki değişken bazen aynı yönde, bazen de birbirine zıt yönde hareket edebiliyor.
Örneğin ons altın gerilerken dolar/TL yükselirse gram altındaki düşüş sınırlı kalabilir. Tam tersine, ons altın yükselirken kur daha sakin seyrediyorsa gram altındaki artış uluslararası piyasalardaki yükseliş kadar güçlü olmayabilir. Bu nedenle gram altını değerlendirirken yalnızca küresel altın fiyatına bakmak eksik bir analiz olur.
Ons altında 4.100-4.200 dolar bölgesindeki fiyat davranışını ve 4.250-4.300 dolar civarında oluşabilecek direnç alanını izlemek gerektiğini düşünüyorum. Yukarı yönlü hareketlerde bu seviyelerin aşılması kadar, fiyatın orada kalıcı olup olamadığı da önemli. Aşağı yönlü hareketlerde ise 4.100 dolar ve ardından 4.000 dolar bölgesi yakından takip edilebilir. Ancak bunları kesin sonuç veren seviyeler olarak değil, piyasanın yönünü ve gücünü anlamamıza yardımcı olan teknik bölgeler olarak değerlendirmek gerekir.

Gram altında da 6.650 TL civarındaki mevcut seviyeden hareketle, ekim ayının geri kalanında kur ve ons fiyatının birlikte nasıl davranacağını izlemek daha doğru olacaktır. Ben burada tek bir rakama kesin biçimde bağlanmak yerine, fiyatın hangi koşullarda yükseldiğine ve hangi koşullarda gerilediğine bakmayı tercih ederim. Çünkü kurda veya ons altında yaşanacak beklenmedik bir hareket, gram altın için oluşturulan kısa vadeli senaryoları değiştirebilir.
Benim temel beklentim, altında zaman zaman işlem fırsatları oluşabileceği ancak bu fırsatların her zaman büyük bir yükselişin parçası olmayabileceği yönünde. Günlük veya haftalık ölçekte yaşanan ani yükselişler yatırımcıda bir fırsatı kaçırma korkusu yaratabiliyor. Fiyat gerilediğinde ise bu defa panik ve zararına satış baskısı ortaya çıkabiliyor.
Benim açımdan önemli olan, bir varlığın yükselip yükselmeyeceğini tahmin etmekten önce, o varlığa hangi fiyattan, hangi gerekçeyle ve hangi risk düzeyini kabul ederek yatırım yaptığınızı bilmektir. Çünkü doğru yatırım kararı yalnızca kazanç ihtimalini değil, yanlış bir senaryoda karşılaşılabilecek kaybı da hesaba katmayı gerektirir.

Burada bir başka ayrıntının da altını çizmek isterim: Altın, uzun vadede portföy çeşitlendirmesi açısından önemli bir araç olabilir; ancak kısa vadede risksiz bir yatırım değildir.
Benim şahsi yaklaşımım, altının önümüzdeki günlerde tamamen hareketsiz kalmasını beklememekle birlikte büyük ve kesintisiz bir yükseliş konusunda da temkinli olmak yönünde. Kısa vadeli dalgalanmalar işlem fırsatları sunabilir; ancak bunun için piyasanın yakından izlenmesi, maliyetlerin ve risklerin doğru hesaplanması gerekir.
Sonuç olarak ben altın konusunda önümüzdeki döneme büyük bir yükseliş beklentisiyle değil, kontrollü ve temkinli bir yaklaşımla bakıyorum. Piyasadaki hareketleri izlemek, ekonomik verileri anlamlandırmak ve kararları kısa vadeli heyecanlardan uzak biçimde vermek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yatırımda başarı, her hareketi tahmin etmekten çok belirsizlik karşısında doğru davranabilmekle ilgilidir.