Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Borsa İstanbul’da yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon krizinde kritik süreç başladı. 800 milyar TL’yi aşan fon büyüklüğü ve 456 bine yakın yatırımcı, piyasalarda dengeleri değiştirdi.
Ekonomist Prof. Dr. Sefer Şener, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a yaptığı değerlendirmede, fonlardan çıkan paranın önemli bölümünün Türk lirası mevduata yöneldiğini belirtirken, yaklaşık 350-380 bin yatırımcının 1 milyon TL ve altında birikime sahip olduğuna dikkat çekti. Şener, tasfiye sürecinin hızının Borsa İstanbul’da güvenin yeniden tesis edilmesinde belirleyici olacağını söyledi. İşte detaylar...

Borsa İstanbul’da yaşanan fon krizinin ardından yaklaşık 456 bin yatırımcıyı ilgilendiren bir tasfiye süreci yürütülüyor. Bu yatırımcıları nasıl bir senaryo bekliyor? Yatırımcılar öncelikle hangi yatırım aracına yönelir sizce?
Prof. Dr. Sefer Şener: Görüldüğü kadarıyla yaklaşık olarak kamuoyu tarafından tartışılan 820 milyar TL büyüklüğünde bir fon kısmı var. 131 fonun toplamı 800 milyar TL'yi aşan bir rakama tekabül ediyor.
Buradan doğal olarak birtakım çıkışlar oluyor, yavaş yavaş. Yaklaşık bu fonun, piyasada yaptığımız hesaplamalara göre, 300 milyar TL'yi aşan kısmı para konularında anlaşıldığı kadarıyla çabuk olarak nakde dönecek kısımda.
Bu fonlardan çıkan paraların Türk lirası mevduata gittiği anlaşılıyor. Dün Merkez Bankası Başkanı Sayın Karahan belirtti: "Şu an Türk lirası mevduat oranı, bankalardaki mevduatın yüzde 61'i Türk lirası. Dolayısıyla bu orana uygun şekilde bu çıkışlar gerçekleşti" dedi.

Son fon krizinden beri gördüğümüz kadarıyla kurlarda da belli oranlarda bir değişim yaşanıyor. Dolayısıyla Merkez Bankası rezervlerine baktığımızda bu gözüküyor. Bir kısmının da döviz alınarak değerlendirildiği görülüyor.
Şu anda bankalardaki TL mevduat oranı yüzde 60-61'lerde. Yani bu şu demek: Çıkan paranın yaklaşık yüzde 60'ına yakını Türk lirası mevduatlara gitmiş gözüküyor. Kalan yüzde 40'lık kısmı da altın gibi, gümüş gibi enstrümanlara, bir kısmı dövize, bir kısmı farklı enstrümanlara gitmiş gözüküyor. Merkez Bankası rezervlerinden anlaşıldığına göre bir kısmının da dövizle gittiği anlaşılıyor. Hatta dövizle gidenlerin bir kısmı da yine bankalara döviz mevduatı olarak geri dönüyor.

Şimdi bu değişiklik piyasalarda nasıl bir denge değişimine neden olur?
Prof. Dr. Sefer Şener: Bu fonların büyüklüğünün tahmini olarak 800-850 milyar TL'ye yakın olduğu hesaplanıyor gördüğümüz kadarıyla. Yani 131 fon var. Onun 800-850 milyar TL'yi bulabileceği söyleniyor.
455 bin 758 tekil yatırımcı olduğu anlaşılıyor. Yani bireysel yatırımcı, 455 bin kişi. Bunların da yaklaşık 350-370 bin aralığındaki kısmı 1 milyon ve altı yatıranlar. Dolayısıyla burada aslında bu 1 milyon ve altı çözüldüğü zaman zaten onlara öncelik verilecek. 350 bin kişi sistemden çıkarılmış olacak.
Fakat bu 1 milyon limiti hesaplanırken hangi 1 milyon, ne zaman yatırılan 1 milyon olduğu merak ediliyor. Yapılan açıklamada denildi ki ana para ölçü alınacak. Yani ilk yatırdığı para ölçü alınacak. Ama gördüğümüz kadarıyla, şu ana kadar bunun borsadaki günlük işlemlerdeki değerinin yüzde 40'a yakın düştüğünü görüyoruz. Yani bu fonların. O yüzden de diyoruz ki bu fonlardan bir dönüş yapılacak.
| Metrik / Konu | Değer / Açıklama |
|---|---|
| Uzman Görüşü | Prof. Dr. Sefer Şener |
| Toplam Fon Sayısı | 131 adet |
| Tahmini Toplam Fon Büyüklüğü | 800 - 850 milyar TL |
| Toplam Tekil Yatırımcı Sayısı | 455.758 kişi |
| 1 Milyon TL ve Altı Yatırım Yapan Kişi Sayısı | 350.000 - 370.000 kişi |
| Öncelik Durumu | 1 milyon TL ve altı yatırımcılara öncelik verilecek (yaklaşık 350 bin kişi sistemden çıkarılacak) |
| 1 Milyon TL Limitinin Hesaplanma Kriteri | İlk yatırılan ana para baz alınacak |
| Fonların Günlük Borsa İşlem Değerindeki Düşüş | Yaklaşık %40 |

Muhtemelen de bu fonlara yatırım yapan vatandaşların hangi fona yatırım yaptığıyla ilgili kayıpları olacak. Fonların da belli bir kısmı para piyasası fonlarında, belli bir kısmı da hisse senedi fonlarında. Dolayısıyla para piyasası fonlarındaki kaybın daha az olması bekleniyor. Ama hisse senedi fonlarındaki kaybın biraz daha para piyasası fonlarına göre yüksek olma ihtimali var.
Ama burada iyi nokta şu: Bu 455 bin 758 yatırımcının 350-380 bin aralığındaki kısmının 1 milyon ve altı olduğu. Dolayısıyla ilk etapta bu 1 milyon ve altını tasfiye etmenin daha kolay olacak. Ama diğer kısım, yani 1 milyon ve üzerinde olan kısım, ne kadar üzerinde olduğuyla alakalı olmak üzere biraz daha tasfiye süreci zaman alacak.

Borsa İstanbul'daki bu satış baskısı ne kadar devam eder? Ne zaman tekrar güven sağlanır?
Prof. Dr. Sefer Şener: Yani bu tasfiye sürecine bağlı. Bir an önce bu bahsettiğimiz 350-380 bin aralığındaki, 1 milyonun altındaki yatırımcıların tasfiyesi hızlı gerçekleşirse, şüphesiz bu piyasalara olumlu yansıyacaktır.
Daha sonraki aşamada kalan kısımlar da hızlı bir şekilde tasfiye edildiğinde bu borsa üzerinde de, diğer enstrümanlar, mevduatlar olsun, diğer fonlar üzerinde de olumlu etki yapacaktır. Yani burada olumlu etki ne kadar hızlı tasfiye edileceğiyle alakalı bir durum.
Değişik yol haritaları görüyoruz. İşte AK Parti'nin Meclis'e sunacağı bir yol haritası var gördüğümüz kadarıyla. İşte bu oluşturulan kurulun bir yol haritası yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı gördüğümüz kadarıyla. Dolayısıyla bütün bunları beraber değerlendirdiğinizde, ne kadar hızlı tasfiye gerçekleşirse bunun piyasalara yansıması da olumlu yansıması o kadar hızlı olacaktır.
Biz bunların tamamı tasfiye edildiğinde şüphesiz kaldığı yerden, daha dizayn edilmiş, daha güçlü şekilde borsa devam edecektir.

Çünkü bu sorunlu fonların dışında yüzde 90'ı oluşturan bir kısım var borsa içinde. Dolayısıyla bu kısmın bilançolarına bakılan, bilançoları iyi olan ya da gerçek manada değerlendirilen yüzde 90'lık bir kısım var. Doğal olarak bu, hızlı bir şekilde tasfiyeye bağlı olarak hızlı bir şekilde yansıyacaktır.
Ayrıca buradaki zararlar sanki devlet tarafından karşılanacakmış gibi bir beklenti var. Ama gördüğümüz kadarıyla yol haritasında bunların devlet tarafından değil, ilgili fonların tasfiyesiyle karşılanması, yetersiz kaldığı kısımlarda da farklı birtakım çözümlerin üretilmesini beklemek gerekiyor. Yani bu işin devlete yük olmaması gerekiyor.