Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Ekonomik gerekçelerle maaşının düşürülmesine yazılı imza vererek rıza gösteren işçi, iş sözleşmesi sona erince 'eksik ücret' iddiasıyla dava açtı. Mahkemelerin işçi lehine verdiği karara son noktayı koyan Yargıtay, yazılı muvafakati bulunan işçinin fesihten sonra itiraz etmesini 'dürüstlük kuralına aykırı' bularak kararı bozdu.

Bursa’da yaşanan olayda, ekonomik darboğaza giren bir inşaat şirketi, feshin son çare olması ilkesinden hareketle iş sözleşmelerini feshetmek yerine çalışanlarına ücret indirimi teklif etti. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca çalışma şartlarında esaslı değişiklik içeren bu bildirimi yazılı olarak alan bir kaynak işçisi, aynı gün kendi el yazısıyla muvafakat verdiğini belirterek belgeyi imzaladı ve çalışmaya devam etti.
İş sözleşmesinin sona ermesinin ardından İş Mahkemesi’nin yolunu tutan işçi, ücretinin düşük gösterildiğini ve fazla çalışma alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı talebinde bulundu. Davalı şirket ise işçinin kendi isteğiyle işe gelmediğini ve tazminat hakkı olmadığını savundu. İş Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) işçiyi haklı buldu.

İşverenin temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkemelerin kararını bozdu. Yargıtay kararında, işçinin çalışma şartlarındaki değişikliğe önce kendi rızasıyla muvafakat gösterdiğine, fesihten sonra ise irade fesadı (baskı/yanıltma) iddiasıyla eksik ücret talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğuna dikkat çekildi. İrade fesadı iddiasının da ispatlanamadığı belirtilerek, işçinin imzaladığı muvafakat belgesine değer verilmesi gerektiği vurgulandı.