Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Merkez Bankası'nın rezervleri 167 milyar dolar sınırına ulaştı. Ekonomist Necmettin Batırel, Merkez Bankası rezervlerindeki gerilemenin piyasalardaki döviz hareketliliğini kontrol etmek amacıyla yürütülen rezerv yönetimiyle bağlantılı olduğunu belirtti.
Batırel, son haftalarda yaşanan yaklaşık 21,2 milyar dolarlık gerilemenin yapısal bir bozulmadan ziyade kontrollü rezerv yönetimi, dış borç ödemeleri ve döviz piyasasındaki dönemsel arz-talep koşullarından kaynaklandığını değerlendiriyor.

Batırel, "Merkez Bankası toplam rezervleri, 2 Ekim 2026 ile biten haftada yaklaşık 4 milyar dolar (3,96 milyar dolar) azalarak 167,2 milyar dolara geriledi. Rezerv kayıplarının en önemli etkeni, döviz kurlarındaki (özellikle Dolar/TL) yukarı yönlü hareketliliği ve oynaklığı kontrol altında tutabilmek. Merkez Bankası'nın piyasaya doğrudan döviz satışı (arka kapı müdahaleleri) gerçekleştirerek likidite sağlaması, brüt döviz rezervlerini doğrudan aşağı çekiyor. Son haftalarda gerçek kişiler ve şirketlerin, kur hareketliliğinden korunmak amacıyla döviz ve altın hesaplarını artırma eğilimi (dolarizasyon) yeniden hız kazandı" dedi.

Bankalardaki döviz mevduatlarının artması ve piyasadaki döviz talebinin yükselmesinin, Merkez Bankası üzerindeki baskıyı artırdığından bahseden Batırel, "Diğer taraftan toplam rezervlerin önemli bir kısmı altın olarak tutuluyor. Küresel piyasalarda altın ons fiyatında yaşanan gerileme, altın rezervlerinin dolar karşılığının (değerlemesinin) gerilemesine neden olarak rezervlerin azalmasına yol açıyor. Yabancı yatırımcıların tahvil veya hisse senedi piyasalarından çıkış yaparak dövize dönmesi ve Merkez Bankası'nın bankalarla yaptığı swap (para takası) hacmindeki azalmalar, net ve brüt rezerv rakamlarının matematiksel olarak erimesinde önemli rol oynuyor" şeklinde konuştu.

Merkez Bankası'nın rezervlerinin kritik seviyeye inmediğini vurgulayan Batırel, "Ekonomide bu seviye kavramı genellikle net rezervlerin sıfırın veya eksinin altına inmesi ya da brüt rezervlerin ülkenin kısa vadeli dış borçlarını karşılayamayacak düzeye gerilemesiyle tanımlanır. 167 milyar doların üzerindeki toplam rezerv, Türkiye'nin kısa vadeli dış yükümlülükleri ve ithalat borçları karşısında finansal istikrarı koruyabilecek ciddi bir tampon oluşturmaya devam ediyor." dedi.

Rezervlerdeki son 6 haftalık erime (yaklaşık 21,2 milyar dolar), kur korumalı mevduattan (KKM) çıkış stratejileri, dış borç ödemeleri ve döviz piyasasındaki dönemsel arz-talep dengelenmelerinden kaynaklanıyor. Bu durum, yapısal bir çöküşten ziyade kontrollü bir rezerv yönetimi stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor.
| Dönem / Süreç | Erime Miktarı | Temel Nedenler | Genel Değerlendirme |
|---|---|---|---|
| Son 6 Hafta | Yaklaşık 21,2 milyar dolar |
| Yapısal bir çöküşten ziyade kontrollü bir rezerv yönetimi stratejisi |