Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Türk lirasının reel değeri Eylül ayında yükselirken, bu durum ihracatçı üzerindeki maliyet baskısını artırdı. Reel efektif döviz kuru (REK) 105,45 seviyesine çıkarken, Ekonomist Necmettin Batırel, TL'deki reel değerlenmenin ihracatçıların rekabet gücünü zayıflattığına dikkat çekti. Batırel, artan maliyetler karşısında ihracatçıların desteklenmesi için yeni teşvik ve finansman adımlarının önemine vurgu yaptı.
Reel efektif döviz kuru (REK) Eylül ayında 105,45 seviyesine yükseldi. Türk lirasının yabancı paralar karşısında değeri arttı. Bu yükselişe, yurt içi enflasyon artışının döviz kurlarındaki (nominal kur) artıştan daha yüksek gerçekleşmesi sebep oldu.

Eylül ayında dolar ortalama %1,63, euro ise %1,08 değer kazanırken; tüketici enflasyonu (TÜFE) aylık bazda %1,84, üretici enflasyonu (Yİ-ÜFE) ise %2,07 artış gösterdi. Yani döviz kurları yurt içi fiyatlar kadar hızlı yükselmediği için Türk lirası yabancı para birimleri karşısında reel olarak değer kazandı.
Reel efektif kurun yükselmesini yani TL'nin reel olarak değer kazanmasını değerlendiren Ekonomist Necmettin Batırel, "İhracatçılar için genel olarak olumsuz bir durumdur. İhracatçının yurt içindeki ham madde, enerji, işçilik ve lojistik gibi maliyetleri yüksek enflasyon nedeniyle hızla artarken, elde ettiği döviz geliri (nominal kur baskılandığı veya yavaş arttığı için) aynı oranda yükselmez. Bu durum kâr marjlarını ciddi şekilde eritir" dedi.

Batırel, "REK'in 100 seviyesinin üzerine çıkması, Türk mallarının yabancı para cinsinden fiyatının artması anlamına gelir. İhracatçı, artan maliyetlerini kurtarmak için döviz cinsinden fiyatını yükseltmek zorunda kalır ve bu da dış pazarlardaki (örneğin rakip ülkeler Çin, Hindistan veya Vietnam karşısındaki) fiyat rekabetçiliğini zayıflatır. Reel kurun yüksek olmasının ihracatçıya sağladığı tek avantaj, üretimde kullanılan ithal ara malı ve ham maddelerin TL bazında nispeten daha uygun fiyata gelmesidir. Ancak yurt içindeki yapısal maliyet artışları çok daha yüksek olduğu için bu avantaj genellikle olumsuz etkileri kapatmaya yetmez" şeklinde konuştu.

Uzman isim, "İşte bunun için Ticaret Bakanlığı, 5973 Sayılı İhracat Destekleri Kararı kapsamında firmaların pazarlama ve kira gideri limitlerini ciddi oranda artırmıştır. Örneğin, yurt dışı kira desteği üst limiti 9,8 milyon TL'ye, TURQUALITY tanıtım desteği ise 493 milyon TL seviyesine yükseltildi.
İhracatçıların işletme sermayesi ihtiyacını karşılamak adına Eximbank sermayesi güçlendirilmiş, İhracatı Geliştirme A.Ş. (İGE) kefaletiyle desteklenen, teminat sorununu çözen yeni prefinansman modelleri devreye alındı. İhracat bedellerinin Merkez Bankası'na bozdurulması zorunluluğunda (şu an %35 düzeyinde uygulanan oran kapsamında), ihracatçılara verilen %2'lik döviz dönüşüm desteğinin artırılması ya da emek yoğun sektörlere (tekstil, hazır giyim vb.) özel daha yüksek bir kur farkı teşviki getirilmeli.

İhracat üretimi yapmak için ham madde ithal etmek zorunda olan firmaların vergi yüklerini azaltacak, Dahilde İşleme İzin Belgelerindeki bürokrasiyi azaltacak ek esneklikler sağlanmalı. Değerli TL nedeniyle artan birim üretim maliyetlerini dengelemek üzere ihracat odaklı tesislerin navlun (lojistik) maliyetlerine ve yeşil dönüşüm odaklı enerji giderlerine dönemsel ek puan destekleri verilmeli" diyerek çözüm önerilerini sıraladı.