Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Gülistan Doku'nun kaybolması soruşturmasında sır perdesinin aralanmasına çok az kaldı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında eski Tunceli Valisi ve Tuncer Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de gözaltına alınmasıyla karanlık noktaların aydınlatılacağı umudu doğdu.
TGRT Haber'de yayınlanan Medya Kritik programına katılan Gülistan'ın ablası Aygül Doku, Gülistan'ın başına gelenler, süreç sonrası oluşturulan bilgi kirliliği ve itiraflar sonrası dosyanın seyrinin değişmesine dair ayrıntıları anlattı. Doku, "Ben bunu kaldıramam" diyerek Gülistan Doku'nun cenazesine dair şüphelerini de aktardı.

Aygül Doku’nun açıklamalarında en dikkat çeken noktalardan biri, olayla ilgili ismi geçen Umut Altaş’ın katil olmadığı yönündeki iddialar oldu. Doku, Umut’un olayın faili değil, aksine yaşananlara tanıklık etmiş olabileceğini öne sürdü. Süreç içerisinde Umut’un kendisine ulaşmaya çalıştığını ve bazı bilgileri paylaşmak istediğini ifade eden Doku, Gülistan'ın cinsel istismara uğradığını öğrendiklerini söyledi.
Aygül Doku, "7 yıldır biz sokak sokak çığlık çığlığa kızımızı arıyoruz. Ama bu aşamaya gelmemiz, biz kızımıza tecavüz edildiğini öğrendik. Nasıl anlatılır, nasıl söylenir, ne hissedilir cümlelerim yetmez. Kardeşime bakın 21 yaşında üniversiteli öğrenciye şebeke örgütünün bir öğrencinin toplanıp korkunç kötülük yapması bugün açığa çıkması Türkiye adına, bütün kadınlar adına çok umutlu hissediyorum." dedi.

Doku, Umut Altaş'ın kendisini araması ve bunun üzerine ailesiyle görüşmeye gitmesiyle şüphelerinin arttığını, itirafların peş peşe geldiğini anlattı. Doku Umut Altaş'ın kendilerini aramasıyla 4 aşamalı şüphenin doğduğunu böyle anlattı:
"Umut Altaş beni arıyor, ulaşamıyor. Başsavcım dosyalara baktı. Umut Altaş sizi aramış diye sordu. Sonra baktık araştırdık. Kimdir diye sorduk. Bize iyi davrandılar. İlk dönemde Tuncer Sonel'e çok inanıyorduk güveniyorduk. Bize iyi davranıyorlardı. Ben orada kuşkulandım. Annemle biz daha oturmamışken başınız sağ olsun dedi. Ses kaydımı açtım. Bakın savcım öldürüldüğünü biliyor ama başsağlığı dilemedi. İnanarak başsağlığı dileyen ilk aileydi. Annem de sordu "Siz nasıl bu kadar inanarak söylüyorsunuz?" Sizin oğlunuz Umut beni aradı dedim ve görüşmek istedim. Hemen Umut Amerika'ya gitmiş dediler. Ben ve ailelerimin bunu duyunca şüphelerimiz daha da arttı. 1- Oğlunuz beni 2-3 kere aramış, 2- Oğlunuz Amerika'ya kaçmış 3- Siz bize başsağlığı diliyorsunuz 4-Siz garsonları buradan gönderiyorsunuz. Bu kuşkularımızdan dolayı bilerek ailenin üzerine gittik. Dedik ki sizin oğlunuz Umut, Gülistan'ı öldürmüş. Biz böyle deyince değişmeye ve renk vermeye başladılar. Annesi dedi "Benim oğlumun tek bir hatası var, valinin pislik oğluyla arkadaş olmasıdır." Ben de dedim "Valinin oğlu pislikse niye senin oğlun onunla arkadaş? Neden bunu dedin?" dedim. Hemen "Benim oğlum Gülistan'a hiçbir şey yapmadı. Oğlumun başını yaktı" dedi."

Umut Altaş'ın babası Celal Altaş'ın araması sonrası şüphelerinin daha da arttığını şu sözlerle ifade etti: "Sonra bu babası Celal Altaş beni aramaya başladı. Beni arıyor üst üste korkutmaya çalışıyor. Bir gün aradı "Sen benim oğlumun üzerine niye geliyorsun? Ben tükeniyorum. Ben vali miyim? Ben gidip kameraların yönünü nasıl değiştirebilirim?" Bakın biz kayıtların silindiğini Celal Altaş ailesinden öğrendik. Daha adliyeye gitmeden bize konuştular zaten. Bize dedi ki "Siz niye Tuncay Sonel'in evinde eylem yapmıyorsunuz?" dedi."

Doku bunun üzerine Umut'u aradığını ve Umut'la konuşmaları sonrası katilin valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel'in olduğuna dair kuvvetli şüphelerinin nasıl olduğunu aktardı:
"Ben Umut'u aradım. Umut bana bu olayı anlatmak istiyordu. Avukat Kenan Çetin'in evine "Gülistan'ı öldüren valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel'dir." notunu bırakan da Umut'tu. Umut olaya şahit olmuş durumda. Katil Umut değil. Katil valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel'dir. Bu Mustafa tecavüz ediyor."

Doku, cenazenin yerinin değiştirildiğin belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Savcım o kadar çalışıyor ki. Savcı gelmeden önce Gülistan'ı bir yere gömmüşler. Dosya tekrar açılınca bunlar mezar değişikliğine gitti. Ebru Cansu savcımız gelince korktular ve daha da bulamayacağımız yere götürdüler. En korktuğumuz şey şu umarım Gülistan'ı yakmamışlardır, kemiklerini de yakmamışlardır. Ben bunu kaldıramam" dedi.