Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum başkanlığında, kentte etkili olan yağışa karşı yürütülen çalışmalara ilişkin Afet Koordinasyon Toplantısı düzenlendi.
Bakan Murat Kurum, toplantının ardından yaptığı basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. İstanbul'u etkileyen yağmurun en son 83 yıl önce görüldüğüne dikkat çekerek Sarıyer Ayazağa'da 300 iş yeri ve 200 araç için hasar tespiti yapıldığını belirtti.

Tüm belediyelere çağrı yapan Bakan Kurum "Dere yataklarının temizlenmesi, dere ıslah çalışmalarının düzenli bakımı, yağmur suyu direnaj sistemlerinin güçlendirilmesi ve taşkın risklerinin yeniden değerlendirilmesi artık ertelenemez bir sorumluluktur." dedi.
Bakan Kurum'un konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"Sel felaketinden etkilenen tüm vatandaşlarımıza ve aziz milletimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu felakette İstanbul'da hayatını kaybeden 3 vatandaşımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına, sevenlerine başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
Ayazağa'da kaybolan 5 vatandaşımızı ve Kocaeli'de bir vatandaşımızı da arama kurtarma çalışmalarımızın ilgili valilerimizin koordinasyonunda emniyet birimlerimizce, AFAD'ımızca, jandarmamızca sahada yoğun bir şekilde arama faaliyetlerinin de kesintisiz devam ettiğini belirtmek istiyorum. İnşallah en kısa zamanda vatandaşlarımıza ulaşıyor olacağız.
Milletimiz müsterih olsun. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimiz tüm kurumlarıyla işte burada gördüğünüz gibi valilerimizin koordinasyonunda AFAD'ımız, emniyet birimlerimiz, itfaiyemiz, jandarmamız, Kızılay'ımız yine Çevre Şehircilik Bakanlığı ekiplerimizce birlikte bir koordinasyon içerisinde sahada çalışmalarımızı ilk andan ilk dakikadan itibaren yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz.

Bugünkü toplantımızda detaylı bir şekilde sel felaketinin nedenlerini, sonuçlarını, buradaki vatandaşlarımızın durumlarını ve ardından ortaya çıkan tabloyu hep birlikte değerlendirdik. Atacağımız adımları yine burada kararlaştırdık.
Şehrimiz 83 yılın en yüksek yağışın aldı. 83 yıldır böyle bir yağış yok ve metrekareye 24 saatte 186 kilogram ve şimdiye kadar da 273 kilogram yağış düştü. Bunun büyüklüğünü şöyle ifade edeyim: Metrekareye 273 kilogram yağış, 27 santim su yüksekliği demek. Yani çok basit şekilde anlatacak olursak, bilhassa selin yoğun yaşandığı, Sarıyer'de, Şile'de, Başakşehir'de, Güngören'de 27 santim su yüksekliği, işte son 48 saatte o ilçelere düştü. Ve bir günde İstanbul'da böyle bir yağış sonrasında barajlardaki doluluk oranı yüzde 7 seviyesinde arttı.

Felaketin ardından en önemli öncesi can güvenliği, vatandaşımızın canı. Ve bu noktada şu an itibariyle kurtarma bekleyen veya ulaşılamamış herhangi bir vatandaşımız yok. Tüm vatandaşlarımızı güvenli alanlara, emniyet birimlerimiz aldılar. Bazı vatandaşlarımızı misafirhanelerde misafir ediyoruz. Bu çerçevede tam 3 bin 57 elli vatandaşımızı güvenlik birimlerimiz sağ salim hamdolsun kurtardılar ve güvenli alanlara taşıdılar. Barınma taleplerinin gelmesine müteakip de yine İstanbul Valiliğimiz koordinasyonunda tüm barınma talepleri karşılanacaktır.
Sahada sel felaketi gören 39 ilçemizde 14 ayrı noktada 110 aracımızla yine itfaiyemiz, belediyelerimiz, vatandaşımıza sıcak çorba ve ihtiyaçlarını giderecek yardımları an ve an yapmaktadır. Bu çerçevede 48 toprak kayması vakası gerçekleşti ve yine 39 ilçemizde 53 istinat duvarı da yine bu aşırı yağış sebebiyle yıkıldı. Bu çerçevede tam 9755 ihbar bu koordinasyon merkezine geldi ve birimlerimiz 7 bin 800'üne anında müdahalelerini yaptılar. Ve orada vatandaşımızın ne talebi varsa ne ihtiyacı varsa devletimiz bu talepleri hızlı bir şekilde gerçekleştirdi.
Tabii hızlı bir şekilde hasar tespitine girdik. Vatandaşımızın mal hasarlarına ilişkin yine çiftçimizin ürün hasarlarına ilişkin ne varsa bunları da AFAD koordinasyonunda ilgili başkanlıklar, birimler hızlıca tespitlerini yapıyorlar ve şu ana kadar yapılan tespitler çerçevesinde sadece Ayazağa'da 300 iş yeri hasarı, 200 araç hasar tespiti yapıldı. Hasar tespitlerini hafta sonu itibariyle tamamlamayı hedefliyoruz ve bu kapsamda yapılan hasar tespitleri sonucunda vatandaşımızın evlerindeki hasarlara ilişkin yine binalarda yaşanan hasarlara ilişkin de devletimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları çerçevesinde her türlü desteği yapacaktır. Milletimiz bu noktada müsterih olsun.

Çiftçilerimizin hasarları var. Tarım ve Orman Bakanlığımız da bu konuda hasar tespitlerini hızlı bir şekilde yapıyorlar. 109 hayvanımız telef oldu, inşallah hafta sonu da Tarım ve Orman Bakanlığımız çiftçilerimizin telef olan hayvanlarına ilişkin yardımları gerçekleştiriyor olacak.
Çiftçimizin sera çadırlarına ilişkin yine oradaki yem, saman gibi ihtiyaçlarına ilişkin ihtiyaçları da valimiz koordinasyonunda gidereceğimizi de buradan ifade etmek istiyorum.
Ulaşımda yine tedbir amaçlı Eyüpsultan, Sarıyer ve Şile'de toplam 6 güzergah trafiğe kapatıldı. Bu tamamen tedbir amaçlı. Olası yağışlarla ilgili herhangi bir riski almamak üzere bu tedbiri aldık. Yollarımızı açmak için de çalışmalarımızı an ve an sürdürüyoruz.
Diğer taraftan elektrik kesintileri var. Yaklaşık 40 bin vatandaşımızın bu noktada elektrik kesintisi söz konusu. 10 bini Anadolu Yakası, yaklaşık 30 bini de Avrupa Yakası'nda olmak üzere. Burada da tedbir amaçlı bu işi yapıyoruz.
Yaklaşık 9 bin civarında su baskını ihbarı var ve bu ihbarların hepsine ekiplerimiz hızlı bir şekilde müdahale ediyorlar. Yani gerek şehrimizdeki araç gereçlerle gerek şehir dışından yine valimizle, İçişleri Bakanlığımız, AFAD'ımız koordinasyonunda istediğimiz araçlarla birlikte hızlıca müdahaleyi yapacağız. Yarın en geç cumartesi günü tüm baskınlardaki bu hasarı gidermek adına o iradeyi hep birlikte göstereceğiz.

Arama kurtarma ekiplerimiz, AFAD gönüllerimiz, itfaiyemiz, jandarmamız, emniyet birimlerimiz kim ihtiyaçsa vatandaşımızın, milletimizin yanında olacaktır. Ve orada gerek rüsubat, gerek hasarların giderilmesi, gerek eşyaların taşınması noktasında da milletimizle birlikte bu afetin etkilerini inşallah gideriyor olacağız.
Diğer taraftan Kocaeli ve Sakarya'da da kuvvetli yağışlar etkisini gösterdi ve bu iki ilimizde de su baskınları meydana geldi. Sakarya'da da metrekareye yaklaşık 140 kilogram yağış düştü. Bir ev yıkıldı, bir köprü çöktü ve özellikle Başiskele ve Kartepe ilçelerimizde su baskını ve dere taşkınları yaşandı.
Yine bu iki şehrimizde de valilerimizin koordinasyonunda belediyelerimiz ve tüm ekiplerimiz, devletimiz sahadadır. Milletinin yanında el birliğiyle inşallah bu sıkıntıları problemleri gidereceğiz ve arkadaşlarımız bu manada tek bir mağdur vatandaşımız kalmayana kadar hane hane dükkan dükkan çalışacağız.

Nasıl Kastamonu Bozkurt'ta yaptıysak nasıl Giresun'da Dereli'de hızlı bir şekilde aksiyon aldıysak Antalya'da yangın sonrası milletimize evlerini bir yılda nasıl teslim ettiysek İstanbul'daki sel sonrası aksiyonumuz da aynı şekilde olacak.
Devletimiz, milletimizin bu ihtiyaçlarını inşallah hızlı bir şekilde geçmişte yaptığı anlayışta giderecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Tabii tedbiri elden bırakmayacağız. Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün uyarıları devam ediyor.
Yarın sabah itibariyle özellikle Avrupa Yakası kısmında yeniden yağışlarımız var. Sarı kodlu uyarımız İstanbul için yine diğer illerimiz için 24 ilimiz için devam ediyor. Ve cumartesi günü de yağışların İstanbul'un genelinde devam edeceğini Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz bize söylüyor.
Olumsuz hava şartlarının devam edeceğinden vatandaşlarımızdan ricamız zorunlu olmadıkça evden çıkmamaları. Herhangi bir ihtiyaçları varsa kaymakamlarımıza, belediyelerimize iletebilirler. O ihtiyaçları da hızlı bir şekilde giderme yoluna gideceğiz.
Zonguldak ve Düzce'de turuncu uyarımız var. Ve bu illerimizde de bizler gereken tüm tedbirleri yine valilerimizin koordinasyonunda alıyoruz ve vatandaşlarımızdan da bu noktada tedbirli olmalarını istirham ediyoruz.
İstanbul'da yaşadığımız her afet her böylesi sıkıntılı olay bize acı gerçeği bir kez daha hatırlatıyor. İklim değişikliği artık geleceğin değil bugünün en önemli gündem maddesi. Bugün baktığınızda sadece bizde değil dünyanın birçok bölgesinde birçok ülkesinde farklı coğrafyalarında aşırı yağışlar, seller, kuraklık, yangınlar yaşanıyor ve hem vatandaşların bu noktada malına canına zarar vermeye devam ediyor.

Son dönemde Brezilya'yı gördük. Nepal'de yaşanan acıyı hep birlikte gördük ve işte bu olaylar da aslında iklim değişikliğinin en somut göstergeleri. Özellikle Nepal'de aşırı yağışların yol açtığı seller ve heyelanlar şehirlerimizin bu tür afetlere karşı hazırlamanın ne kadar önemli olduğunu da bir kez daha gözler önüne serdi. Ülkemizde yaşadığımız bu yoğun yağışlar da aslında aynı gerçeği bir kez daha ortaya koymaktadır.
İklim değişikliği maalesef yağış rejimini etkiliyor ve artık çok daha kısa sürelerde yani tahmin edemeyeceğimiz belki hesap edemeyeceğimiz o sürelerde çok daha yoğun yağışlarla karşılaşabiliyoruz.
Geçmişin verileriyle geleceği planlayamayız. Bu artık gün gibi ortada ve şehirlerimizi yalnızca o geçmişteki afetlere göre değil gelecekte karşılaşacağımız daha şiddetli hava olaylarını da dikkate alarak planlamak mecburiyetindeyiz.
Bugün buradaki istişarelerimizde işte Ayazağa'daki Cendere'deki dere kesitlerinden oradaki dere ıslahlarının yapılmasına kadar birçok konuyu hep beraber istişare ettik. Oturduğumuz makamlar aldığımız görevler bize bir sorumluluk yüklüyor ve bu sorumluluğun gereği de hep birlikte bu işleri gidermek mecburiyetindeyiz. Ve devletimiz bu noktada gereken her türlü desteği tüm belediyelerimize bu manada verecektir.
İstanbul'un tüm afetlere karşı dirençli bir şehir haline getirilmesi çok çok önemli bir konudur ve biz bunu birlikte yapmaya mecburuz. Yani vatandaşımızla, devletimizle, belediyelerimizle bunu yapmaya mecburuz. İstanbul'un öncelikli ve tek gündemi budur, bu olmalıdır.
Devletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları çerçevesinde seferberlik şuuruyla, tüm imkanlarıyla İstanbul'un, İstanbullu hemşerilerimizin yanındadır. Bakanlık olarak biz de riskli konutlarımızı afete hazırlama noktasında tüm birimlerimizle sahadayız ve buradan özellikle belediyelerimize de seslenmek istiyorum.
Dere yataklarının temizlenmesi, dere ıslah çalışmalarının düzenli bakımı, yağmur suyu direnaj sistemlerinin güçlendirilmesi ve taşkın risklerinin yeniden değerlendirilmesi artık ertelenemez bir sorumluluktur.

Merkezi yönetimimiz, yerel yönetimlerimiz ve bilim dünyamızla birlikte hareket etmeli bu ve benzer olayları yaşamamak adına adımlarımızı kararlı bir şekilde atmak mecburiyetindeyiz.
Bugüne kadar hesaplarımız bugüne kadar yapılan değerlendirmeler o işte 50 yıllık 100 yıllık debilerin yağışların hesaplarının bugün tutmadığını da hep birlikte yaşayarak görüyoruz. Dolayısıyla bugünün şartlarına göre bugünün ihtiyaçlarına göre hep birlikte hareket etmek mecburiyetindeyiz. ve yani İstanbul bizim göz bebeğimiz.
İstanbul'un herhangi bir sıkıntısı Türkiye Cumhuriyeti'nin sıkıntısıdır. Milli güvenlik meselesidir. Her zaman söylüyoruz işte afet risklerine uyum, afet risklerine şehrin dirençli hale getirilmesi bizim mecburiyetimizdir. Ve bu mecburiyet doğrultusunda da hep birlikte çalışmak mecburiyetindeyiz."