Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

15 Temmuz 2026’da gerçekleşen, güçlü devlet ve millet iradesiyle kısa sürede bastırılan hain kalkışmanın 10. yılında, FETÖ itirafçısı çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Elli yıl boyunca örgüt içinde faaliyet gösteren ve adı bizde saklı örgütün üst düzey bir yöneticisi, örgütün nasıl çözüldüğünü anlattı.
FETÖ terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen’in ölümüyle örgütteki çözülmenin hızlandığını belirten itirafçı FETÖ’cü “Yaşananlara bakıyorum, o zaman ‘İyi ki ülke yönetimini ele geçirememişiz. Bu insanlarla iktidara gelsek her şeyi mahvederdik, tam bir felaket olurdu, diyorum” ifadelerini kullandı.
FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’le lise döneminden başlayarak aynı ortamı uzun süre paylaştığını kaydeden firari isim örgüt içerisinde yaşanan ve bugüne dek bilinmeyen birçok olayı Türkiye Gazetesi’ne anlattı. “En büyük kırılma hedefe kısa yoldan varalım anlayışının kabulü ile yaşandı” diyen ve bir dönem örgüt içerisinde kritik görevlerde bulunan FETÖ yöneticisi bütün bu süreçte yaşananları şöyle özetledi:

“Gülen’in yurt dışına çıkışı bir milat oldu. Ölmeden önce Kasım Gülek ve Bülent Ecevit’le bu konu birçok defa istişare edildi. Örgüt içerisinde özellikle Mustafa Özcan ve ekibi örgüt lideri Gülen’in Türkiye’den çıkmasını istiyordu. Amacı burada ipleri tamamen ele geçirmekti. İşte bu hedef doğrultusunda Bülent Ecevit dâhil birçok kişiyle görüşerek F. Gülen’i iknaya çalıştılar. En son Bülent Ecevit doğrudan arayarak Amerika’ya gitmesini istedi.”

“Örgütün 15 Temmuz dönemi hükmettiği para miktarı 100 milyar dolardan fazlaydı. Darbe girişimi sonrası hızla erimeye başladı ve özellikle F. Gülen’in ölümünden sonra paralar tepedeki ‘abiler’ tarafından korkunç bir biçimde yağmalandı. İtiraz eden kim varsa muhteris diye yaftalayarak aforoz ediyorlar. Tabanda çok büyük öfke ve isyan var ancak özellikle yurtdışındakiler mevcut durumları sebebiyle korkuyor. Örgüt üst yönetimiyle yaşanacak sorunun kaldıkları ülke idaresine yansımasından ve iade gibi ihtimallerden çok çekiniyorlar.”

“Yukarıda tam anlamı ile kapalı devre mafyatik bir yapı oluştu. Örgüt içi sorunlarla ilgili ölü taklidi yapıyorlar. Hatta tabandakilerin daha fazla eziyet çekmelerini istiyorlar. Çile ile olgunlaşacaklar düşüncesiyle hareket ediyorlar. Ne Gaybubet ne de cezaevindekiler üst yönetimin umurunda değil. Hatta alt sınıfın yaşadığı zorluklar tepedekilerin kazancını artırıyor. Türkiye ile de kasıtlı olarak gerilimi derinleştirerek düşmanlığın artması için çabalıyorlar.”

“Gelinen noktayı yenilgi ve bitiş olarak görerek bütün yapılanları eleştirenler linç ediliyor. Ancak devletle barışalım, samimi olarak hatalarımızdan dönelim diyenler linç ediliyor. Anlaşılacaksa da tepeden biz yaparız diyorlar. Ancak herhangi bir eylem planları ve gelecek perspektifleri yok. Sadece mevcut statüko devam etsin diyorlar. PKK dahi silah bıraktı ve kendisini feshettiğini açıkladı ancak bu yapıda birileri inatla terör örgütü olarak kalalım ısrarını sürdürüyor.”

“Bilinenin aksine örgütün yüzde 90’ı hâlen Türkiye’de. Yurt dışına kaçabilenler azınlık. Mustafa Özcan, Cevdet Türkyolu, Abdulhamit Bilici, Ekrem Dumanlı, Talip Büyük, Mustafa Yeşilyurt, İzzet Akyar, Temel Alsancak, Adil Öksüz gibi isimler 15 Temmuz dâhil olan biten her şeyde en büyük pay sahibi olan kişiler. Bunlar Türkiye’den ve hariçten birçok kişi ve kurumla gizemli ilişkiler kurdu. Diyalog hâlinde olunan dış istihbarat servisleri de vardı ve bu noktada esas sorun bizim onlara hazırlıksız ve kullanılabilir durumda yakalanmamız idi.”

“Güç zehirlenmesi her şeyi mahvetti. Şu an insanların zihninde cevap arayan binlerce soru var ve hiçbir muhatap bulamıyorlar. Yıllarca örgütte kalmış çok sayıda kişi ateist oldu. Boşanmaların haddi hesabı yok. Hiçbir biçimde kimse örgüt yönetimine ve işleyişe güvenmiyor. Gülen’in ölümünden sonra Mısır dâhil 10 ülke kazan kaldırdı ve ABD’deki idareyi tanımıyoruz, dedi. Şu an 2016’daki ekonomik durum ve insan sayısı itibarı ile yüzde 80 küçüldük ve erime hâlen sürüyor. Sadece yukarıda küçük bir klik lüks içerisinde yaşıyor.”

“Dünyada okul açılmayan ve hiçbir girişimde bulunmadığımız tek ülke İsrail oldu. Gülen bize sürekli olarak hiçbir biçimde İsrail’le karşı karşıya gelmeyin talimatı verirdi. Benim de olduğum bir ortamda Abdullah Aymaz ısrarla İsrail’in hoşuna gitmeyecek ve bizimle karşı karşıya geleceği bir durumu sorduğunda Gülen, beni buradan sınır dışı ettirmek mi istiyorsunuz diyerek çıkıştı. İsrail’den ve İsrail lobisinden isimlerle zaman zaman görüştüğü oluyordu. Arada köprü isimler de vardı.”

“Darbeye dair hâlen karanlık noktalar ve cevap bekleyen sorular mevcut. Adil Öksüz, Temel Alsancak, Ekrem Dumanlı ve Mustafa Özcan’ın kimlerden hangi direktifleri aldığı ve o gece bunu kimlere ilettiği olayların düğüm noktası. O kalkışma bir erken doğum operasyonuydu. Kendi iç dinamikleri ile haricî unsurlar iş birliği yaparak bu sonucu doğurdu. Benim gibi birçok kişi son 10 yılda olanlara bakıp iyi ki başaramamışız diyor. Çünkü bu kadrolar ülkeyi çok büyük felakete götürürdü.”

“Darbenin bir diğer yansıması ise Fetullah Gülen’in 1997 yılında yapının global emniyet unsuru olarak ABD’yi gördüğü için buraya göç etti. Aslında bir anlamda ABD istihbaratı, Gülen’i rehin alarak dünya geneli faaliyetlerin garantörü, belirleyici aktörü oldu. Yapı içerisinde bu durum Amerika bizim sigortamız şeklinde lanse edildi. Yine örgüte ait paraların yüzde 80’i Amerika’ya akacak şartı getirildi.”