Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
İstanbul'da geçtiğimiz hafta etkili olan görece serin hava yerini ''Eyyam-ı bahur'' sıcaklarına bıraktı. Yüksek nem nedeniyle termometreler mevsim normallerini gösterse bile hissedilen sıcaklık önemli ölçüde arttı.
İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er'e yaptığı özel değerlendirmede özellikle 4-5 Ağustos ile 8-9 Ağustos tarihlerinde hissedilen sıcaklığın zirve yapacağını belirterek vatandaşlara kritik uyarılarda bulundu.
Kadıoğlu, ayrıca ayın son 10 günü için yeni bir sıcak hava dalgası ihtimaline işaret etti.
''Eyyam-ı bahur'' olarak bilinen dönem gerçekten her yıl yılın en sıcak günleri anlamına mı geliyor?
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Halk takvimimizde 31 Temmuz – 7 Ağustos arası "eyyam-ı bahur", yani "buhar günleri" olarak bilinir. Bu adlandırma, gökyüzünün en parlak yıldızı Şi'râ'nın (Sirius) şafak vakti Güneş'le birlikte doğmaya başladığı günlere dayanır; eskiler yılın en sıcak haftasının bu döneme denk geldiğini gözlemlemiş ve takvime not etmiştir. Bu, uzun yılların bir ortalamasıdır ve iklim istatistiği olarak doğru bir gözlemdir; ama bir hava tahmini değildir. Atmosfer takvime bakmaz: Sıcak hava dalgası bir yıl temmuzun ortasında, bir yıl ağustosun sonunda gelir; bazı yıllarda ise "eyyam-ı bahur" haftası serin bile geçer. Nitekim bu yıl tam da öyle oluyor: "Eyyam-ı bahur" denilen şu günlerde İstanbul'da termometreler rekor değil, neredeyse mevsim normalini gösteriyor. Ayrıca "Aynı anda bütün yurtta eyyam-ı bahur sıcakları" diye bir şey de meteorolojik olarak mümkün değildir: Bugün İstanbul'da en yüksek sıcaklık 31–32 derece iken, Şırnak Cizre'de 44 dereceye yaklaşıyor; yani ülkenin bir ucu ile diğeri arasında 12–13 derece fark var. Artık hava tahminleri takvimle, atalar sözüyle değil; süper bilgisayarlarda çalışan sayısal hava tahmin modelleriyle noktasal ve zamansal olarak yapılıyor.''
'İstanbul'da önümüzdeki günlerde yeni bir sıcaklık rekoru bekleniyor mu? İstanbul için hava tahmininde nasıl bir tablo görünüyor? En riskli günler ne zaman olacak?
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''İstanbul'da önümüzdeki günlerde yeni bir sıcaklık rekoru beklenmiyor. İstanbul'da ağustos ayının uzun yıllar ortalama en yüksek sıcaklığı 29,7 derece; ölçülmüş ağustos rekoru ise 40 derece civarındadır. Oysa açık kaynaklı küresel modellerin (Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi ECMWF, Amerikan GFS ve Alman ICON) bugünkü çıktılarına göre İstanbul'da önümüzdeki 10–14 gün boyunca en yüksek sıcaklıklar 28–32 derece bandında salınacak. Daha da önemlisi: ECMWF'nin aynı tahmini 51 ayrı senaryoyla çalıştıran "ensemble" (topluluk) sistemine baktım; 51 senaryonun bir teki bile önümüzdeki 10 günde İstanbul için 32 dereceyi aşan bir değer üretmiyor. Yani rekor bir yana, sıra dışı bir hava sıcaklığı bile görünmüyor.''
Sıcaklardan bu kadar bunalmamızın asıl sebebi ne?
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Bunalmanın asıl sebebihava sıcaklığı değil, nem. Önümüzdeki günlerde İstanbul'da ortalama bağıl nem yüzde 65–80 aralığında seyredecek. Isınan Marmara ve Karadeniz'den gelen nemli hava, terin buharlaşarak vücudu serinletmesini engelliyor; bu yüzden 30–31 derece, 35–36 derece gibi hissediliyor. Nitekim modeller 8 Ağustos Cumartesi için İstanbul'da hissedilen sıcaklığın 35 dereceyi aşabileceğini gösteriyor. Benim için asıl kritik olan iki şey var: Birincisi, hissedilen sıcaklığın zirve yapacağı 4–5 Ağustos ile özellikle 8–9 Ağustos günleri. İkincisi ve halkın pek bilmediği tehlike ise geceler: Gece en düşük sıcaklıklar 22–23 derecenin altına inmeyecek. Buna "tropikal gece" diyoruz. Gündüz sıcaktan bunalan vücut gece de serinleyip dinlenemeyince, özellikle yaşlılarda ve kalp-damar hastalarında risk asıl o zaman birikiyor. Kısacası İstanbul'da manşetlik bir rekor yok; ama nemli, bunaltıcı ve geceleri serinlemeyen tehlikeli bir hafta var.''
Önümüzdeki günlerde sıcaklık artışı en çok hangi bölgelerde ve hangi illerde hissedilecek? Mevsim normallerinin üzerine çıkması beklenen şehirler hangileri?
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Sıcak hava dalgası ülkenin her yerinde aynı anda ve aynı şiddette yaşanmıyor. Açık kaynaklı model çıktılarına göre önümüzdeki 10–14 günün şampiyonu Ege Bölgesi olacak. İzmir'de ağustos ayının uzun yıllar ortalama en yüksek sıcaklığı 33,0 derece iken, modeller 8–13 Ağustos arasında art arda 38–39 derece gösteriyor; yani normalinin 5–6 derece üzerinde, tam anlamıyla bir sıcak hava dalgası. Aydın'da 9–10 Ağustos'ta 40–41 derece bekleniyor; üstelik Aydın'da hissedilen sıcaklık 42–43 dereceyi bulacak. Güneydoğu Anadolu'da Şırnak Cizre 43–44 derece ile yine Türkiye'nin en sıcak noktası olacak; Şanlıurfa ve Diyarbakır 40–42 derece ile normallerinin 2–3 derece üzerinde seyredecek. Antalya'da denize paralel esen rüzgarın zayıfladığı 11–13 Ağustos'ta sıcaklık 37 dereceye tırmanacak. Ankara'da ise 7–8 ve 16–17 Ağustos'ta 34–35 derece ile normalin 3–4 derece üzerine çıkılacak. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün haftalık tahmini de Doğu Anadolu'nun kuzey ve doğusunda sıcaklıkların normallerin 1–3 derece üzerinde olacağını söylüyor.''
İstanbul, İzmir, Aydın ve Adana gibi şehirlerde sıcaklıkların etkisi neden birbirinden bu kadar farklı? 40 derecelik kuru sıcak mı, yoksa 35 derecelik yüksek nemli sıcak mı insan sağlığı açısından daha tehlikeli?
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Herkesin "eyyam-ı bahur kavuruyor" dediği İstanbul, listenin en altında ve normalinin civarında. Buna karşılık kimsenin adını anmadığı Aydın ve İzmir normalinden 5–6 derece sapmış durumda. İşte bu yüzden "bütün yurdu saran sıcaklar" edebiyatı yerine, il il ve gün gün konuşmak zorundayız. Bir de nem faktörünü unutmayalım: Adana'da termometre "sadece" 35–36 derece gösterecek ama yüzde 70'e varan nemle hissedilen sıcaklık 39–41 dereceyi bulacak; geceler ise 27 derecenin altına inmeyecek. Kuru sıcağın hüküm sürdüğü Diyarbakır'da 40 derece, nemli Adana'nın 35 derecesinden daha kolay tolere edilebilir.''
Rüzgarlı ve görece serin geçen günlerin ardından sıcaklıkların kısa sürede yeniden yükselmesinin nedeni nedir? Bu ani değişim hangi atmosferik ve meteorolojik sistemlerden kaynaklanıyor?
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Yazın bizim bölgemizde hava, iki büyük basınç sistemi arasındaki bilek güreşiyle belirlenir: Bir yanda Atlantik'teki Azor yüksek basıncı, diğer yanda Basra Körfezi üzerindeki ısıl alçak basınç. Bu ikisi arasındaki basınç farkı, Ege ve Marmara'da yazın meşhur kuzeyli rüzgarlarını, yani poyrazı (eski adıyla etezyen, "meltemler") üretir. Poyraz kuvvetli estiği günlerde Balkanlar ve Karadeniz üzerinden görece serin hava taşınır, deniz karışır, hava dalgalı ama ferah olur. İşte geçtiğimiz rüzgarlı ve serin günlerin sebebi buydu. Azor yüksek basıncı, atmosferin yaklaşık 5,5 kilometre yukarısında (meteorolojideki adıyla 500 hPa seviyesinde) Balkanlar ve Türkiye üzerine bir "sırt" şeklinde uzanıyor. Yüksek basınç sırtının altında hava yukarıdan aşağıya çöker; çöken hava sıkışır ve tıpkı bisiklet pompasının ısınması gibi her kilometrede yaklaşık 10 derece ısınır. Buna çökme (subsidans) ısınması diyoruz. Aynı zamanda sırtın güney kanadında Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz kökenli sıcak hava kütlesi ülkemize taşınır, gökyüzü bulutsuz kaldığı için güneşlenme de tam gaz çalışır. Sırt kurulunca poyraz kesilir, deniz meltemi zayıflar ve denizden buharlaşan nem alçak seviyelerde birikir; sıcaklık ve bunalma birlikte gelir. Hava kütlesi değişimi rüzgârla 24–48 saat içinde gerçekleştiği için halk bunu "ani" bir değişim olarak yaşar; oysa atmosfer için bu gayet olağan bir nöbet değişimidir. Bu "ani" değişimler bizim için sürpriz değil. Küresel modeller bu sırt-çukur nöbetleşmesini 5–7 gün önceden gayet iyi yakalıyor. Üstelik artık tek bir tahmine de mahkûm değiliz: Aynı model, başlangıç koşulları minik farklarla değiştirilerek 30–50 kez ayrı ayrı çalıştırılıyor; buna "ensemble" (topluluk) tahmini diyoruz. Senaryoların çoğu aynı sonucu gösteriyorsa tahmine güvenimiz yüksek demektir; senaryolar birbirinden ayrışıyorsa "belirsizlik var" deyip olasılık veriyoruz. Somut örnek: Önümüzdeki cumartesi (8 Ağustos) için Amerikan GFS modeli İstanbul'da 33,6 derece gösterirken Avrupa'nın ECMWF modeli 31 derece diyor; 51 üyeli topluluk tahmininin ortancası ise 30 derece civarında. Biz de bu yüzden "cumartesi 30–32 derece, düşük bir ihtimalle 33–34" diye konuşuruz. Meteoroloji kesin hüküm mesleği değil, olasılık ve risk yönetimi mesleğidir.''
Önümüzdeki günlerde İstanbul ve diğer bölgeler için yeni bir sıcak hava dalgası bekleniyor mu? Hangi bölgeler daha fazla risk altında?
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Ayın geri kalanı için elimizdeki en dürüst araç yine topluluk (ensemble) tahminleri. Amerikan iklim tahmin sisteminin (CFS) 51 senaryosuna ay sonuna kadar baktım: İstanbul için senaryoların ortalaması ay boyunca 29–30 derece bandında, yani normal civarında kalıyor. Ancak 20 Ağustos'tan sonra bazı senaryolar 35–38 dereceyi gösteriyor; yani ayın son on gününde İstanbul'u da etkileyecek yeni bir sıcak hava dalgası ihtimali masada. Bugünden "şu tarihte gelecek" demek falcılık olur; bu tür bir dalganın tarihi ancak 5–7 gün kala netleşir ve o zaman noktası ve saatiyle söylenir. Ege için tablo daha net ve daha kaygı verici: İzmir'de senaryoların ortalaması ağustos sonuna kadar 38–39 derecede kalıyor. Yani Ege'de bu sıcak hava dalgası kısa bir misafir değil; ay boyunca sürecek uzun soluklu bir kuşatmaya dönüşebilir.''
Kuraklık ve orman yangını riskini artırabilecek meteorolojik koşullar öngörülüyor mu? En kritik bölgeler hangileri?
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Kuraklık ve yangın cephesinde durum ciddi. Önümüzdeki 14 günde Marmara'nın güneyi, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu'da kayda değer yağış görünmüyor; MGM'nin haftalık tahmininde normal üstü yağış yalnızca Orta Karadeniz'in iç kesimleri için öngörülüyor. Orman yangını meteorolojisinde pratik bir kuralımız vardır, "30–30–30 kuralı": Sıcaklık 30 derecenin üzerine çıkar, bağıl nem yüzde 30'un altına iner ve rüzgar saatte 30 kilometreyi aşarsa, çıkan her kıvılcım büyük yangın adayıdır. Önümüzdeki günlerde bu üçlü en çok Ege'de bir araya geliyor: 9–14 Ağustos arasında İzmir, Aydın, Muğla, Manisa ve Çanakkale çevresinde 38–41 derece sıcaklık, yüzde 35–45'e düşen nem ve zaman zaman saatte 20–30 kilometreye ulaşan rüzgar birlikte görülecek. Güneydoğu'da ise nem yüzde 16–25'e kadar düşüyor; orada da anız yangınları büyük tehlike. Bu tarihlerde ve bu yörelerde piknik ateşi, anız yakma, izmarit, cam şişe ve tarlada-bahçede kıvılcım çıkaran her türlü iş, olası bir felaketin fitilidir.''
Vatandaşlar özellikle hangi tarihlerde ve hangi bölgelerde daha dikkatli olmalı?
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: ''Vatandaşlarımız için takvimi şöyle özetleyeyim: İstanbul ve Marmara'da 4–5 ve özellikle 8–9 Ağustos'ta nem kaynaklı bunaltıcı günler ve tropikal geceler; Ege içlerinde ve kıyılarında 8–14 Ağustos arası hem aşırı sıcak hem yüksek yangın riski; Antalya kıyılarında 10–13 Ağustos; Güneydoğu'da ise ay boyunca 40 derece üzeri sıcaklar. Sıcak hava dalgasında ölümler çoğunlukla haberlere "sıcaktan öldü" diye değil, kalp krizi ve böbrek yetmezliği diye yansır; bu yüzden sıcak hava dalgasını ben hep "sessiz afet" diye anarım. Kural basit: 11.00–16.00 arasında zorunlu değilseniz güneşe çıkmayın, susamayı beklemeden su için, çay-kahve ve alkolü azaltın; yaşlılarınızı, kronik hastalarınızı, gebeleri ve açık havada çalışanları kollayın; çocukları ve evcil hayvanları asla arabada bırakmayın. Klimasız evlerde geceleri karşılıklı pencerelerle çapraz havalandırma yapın, gündüz güneş alan camları perdeyle kapatın.''