Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası kameraların karşısına geçti.
Ömer Çelik; fon soruşturması, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci, Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçmesi gibi birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.
Çelik'in konuşmasından satır başları:
"Cemil Tugay'ın katılım törenini hep beraber izledik. Kendisine bir kere daha hoş geldin diyoruz. Bundan sonrasında inşallah İzmir'imiz çok daha güçlü hizmetlerle, merkezi hükümetle, yerel hükümet arasındaki koordinasyonun tam olarak sağlandığı bir çerçeve içerisinde geleceğe güzellikle, iyilikle, iyi hizmetlerle bakacak. Tabi Cemil Bey aslında çok zarif bir konuşma yaptı. Niçin AK Parti'ye geldiğini hiç kimseye itham etmeden, hiç kimseye bir şey söylemeden çok kendi prensipleri, kendi değerlendirmeleri arasından çok çerçeveli bir şekilde ortaya koydu. Ama görüldüğü gibi önceki partisindekilerin 2-3 gündür yaptığı sadece bir hakaret kampanyasından ibaret. Aslında bütün bunlara bakıldığında o partilerde niye durulmaması gerektiğini, o partilerde niye hiçbir şekilde hizmet siyasetinin söz konusu olamayacağını gösteren bir üslubu her açıdan ve her zeminde kullanmaya devam ediyorlar.
Bugün değerli yol arkadaşımız, uzun yıllar birlikte çalıştığımız Bekir Bozdağ bey görevini sağlık sorunları nedeniyle bıraktı. Kendisinin daha sağlıklı şekilde partimize ülkemize hizmet edeceğine inanıyoruz. Genel Başkan danışmanı olarak atanmışlardır kendileri.
Gündemimizin en önemli maddelerinden bir tanesi Terörsüz Türkiye süreci. Bununla ilgili olarak partimizde kurduğumuz mekanizma en güçlü şekilde çalışmaya devam ediyor. Terörsüz Türkiye sürecinin ile ilgili olarak kurulan kurul, komisyonlar kendi ritmi içerisinde çalışıyor. Burada ayrıca işin Suriye boyutu ve Irak boyutunda da önemli gelişmeler var. Zaman zaman bazı örgüt mensuplarının çerçeve yasanın yürürlüğe girdiğini ancak uygulanmadığını söyledikleri gerçeği yansıtmıyor. Zaten çerçeve yasanın kapsamında da var. Örgütün bir bütün halinde silahları bırakması, tüm yapılanmalarının faaliyetlerine son vermesi ve örgüt mensuplarının ortak mekanizma tarafından belirlenen yerlerde toplanmaları çerçeve yasanın uygulanmasının gerek şartıdır. Bu şimdi meclisimiz 467 gibi yüksek bir kabulle bunun önünü açan bir düzenleme yapmıştır. Siyasi atmosferde buna yüksek bir destek vardır. Toplumsal destek son derece yüksektir.
Tabii merkezi Irak yönetiminin Sincar'da kontrolü sağlamasının arkasından, bu gerçekleştikten sonra 60 günlük bir süre içerisinde Başika Zelikan Kampı'nın kademeli olarak ülkemiz tarafından Irak güçlerine devredilmesi de, güçlerimiz tarafından Irak güçlerine devredilmesi de öngörülmektedir. Oraya gidişimizin belli sebepleri vardır. O sebeplerden bir tanesi o zamanki merkezi Irak hükümetinin Türkiye'ye dönük bu terör saldırılarını engelleyememesiydi. Şimdi Türkiye-Irak mutabakatı kapsamında eğer Sincar'ın kontrolü merkezi Irak yönetimine geçerse bir burada bir çalışma yapılıyor. Başika Zelikan Kampı'nın da merkezi Irak yönetimine devredilmesiyle ilgili bir çalışma yapılıyor. Bununla ilgili bir öngörü oluşturulmaya çalışılıyor. O tabii bütün bu gelişmelere ve bunun Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge sürecinin bu bahsettiğim Irak'taki yansımalarına göre gerçekleşecek bir meseledir.
Fon vurguncularının mağdur ettiği vatandaşlarımızın haklarının korunması için de bir eylem planı ortaya çıkarıyor. Bu vurguncular tarafından hakları gasp edilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Burada kim tamahkarlık yapmış, kim gerçekten bir haksızlığa uğramış, devletin elindeki bilgi ve belgeler tüm bunları açığa çıkarabilecek kapasiteye sahiptir. Bu çıktığı zaman tüm kurumların yaptığı, bütünsel bir şekilde yaptığı, tam bir koordinasyonla yaptığı bu çalışma çerçevesinde kısa sürede bu süreçler tamamlanacaktır. Yine dediğim gibi vatandaşlarımızın haksızlığa uğrayanların haksızlıkların telafisi için atılacak adımlarla ilgili bir eylem planı ortaya çıkmıştır. Yine bunun bir daha tekrar etmemesi için nasıl bir yasal düzenleme, kaç maddelik bir düzenleme gerekiyorsa onun da Yüce Meclis'e gönderilmesi için gereken adımlar atılacaktır.
Onların belediyelerindeki dolandırıcılıkların, vurgunların temizlenmesi mücadelesini de biz veriyoruz. Bu net. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızı hedef aldığı sözler kendi partisini vurgunculara, dolandırıcılara kaptırmış birisinin siyasi saçmalıklarından öteye gitmiyor. Elinde belge olan götürüp yargıya versin. Özel'in iddiaları elinde patladı. Bu işin temizlenmesinin başındaki irade Erdoğan'dır.
Cumhurbaşkanımızın Suriye'ye gitme arzusu var. Tabii bu Suriye ile birlikte koordine edilecek bir konu. Çalışılıyor bunun üzerinde. Bizim birimlerimizle Suriye birimleri arasındaki çalışma bu konuda devam ediyor. Fakat tarih henüz kesinleşmedi. Ama bu çalışma devam ediyor.
Herkesin iç siyaset gündemi farklı olabilir. Biz bunlarda anlaşmazlık yaşadığımızda da iki kardeş ülke olarak konuşarak yolumuza devam ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız ile Aliyev arasında kardeşlik ilişkisi var. Araya giren ülkeleri bir kenara iterek siyasi tartışmaların ve siyasi konuşmaların herhangi bir siyasi çelişki ve gerilime dönüşmesine asla müsaade etmeyerek ve bazı eylem ve işlemleri sanki partimiz adına yapıyorlarmış gibi yapanların bizimle ilgisi olmadığını net bir şekilde ifade ederek bunu bir kere daha söylüyorum ki biz iki devlet tek milletiz kardeşliğimiz ebedi bir kardeşliktir. O sebeple bundan sonrasında da aynı kardeşlikle aynı dayanışmayla yolumuza devam edeceğiz inşallah"